banner114

Bordo-mavi formamla ben Trabzonspor’dum!

ALİ YAVUZ KİMDİR?

Ali Yavuz, 1949 yılında 3’ü kız, 4 çocuklu bir ailenin 3. çocuğu olarak Kastamonu’na dünyaya geldi.

İlk ve orta öğrenimini İstanbul’da tamamlayan Yavuz, futbol oynamak için eğitim hayatını ortaokuldan sonra sürdürmedi.

Semtlerdeki turnuvalarda şansını deneyen Yavuz, kendi oturduğu semtte yaşı küçük olduğu için seçilemedi. Ali Yavuz, ertesi sene Kireçburnu semtindeki yazlık turnuvaya katılarak yüksek bir performans sergiledi ve burada kulüplerin dikkatini çekti. Ancak o, kendi semti olduğu için Sarıyer’i tercih etti ve amatör olarak orada oynamaya başladı. Sarıyer macerası çok uzun sürmeyen Ali Yavuz, buradan Balıkesir’e gitti. Şampiyonluğun Boluspor’a kaptırılmasının ardından bu kez Düzcespor’a gitti. Düzcespor’un şampiyon olduğu sene Rizesporluların dikkatini çekti ve bu takıma transfer oldu.

O sezon Trabzonspor’dan Rizespor’a kiralık olarak giden Faruk Özak’la takım arkadaşı olan Ali Yavuz, ertesi sezon birlikte Trabzonspor’un yolunu tuttu. Ve Trabzonspor’un 2. Lig’den 1.Lig’e çıktığı dönemde takıma katılan Ali Yavuz, oldukça başarılı bir grafik çizerek burada da kendisini gösterdi.

Trabzonspor’da 4 sezon futbol oynayan Ali Yavuz, 143 maça çıktı. 4 yılda 3 şampiyonluk, çok sayıda kupa kaldırdı. Ve kariyerinde sarı ve kırmızı kart görmeyen ender futbolculardan birisi oldu.

Ali Yavuz aslında Trabzonspor tarihinde en özel yerlerden birisinde yer alıyor. Zira o, Trabzonspor’un 2. Lig’den 1. Lig’e çıktığı sezon ilk golünü atan isimdi. Üstelik de deplasmanda oynanan maçta attı o ilk golü. Sonrasında gollerine devam etti Ali Yavuz ve üst üste şampiyonluklar yaşayıp kupalar kaldırdı takım arkadaşlarıyla beraber…

Yavuz, Trabzonspor’la birlikte hayatında öylesine anılar, öylesine güzel şeyler biriktirdi ki... Bir anısını, bir güzel hikâyeyi anlatırken tam bitiriyorduk ki yeniden döndük Avni Aker anılarına…
Ankaragücü ile Ankara’da oynanan maçı anlatmadan olur muydu hiç? Şenol Güneş’in o dönem Ankaragücü formasını giyen eski hakem Erman Toroğlu ile çarpışması sonucu sakatlanması… Ve oyuncu değişikliği hakkı bittiği için de bordo-mavililerde kaleye geçecek isim kim olacaktı? O kaleye geçen isim Ali Yavuz oldu. Enteresan olan bir başka şey ise kaleye geçmeden önce takımının golünü atan isim de kendisiydi. Yani önce takımının golünü attı, sonra da kaleye geçti. Bu karşılaşmayı Trabzonspor 1-0 kazandı.

Ali Yavuz, o karşılaşmayla Trabzonspor kariyerine yeni bir hikâye daha ekleyerek tarihe not düşüyordu. Belki röportajın en başında söyleyeceğini de bize en sonunda söylüyor. Ama biz yine de burada belirtelim: Trabzonspor’un şampiyonluk kadrosundaki tek yabancı isimdi Ali Yavuz... Yabancı derken, Trabzon kökenli olmayan tek isimdi o... Ama o kendisini hiç yabancı görmedi. Takım arkadaşlarıyla öylesine uyumlu, öylesine arkadaş olmuştu ki… “Ben Trabzonluyum, ben Trabzonsporluyum, ben Trabzonspor’un kendisiyim.” diyordu.

Yine bir ilginçlik ve yine Ali Yavuz’la yaşandı belki de Trabzonspor tarihinde. Evet, bir hayli geç de olsa jübilesini 2001 yılında 24 sene sonra Avni Aker’de Sebatspor’la oynanan bir maçta yapan Ali Yavuz, bununla da mutlu olmuştu. Çünkü o Trabzonsporluydu.

İmkânsızlıklar içinde başarılar elde edilirken onlar hiç düşünmüyordu o imkânsızlıkları. Sadece çalışıyor ve kazanmak için sahaya çıkıyordu.
Ali Yavuz’un futbolculuk kariyerindeki tek burukluğu ise Millî Takım formasını giyinememekti. Bir kez fırsat geldiğinde ise sakatlanmasını “Kısmet değilmiş.” diye yorumluyor.

İşte çok sayıda ilklerle ismini Trabzonspor tarihine yazdıran Ali Yavuz’la şampiyonluğun ilk yıllarında Trabzonspor ve Avni Aker anıları…

günebakış: Sayın Yavuz, bize kendinizi ve ailenizi anlatır mısınız? Futbolla ne zaman ve nasıl tanıştınız?

Ali YAVUZ: Top sevdası yüzünden ortaokuldan sonra eğitim hayatıma devam edemedim. Sarıyer’de Büyükdere takımında amatör olarak futbola başladım. Lisansımı ise 15-16 yaşlarında çıkarmıştım.

Bizim yaşımız küçük olduğu için önce semtimizde bizi oynatmadılar. Ertesi sene bizim semte yakın Kireçburnu semtinde deyim yerindeyse bir patlama yaptım. İstanbul’un güzide takımlarından Feriköy, Karagümrük ve Beylerbeyi peşime düştü. Ancak ben, semtimin takımı diye 2. Lig’de oynayan Sarıyer’e gittim.

Amatör olarak ilk oynadığım kulüp Sarıyer olmuştur. Ancak agresif olmamdan dolayı sezonu tamamlayamadım ve bıraktım. Ertesi sene semtlerde yazlık turnuvalar oluyordu. Ve futbol Anadolu’ya yavaş yavaş yayılıyordu. Ben de oralarda oynarken Anadolu’dan gelen yöneticiler beni soruyorlardı. Bizimkiler de “Bizim semtin çocuğu.” dediler. Ve sonra bana gelip “Seni Balıkesir’den istiyorlar.” dediler. 19 yaşımda Balıkesir’e gittim. Balıkesir 2. Lig’de mücadele ediyordu. O sezon şampiyonluk için Boluspor ile çekişiyorduk. Biz o sezon şampiyonluğu kıl payı kaçırırken Boluspor şampiyon oldu. Ben amatör olduğum için kulüplerle teşviki mesaim olmuyordu.

Bizim dönemimizde 2. Lig’de 4 tane amatör futbolcu oynayabiliyordu. Bir sonraki sezon İzmir’de Altay takımına gittim. Sene 1970… Orada yarım sezon oynadım. Aynı Sarıyer’de yapılan haksızlıklar orada da oldu. Takımın en iyisiyim ve ertesi hafta yokum. Amatör olduğum için kimseyi umursamadan uçağa atladım ve doğruca İstanbul’a döndüm.

Sezon bitti… Amatör olduğun için kime söz verirsen gidip onlara katılıyordun. Ben de Düzcespor’a gittim ve orada şampiyonluğa oynadık. Boğaz’ın takımlarından Beykoz da aynı gruptaydı ve onlar şampiyon oldu. Bir sonraki yıl Rizeliler geldi. Rize’de de bizim semtten oynayan birkaç oyuncu vardı. Benim için, “Bu kardeşimizi alın.” demiş. Ve Rize’ye geldim. Rize’de çok güzel bir sezon geçirdik. Sayın Bakan’ımız Faruk Özak takım arkadaşımdı. Faruk Özak’la beraber Rizespor’dan Trabzonspor’a geldik. Zaten yöneticiler Faruk Özak’a beni kandırması için bir anlamda görev vermişlerdi! 1973-1974 sezonuydu. Ve biz Trabzonspor’a geldik. Trabzonspor’un 2. Lig’den 1. Lig’e çıktığı sezon aynı zamanda… Sezonu kâh öyle kâh böyle zar zor bitirdik. Takım lig şampiyonu oldu ve 1. Lig’e çıktık. Suat abi, bazı futbolcular için yönetime “gidebilir” diye rapor verdi. Bizim için, “Aman Ali’yi sakın bırakmayın!” diye rapor verdi. Daha sonra Suat abi bir basın toplantısında Ali Kemal’le beni de yanına aldı ve “Benim iki tane Ali’m var. Bir tanesi solumda oturan Ali Kemal, diğeri sağımda oturan Ali Yavuz.” dedi. O gün bugündür bana ismim ve soyadımla hitap ediliyor.

günebakış: Ve Trabzonspor 1. Lig’e çıktı… Nasıl bir sezon geçirdiniz?

Ali YAVUZ: Lige çıktığımız sezon kafadan ilk maç Fenerbahçe çıktı bize. Ve Trabzon’da yenildik. İki deplasman maçına gittik, ardından Zonguldak’a gittik ve 0-0 döndük. Ardından Mersin’e gittik. Mersin’de kamp yapıyoruz, Adana Demirspor maçı var. O şans bana güldü. Ve Trabzonspor’un 1. Lig’deki ilk golünü ben attım. Adana Demirspor’la 1-1 berabere kaldığımız maçın golünü ben attım. Bu böyle devam etti. 7-8 hafta 6-7 gol attım hattâ gol krallığına gidiyordum.

Orta saha oynuyordum. Ondan sonra Suat Hoca beni kaydırdı. İlk yarıdaki 15 maçın 14’ünde banko sol açık oynadım. İkinci yarı Galatasaray, Beşiktaş ve bizi Kıbrıs Barış Kupası için çağırdılar. Trabzonspor olarak o kupayı aldık. Artık spor yazarları da yazılarında bizi yazmaya başlamıştı. Rahmetli Gündüz Kılıç Baba, “Geleceğin en büyük takımı Trabzonspor ligleri sarsacak.” diye yazmıştı. Nitekim de öyle oldu. İstanbul hegemonyasını yıkan takım olarak efsaneleşmiştik.

günebakış: Bize Trabzonspor’un tarihine geçen 1. Lig’deki o ilk golü anlatır mısınız?

Ali YAVUZ: Maç 0-0 devam ediyordu. Takım da iyi oynuyordu. Bir pozisyon oldu. 1. Lig’e çıktığımız sene İhsan Sakallıoğlu kardeşimiz vardı. Yenimahalle’de, Avni Aker’in yanında oturuyordu. O zamanlar oraları hep boştu. Ali Kemal’in o sezon ayağı kırılmıştı. İhsan sağ açıktı. 1. Lig’e çıktığımızda şampiyonlukta en etken olan isimlerden birisiydi. (Biz Kıbrıs Barış Kupası’na gittik. Ali Kemal orada patlama yaptı.) Sağ açık İhsan kardeşimiz, sağdan bir pozisyonda topu getirdi. Biz de topu iyi takip ettik ve bir iki kişinin arasından sıyrılıp vurdum ve o tarihî gol o şekilde gelmiş oldu.

trabzonspor ali yavuz ile ilgili görsel sonucu

günebakış: Peki, Avni Aker’deki ilk golünüzü hatırlıyor musunuz?

Ali YAVUZ: Rize’den geldiğimizde Giresun’dan bir hazırlık maçı alınmıştı. Bizim dönemde Avni Aker değil, Şehir Stadı olarak geçiyordu. Giresun’la yapılan hazırlık maçında yeni transferler sahaya çıkıyor, seyirciler de merak ediyordu. O zaman da gerçekten harika bir gol attım. Bunun üzerine, “Tamam, golcü ayağı budur.” demişler. Ertesi sezon ligde iki haftada bir gol atarak 6-7 haftada 5-6 gol atmıştım.

günebakış: Avni Aker diyelim… Sizin için ne anlam ifade ediyor?

Ali YAVUZ: Türkiye genelindeki bütün statların isimleri şehir stadı olarak geçerdi. Biz zaten doğru dürüst çimde oynamadık. İlk iki senemiz toprak sahada geçti. Dış sahanın oradaki tribün zaten iki tane basamaktı. Faroz tarafına doğru ise tel örgü vardı. Zaten kapalı tribünün kapasitesi 2-3 bin kişilikti. Zemin toprak… Stat çimlendi, bu kez Federasyon, bölge bizi sahaya sokmuyor! İdman yapmak için stattan çıkıyor, Faroz’a iniyorduk. Şimdiki stadın olduğu yere kadar koşuyorduk ve tekrar stada dönüyorduk. Yaklaşık 8 km asfaltta koşuyorduk. Çünkü idman yapacak yer yoktu. O şartlarda takımı ne durumlardan ne durumlara getirdik. Taraftar o dönem çok coşkuluydu. Trabzon’da iki semt vardı. Bir Arafilboyu; rahmetli Cemillerin, Bekirlerin semti. Bir de Faroz… Ali Kemallerin, Necatilerin semti. Zaten idmanlarda çift kale maç yaptığımız zaman Arafilboyu-Faroz maç yapardı. Ben de Arafilboyu’na yakın olduğum için (Usta Otelde, Özgür Otelde ve Horon Otelde kalıyorduk.) orada oynardım. Her şey hakikaten tozpembe gibi… Gözümü kapatıp açtım ki uçup gitmiş... Bir de o dönem yani bizim dönemimizde harika bir yönetim vardı. Başarılı olmamızda onun da çok büyük etkisi olmuştur.

günebakış: Avni Aker’de unutamadığınız anılarınız mutlaka vardır…

Ali YAVUZ: Tabii ki var. Bunların başında Liverpool maçı geliyor. Avrupa’yı titreten bir Liverpool…

Hava yağmurluydu. Stadın zemini çim ama âdeta bir tarla gibiydi. Deyim yerindeyse vatan millet Sakarya oynadık. Necmi’nin ceza sahasında düşürülmesiyle kazandığımız penaltıyı rahmetli Cemil gole çevirdi ve 1-0 galip geldik. Zaten Şampiyonlar Kupası’nı alan takım o sene aldığı mağlubiyeti de bizden almış. O unutamayacağımız en büyük anıdır. Bir de 1975-1976 sezonundaki lig şampiyonluğumuzda burada Fenerbahçe ile final maçı gibi bir maç oynadık. Dakika 61, Hüseyin’in attığı golle galip geldik. O da futbol yaşamımda unutulmayacak bir anımdır.

Unutamadığım bir anım daha var. 1975-1976 sezonu… İlk şampiyon olduğumuz sene... Ankara Cebeci Stadı’nda ligin 3. haftasıydı. Avni Aker çimlendiği için 3-4 maçımızı deplasmanda oynamıştık. İlk maçımız Galatasaray (2-1), Balıkesir (0-0) ve Ankara’ya Ankaragücü maçına geldik.

Ankara’daki o maçta Şenol hocamızın sakatlanıp oyundan çıkması çok enteresan şeyleri de beraberinde getirmiştir. Erman Toroğlu ile çarpıştıktan sonra yaklaşık 72 saat hayati tehlike yaşamıştı. Bizim de çok moralimiz bozulmuştu. Ağzından burnundan kan geliyordu. Moralimiz çok bozulmuştu. Ve biz o dakikada oyuncu değiştirme hakkımızı da kullanmıştık. Maçın son 15 dakikasıydı. O maçta benim golüm vardı. Ve kaleye de ben geçmiştim. Karşılaşmayı benim attığım golle 1-0 kazandık.

Trabzonspor’da 4 yılım geçti. Tüm devre arkadaşlarımın, takım arkadaşlarımın hepsi millî oldu. Millî formayı giyemeyen bir tek benim. Nasip kısmet o kadarmış. O benim için bir burukluktur. Eskişehir’de elmacık kemiğim kırıldı ve iki ay sahalardan uzak kaldım. O olay öncesinde Millî Takıma davet edilmiştim. Ancak sakatlığımdan ötürü kısmet olmadı. Bir de o ilk şampiyonluk kadrosunun olduğu posterin içinde Trabzon dışından gelen tek yabancı oyuncu bendim. Kastamonu doğumlu olarak... Diğer arkadaşlarımın hepsi Trabzon kökenliydi.

günebakış: O dönemler yaşadığınız imkânsızlıkları bize anlatır mısınız?

Ali YAVUZ: Gerçekten ilkel şartlarda oynadık. Yağışlı havalarda sahanın zemini çamur oluyordu. İdman bitince kim daha önce soyunma odasına girip de duşun altına girerse ılık suyla yıkanabilirdi. Üç tane süzgeç vardı. Buz gibi suyla duş alıyorduk. Ufak bir teneke parçası soba… Onun etrafında ısınıyoruz. Söylemesi ayıp hamam peştamalları var. O peştamalla kurulanıyorduk. Şimdiki gibi havlular, bornozlar nerede… Eziyetini biz çektik kaymağını bizden sonraki nesiller yiyor.

Netice itibarıyla Avni Aker’de üzüntü yaşadığımız bir dönem olmadı. Çünkü her gelen takımı eze eze yeniyorduk. Bizim zamanımızda gelen takımlarda “mağlup olup döneriz” fikri vardı. Öyle de oluyordu. Mağlup olduğumuz o ilk lig maçı Fenerbahçe’ye karşıydı. O da biraz tecrübesizliğimiz yüzünden oldu. Ve Fenerbahçe’de oynayan oyuncular da Millî Takım oyuncusuydu.

günebakış: Şampiyonluklar yaşadınız, kupalar kazandırdınız. Bunlar nasıl duygular?

Ali YAVUZ: Şampiyonluk da bizim dönemimizde başladı. Ben bir tane 2. Lig şampiyonluğu, iki tane de üst üste 1. Lig şampiyonluğu gördüm. Kıbrıs Barış Kupası’nı yaşadım. 2 kez üst üste Cumhurbaşkanlığı Kupası’nı aldık. Bir tanesinde zaten kupayı aldık ve Çankaya Köşkü’ne davet edildik. O dönemin Cumhurbaşkanı rahmetli Fahri Korutürk bize bir resepsiyon verdi. O zaman Çankaya Köşkü’ne çıkma ve Sayın Cumhurbaşkanı ile görüşme şansına nail olduk. 3 kez Türkiye Kupası finali oynadık. Birini biz, birini Galatasaray, birini de Beşiktaş aldı. Zaten her sene şampiyonluğa oynuyorduk. Bir tane kendi sahamızda final oynayamadık. Üç final oynadık. İki Beşiktaş, bir Galatasaray. Kuralarda öyle çıkıyordu. Çift maç üzerinden oynanıyordu. İlk maç hep burada denk geldi, ikinci maç hep deplasmanda oldu.

günebakış: Sayın Yavuz teşekkür ederiz.

Ali YAVUZ: Ben teşekkür ederim.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner108