banner114

Biz para için değil, futbol oynamak için oynadık!

TURGAY SEMERCİOĞLU KİMDİR?

Turgay Semercioğlu, 4 çocuklu bir ailenin 3.sü olarak Trabzon’da dünyaya geldi. İlkokulu Cumhuriyet İlkokulunda, ortaokul ve liseyi Trabzon Lisesinde okudu.

Eğitim Fakültesinden mezun olan Turgay Semercioğlu, mezun olduktan sonra bir süre öğretmenlik yaptı. Amatör olarak Çimentospor’da futbol oynadı. Çimentospor’u 1.Amatör Küme’ye çıkardıktan sonra amatör karmanın ardından 19 yaşında da Trabzonspor’a gitti. 

Trabzonspor’un Ankara’da PTT’ye mağlup olup şampiyonluğu kaybettiği sene sonrası öze dönüş gerçekleştirildi. O öze dönüşte Ali Kemal, Hüseyin Tok, Şenol Güneş, Kadir Özcan gibi isimlerle beraber Trabzonspor’u 1. Lig’e çıkaran kadro oluşturuldu.

1975 yılında 20 yaşında ilk kez Millî Takım’a seçilen Turgay Semercioğlu, 6,5 yıl formayı hiç çıkarmadan Millî Takım’da yer aldı. 29 kez üst üste Millî Takım’da oynayan oyuncu olarak da rekoru hâlâ elinde bulunduran Turgay Semercioğlu ayrıca bu gururu da futbol kariyerine ekledi.

15 yıl Trabzonspor forması giyen Turgay Semercioğlu, aktif futbol hayatını 1988 yılında noktaladı ve daha sonrasında da antrenörlük yaptı. Turgay Semercioğlu’nun çok fazla öne çıkmayan bir özelliği de İdman Yurdu’nda basketbol oynamış olması.

Turgay Semercioğlu, Trabzonspor forması ile 7 lig şampiyonluğu (1 ikinci lig, 6 birinci lig), 6 Cumhurbaşkanlığı Kupası, 3 Türkiye Kupası, 3 Başbakanlık Kupası ve bir kez düzenlenen Kıbrıs Barış Kupası’nın kazanılmasında bulunan isimlerden birisi oldu. Turgay Semercioğlu, 600’ün üzerinde maça çıktı.

Şenol, Turgay, Necati… Trabzonspor’un efsane kadrosunun geri üçlüsünü sayanlar bu üç isimle başlıyor sıralamaya…

Türk futbolunun gelmiş geçmiş en iyi sağbeklerinden birisi, istikrar abidesi…

Turgay Semercioğlu, Trabzon Lisesinin bahçesinde ve doğup büyüdüğü Sotka Mahallesi’nde sokak arası maçlar yaparak tanıştı futbolla…

Çimentospor’un hocasının keşfettiği Turgay Semercioğlu, bu vesileyle de amatör olarak futbola merhaba demişti. Dile kolay, tam 15 yıl… Aynı takımın formasını 15 yıl giyebilen futbolcu hele ki son yıllarda bulmak gerçekten zor.

O, sadece Trabzonspor’un değil, Türk futbolunun da gelmiş geçmiş en iyi sağ beklerinden birisi olarak kabul edilir. Günümüz sağ beklerine ışık tutan vizyonu ve performansı ile Trabzonspor efsaneleri arasına adını yazdıran Turgay Semercioğlu, 2003-2004 sezonunda 5 maçlık da olsa Trabzonspor’un teknik direktörlüğünü yaptı. Teknik direktörlük kariyerine Şanlıurfaspor'u da ekleyen Semercioğlu, Trabzonspor’un PAF takımında da bir dönem görev yaptı.

Turgay Semercioğlu, 1983-1984 sezonunda Dobi Hasan’ın 89. dakikada attığı golle Fenerbahçe’yi yendikleri maçta yüzünün kanlar içinde kaldığı ânı ise ilginç bir anekdot olarak anlatıyor. Bir röportajında bu hatırayı da şu şekilde aktarıyor Turgay Semercioğlu: “Meşhur 1983-1984 sezonu şampiyonluk maçı, Fenerbahçe ile oynuyoruz. Maçın bitmesine yakın başıma dirsek geldi. Farkına bile varmadım. Maça öyle konsantreyiz ki... Maçın son dakikasında yaptığım ortayı Dobi Hasan gole çeviriyor ve maçı kazanıyoruz. Maçın sonunda arkadaşlarımızla konuştuğumuzda beni kanlar içinde görmüşler ama dışarı tedaviye çıkmayayım diye bir şey dememişler. Deseler de fark etmezdi ki… Ayağımız kırılsa da o maçta sahadan çıkmazdık!”

günebakış: Sayın Semercioğlu, öncelikle bize kendinizi ve ailenizi anlatır mısınız?

Turgay Semercioğlu: Bizim mahallemiz Sotka’dan ziyade Kayalık Mahallesi olarak bilinirdi ve orada büyüdük. Babam da o zaman 1932-1942 yılları arasında Trabzon’un en iyi futbolcularındandı.

İdmangücü’nde defans oynayan Celebi Abdurrahman lakaplı biriydi. Futbolu bıraktıktan sonra o zamanlar İdmangücü’nde yöneticilik de yaptı. İtimat sahibi bir kişiydi. Bunu da anlatılanlardan biliyorum.

Ben 10 yaşındayken babam rahmetli oldu. Babamın vefatından sonra sağ olsun annem bize kol kanat gerdi. Allah (CC) gani gani rahmet eylesin. Annem, makine ve el dokumasıyla beraber bizleri büyütüp bu hâle getirdi. Ayrıca hepimizi de okuttu. Lisede okuduğumuz yıllarda da mahalle olarak basketbola çok önem verirdik. Trabzon’un basketbolu bizim Kayalık Mahallesi’nden sorulurdu. Hâliyle biz de kendi arkadaşlarımız arasında hem futbol hem de basketbol oynardık. Trabzon Lisesinde de basketbol oynamışımdır. Yani kökenimizde basketbol da var. Bu süreçlerden geçtiğimiz bir dönemde Çimentospor kuruldu. Trabzon’da iyi amatör oyuncular toplanarak kurulan bir takımdı. O arada beni de bir mahalle maçında gördüler ve istediler. Öyle bir istek olunca İdman Yurdu Basketbol Takımı’ndan futbolcu olarak Çimentospor’a girdim.

günebakış: Futbola başlangıcınız Çimentospor’da oldu öyle mi?

Turgay Semercioğlu: Evet… 17-18 yaşlarında Çimentospor’da başladım ama mahalle aralarında, okulda sürekli oynuyorduk. Lisenin bahçesinde de mahalleler arası maçlar yapıyorduk. Çimentospor’da başladık ve sonrasında takımı 1. Amatör Küme’ye çıkardık. 1. Amatör Küme’deki ilk yılın ardından ben ve birkaç arkadaşım amatör karmaya seçildik. Karmanın antrenörü de Özkan Sümer’di. Ondan sonraki sezon da zaten Çimentospor kapandı. Ben de amatör karmanın ardından 19 yaşında Trabzonspor’a geçtim.

Bizim Trabzonspor’a geçtiğimiz dönemde de çok iyi bir takım vardı ve Ankara’da PTT’ye mağlup olup şampiyonluk kaybedilince “Öze Dönüş Projesi” uygulanmıştı. Ali Kemaller alındı, Hüseyin Toklar Erzurum’dan geldi, İlyas Akçaylar geldi. Faruk Özak, Bülent Şahinkaya vardı. Şenol Güneş, Kadir Özcan Sebat’tan geldi, Bekir onlar Gençlerbirliği’nden geldi, Necati de amatörden geldi ve öyle bir takım oluşturuldu. Ve o takım 2. Lig’de, benim de ilk senemde şampiyon oldu.

1974-1975 sezonunda 1. Lig’de sezonu orta sıralarda bitirdik. O dönemlerde ben bazen oynuyor, bazen oynamıyordum. Ama yavaş yavaş alıştıktan sonra direkt oynamaya başladım. Sonrasında da şampiyonluk geldi. 1975 yılında da benim ilk millî maçım geldi. İlk kez 20 yaşında millî oldum. Hem de o dönem 30 maçtır yenilmeyen Ruslara karşı. İzmir’de oynadık ve Cemil abinin attığı golle 1-0 yenmiştik onları. Millî Takım’da öyle başladıktan sonra 6,5 yıl formayı çıkarmadan giyindim ve 35 kez millî oldum. Ayrıca 29 kez de üst üste bir rekorum var orada. Şu anda da Millî Takım olarak çok maç oynamalarına rağmen kırılmamıştır o rekor. Çünkü arada ya formsuz kalmışlar ya da sakatlanmışlar.

günebakış: O saha şartlarına rağmen sakatlanmadan, form düşüklüğü yaşamadan sürekli Millî Takım’a çağrılmak olağanüstü bir durum olsa gerek?

Turgay Semercioğlu: Evet… O zamanki saha şartlarına rağmen sakatlanmadan, hastalanmadan ve formdan düşmeden 6,5 yıl her millî maça çağrıldım. Şu anda da o rekordur. Şimdi olsa belki farklı olurdu. Çünkü çok sayıda millî maç oluyor, sahalar çok güzel…

günebakış: Konusu açılmışken, o dönemle bu dönemi kıyasladığınızda ne gibi farklılıklar var?

Turgay Semercioğlu: Bizim dönemlerimiz fakirlik, yokluk dönemleriydi. İstanbul yine çok iyi, biz yine Anadolu!.. İstanbul ve Trabzon’da gelirler belli. Ama insanlarımız bu yola çıkmış, Trabzon’un gencine inanmışlar, bir araya getirmişler ve bir politika uygulamışlar. Bu politikanın başında da Ahmet Suat Özyazıcı geliyor. Bize çok mu para verdiler? Kesinlikle hayır… Hattâ Trabzonspor 2. Lig’deyken benim primim 300 liraydı. Ne alırsın? Hiçbir şey alamazsın. Önemli de değil. Biz o zaman hemen hemen aynı mahallenin çocuklarıydık. Dışarıdan iyi paralara transfer edilip gelen çocuklar da bize uydular ve o birliktelik bizi bu hâle getirdi. Ama dediğim gibi halktan para toplayarak, kendi ceplerinden para vererek bu iş yürüyordu.

Burada bir anımı anlatayım: Futbol oynadığım dönemlerim hep başarılarla geçti. Biri 2. Lig olmak üzere 7 şampiyonluğum var. Şampiyon olamadığımız dönemlerde de ya ikinci ya da üçüncü olduk. Bunun yarında ya Cumhurbaşkanlığı Kupası ya da Başbakanlık Kupası’nı aldık. Yani hep bir başarı vardı. Buna rağmen transfer sezonu İstanbul’daki Beşiktaşlı, Fenerbahçeli veya Galatasaraylı mevkidaşımı arıyorum. “Sen ne kadar alıyorsun?” diye konuşuyorduk. Ama ben şampiyon olduğum hâlde, ben millî olduğum hâlde o benden çok fazla alıyordu.

Trabzon’un şartları çok iyi değildi, onun için önemli değil. Yani ellerinden ne geliyorsa onu yapıyorlardı. Halktan topluyordular, çay satıyordular, farklı etkinliklerle gelir elde edip bize veriyordular. Ben de onun kıymetini bildim ve bana ne kadar veriliyorsa onu alıyordum. Sonuna kadar da böyle gitti.

1973-1974’te başladım ve 1988’de bitirdim. Son şampiyonluğu yaşadığımız 1983-1984 sezonunda İstanbul’daki Fenerbahçe maçı da benim için anlamlıydı. Çünkü son dakikalarda benim yaptığım ortaya Dobi Hasan kafayı vurdu ve Fenerbahçe’yi 1-0 yendik. O maç, benim alnımda kan akan fotoğrafların olduğu maçtı… O maçı unutamam. Son maç olduğu için de hatırası çok önemlidir bende…

Bazı arkadaşlarımız o şampiyonluklardan sonra ayrılmak durumunda kaldı. İnanın o arkadaşlarımız kendileri ayrılmadı. Kulüp bırakmak zorunda kaldığı için Trabzonspor’dan ayrıldı. Neden kulüp bırakmak zorunda kaldı? Çünkü ekonomik darboğaz içindeydik. O nedenle en popüler, en çok istenen oyuncularımızı sattılar. Onlardan gelen gelirleri arkada kalan oyunculara dağıtarak Trabzonspor’u bugüne kadar idame ettirdiler. Şu andaki bolluğu görünce o yılların çok zor olduğunu daha da iyi anlıyorum.

Son olarak şampiyon olduğumuz 1983-1984’ten sonra 2011’deki başarımız var. 1996’da da Şenol Hoca ile birlikteydik ve Trabzonspor’da bir şampiyonluk kaçtı gitti. Çok yaklaşmıştık ama nasip olmadı. Ondan sonra da bu günlere geldik.

günebakış: Avni Aker’deki ilk maçınızı hatırlıyor musunuz?

Turgay Semercioğlu: Tabii ki… Ama biz amatörken de Avni Aker’de oynadık. Avni Aker’in zemini bir dönem çok iyi değildi. Daha sonra onarım yapmak için zemin tamamen toprak hâle getirildiğinde bizler de girip oynayabiliyorduk. Daha sonra çim olmaya başlayınca ve biz de Trabzonspor’a geçince bütün maçlarımız Avni Aker’de olmaya başladı. Trabzon forması altında Avni Aker’deki ilk maçım hazırlık maçıyla oldu. Sivasspor ile birlikte önce orada oynamıştık. Daha sonra Trabzon’da Avni Aker’de oynadık. Rahmetli Kadir Özcan sakattı. Necati ile beni stoper oynattı. O zaman tandem oynuyorduk. Bazen ben stoper, Necati libero; bazen de Necati stoper, ben libero oynuyordum! O zaman Suat Hoca defansta en başarılı oyuncu olarak benim ismimi vermiş. Daha sonra burada oynadığımız maçta da Şener’i bu kez stopere aldı. Beni sağ bek oynattı ve ondan sonra da Avni Aker’deki ilk maçımdan sonra Trabzonspor’un sağ beki olarak kaldım. Zaten 1 sene sonra Millî Takım’a gittim ve 15 yıl Trabzonspor’da sağ bekini bırakmadık. O dönem de kendime iyi baktım, iyi profesyoneldim ve Trabzonspor’a sağ bek eksikliği hissettirmedim.

günebakış: 15 yıl boyuncu sayısız kupa kaldırdınız… Hepsi kıymetli ama sizin için hangisi daha anlamlı ve özel?

Turgay Semercioğlu: İlk yıldaki şampiyonluk çok önemli… Çünkü biz 2. Lig şampiyonu olduğumuz zaman daha sonraki yıl Türkiye kupalarına katıldık. Kupada ilk yılımız olmasına rağmen baya 1. Lig kulübünü de eledik. Daha sonra Fenerbahçe ile eşleştik. Tabii o zamanlar da Fenerbahçe liglerin favorisi. O zaman da Emin Cankurtaran başkandı. Fenerbahçe kadrosu iki takım yapardı ve biri birinci, diğeri de ikinci olurdu Türkiye Ligi’nde. Öyle oyunculara sahipti. Ama biz bunları Ziya Şengül’ün jübilesinde İstanbul’da kendi seyircisi önünde 2-0 yendik. Darmadağın oldular. Daha sonra Avni Aker’de o kupa maçında 0-0 berabere kaldık. İstanbul’da da öyle bir maç oynadık ki maç 2-2’ydi. Son dakikalarda Cemil abi bir gol atınca elediler bizi. Yoksa biz Fenerbahçe’yi eliyorduk. Yani önce o jübile maçı, sonra da o kupa maçındaki görüntüden sonra İstanbul seyircisi, “Anadolu’dan bir tehlike geliyor!” demeye başladı. Daha sonraki sene de o tehlike şampiyon oldu!..

1983-1984 şampiyonluğu da son şampiyonluk olduğu için anlamlıydı. Benim son dakikada yaptığım ortayı Dobi Hasan’ın gol yapmasıyla şampiyonluğu garantiledik. Onun için o maç benim için çok önemli ve çok kutsal. Bir de farkında değilim ama gözümün üstünden kan akmış. O da oradan bir hatıra bana kalmış.

15 yıl boyunca çok hatıram var. Bunlardan birini de unutmam mümkün değil. Futbolculuğumuzun 20 yaş dönemlerinde Liverpool maçı var. 3 sene arka arkaya Avrupa Şampiyonu olmuş ve hiç kolay kolay yenilmeyen bir takımdı. Avrupa devlerini dize getirmiş bir takım ve bizi hiç ciddiye almadılar! Biz de burada kendimizi gösterdik ve iyi top oynadık. Ama Liverpool gerçekten çok büyüktü. Penaltı ile de olsa galip gelmemizin gururunu yaşıyorum. Onlara karşı yenilmemenin mücadelesini verdik ve başardık. Ama bunun intikamını rövanşta bizden çok kötü aldılar. O da ayrı bir konu. O maçta bizi çok ciddiye aldılar… Liverpool gibi bir devi yenmek de anılarımın arasında önemli bir yere sahip. Trabzonspor ve Millî Takım’daki başarılı dönemlerin ardından 15 yıl hizmet ettiğim camiada “Trabzonsporlu Turgay” olarak futbolu bıraktım. Daha sonra da antrenörlük diplomasını aldım ve Trabzonspor altyapısında uzun yıllar çalışıp emekli oldum. Bir dönem Samet Aybaba ayrılınca A Takım’a çıkmıştım ve 5 aylık görevim olmuştu. 10 yıldır da Futbol Federasyonu Trabzon Bölge Teknik Sorumlusu olarak gençlerle ilgileniyorum.

günebakış: Avni Aker sizin için ne anlam ifade ediyor?

Turgay Semercioğlu: Avni Aker’in eski hâllerini de o küçük tribünleri de biliyorum. Daha sonra büyüdü, büyüdü… Şimdi bir merkez oldu ve şehrin içinde kaldı. Yeni stadımız Akyazı Stadı olduğu için yıkılacak. Ama ben hiç yıkılmasını istemiyorum. Orası Trabzonspor’un Türkiye’de bir çığır açtığı, devrim yaptığı yerdir benim gözümde. Gönül isterdi ki o eser orada dursun. Ama eski hâliyle de durmasın. Trabzon’un zaten saha ihtiyacı var…

günebakış: Sizin döneminizde taraftar profili nasıldı? Sizi nasıl etkiliyordu?

Turgay Semercioğlu: Bizim oynadığımız dönemlerde taraftarın ambiyansı, gücü vardı. Ama Trabzonspor’un o başarısının taraftarı çektiğine inanıyorum. Çünkü biz herhangi bir takım ile maç oynarken Erzurum’dan, Rize’den, Gümüşhane’den, Bayburt’tan, Giresun’dan, Ordu’dan bizim maçlara gelen çok taraftar da vardı. En az 3-4 bin kişi de dışarıdan geliyordu. Şimdi ise hem oynanan futboldan hem de saha sonuçlarından dolayı durum faklı… Onun için kazanmak çok önemli.

Taraftar kazanmayı görmek ister. O nedenle bizim dönemde taraftar tribüne kazanmayı görmek için geliyordu ve geldiklerine de pişman olmuyorlardı. Müthiş bir Trabzonspor ve mevkilerinin en iyi oyuncuları vardı. Suat Hoca da kolay kolay bunları değişmezdi. Kadro belliydi ve bütün milletin ağzındaydı o kadro. Sakatlık olmadığı sürece de Suat Hoca o kadroyu değişmezdi. Seyircinin de kadroya inancı çoktu. Dolu bir tribüne karşı Avni Aker’de oynamanın zevki de çok başka oluyordu. O baskıyı da hissediyorsun. Zaten bizim yenme, eleme, rakibi boğma isteğimiz var. Seyirci de arkadan tam destek olunca Avni Aker rakipler için korkulu rüyaydı.  

günebakış: “Avni Aker’de çok anım var.” dediniz. Bizimle ve yeni jenerasyonla da paylaşır mısınız?

Turgay Semercioğlu: Amatör karma maçları burada oynanırken Özkan Hoca antrenörlüğümü yapmıştı ve Ahmet Suat Hoca ile birlikte tribünler bizi izliyordular. Bu çok güzel bir anıdır. Ondan önce Çimentospor gerçekten iyi futbol oynuyordu ve Trabzonspor bizden hazırlık maçı aldı. Necmi Perekli santrafor, ben de stoper oynuyorum. İlk yarı 0-0, ikinci yarı yedik. Ciddiye almadılar bizi tabii. Biz de büyük takım olduğu için iyi direndik. Öyle de bir anım var. Tahmin ediyorum oradaki oyunum da tribündekilerin hoşuna gitti ve Trabzonspor’a gelmemdeki etkenlerden biri olmuştur. Amatörken Trabzonspor’a karşı da oynadım bu şekilde.

günebakış: Şampiyonluklara rağmen imkânsızlıklar nedeniyle 1-2 forma ile sezonu tamamladığınızı duyduk…

Turgay Semercioğlu: Trabzonspor’da oynadığımız dönemdeki anılarımız anlatmakla bitmez. Şimdiki dönemde futbolcuların her maçta 2 forması var. Kaldı ki bu formaları taraftarlara ya da başkalarına verebiliyorlar. Bizde o zamanlar 1-2 tane forma vardı. Zaten yerli üretim ve deforme oluyordu. O yıllarda bir yöneticimiz bize Barcelona forması getirdi. Ama Mehmet Kaptan adındaki malzemecimiz o formayı bize her maçta giydirmezdi. O forma 3-4 sene bizde kaldı ama hep özel maçlarda giydirdi bize o formaları. Sonradan da o formaları bize verdiler. Bizim o dönemde bugünkü gibi imkânlarımız yoktu. Konçlar zaten yağmur yediği zaman farklı bir hâl alıyordu. Adidas ayakkabılarla çok buluştuk… Yokluk ve sıkıntı dönemleriydi ama Avni Aker’de hep mutluyduk.

günebakış: Takım olarak ya da bireysel olarak Avni Aker’e çıkarken bir uğurunuz var mıydı?

Turgay Semercioğlu: Benim bir uğurum yoktu ama sağ adımımı atmadan önce dua ederek çıkardım. Allah’a (CC) sığınır, başarılı olmak isterdik. Ben iyi futbol oynamak için oynardım. Ben para için oynamadım, hiçbirimiz para için oynamadık. Zaten para da yoktu...

günebakış: Sizin döneminizde Avni Aker rakipler için ne anlam ifade ediyordu?

Turgay Semercioğlu: O kadrodan ve Avni Aker’den çok korkuyorlardı. Daha sonra gidenler gidiyordu, dışarıdan alınan da Trabzon çocuğuydu ve adapte oluyordu. Ama Trabzonspor arka tarafını çok bozmadı. Genelde şöhret olanlar da hep takımın açıkları ve forvetlerdir ama o dönem takımın arka tarafında oynayanlar da ön plandaydı.

günebakış: O zamanki rekabetler de bugünkü gibi miydi?

Turgay Semercioğlu: O zamanlar düşmanlık yoktu. O zamandan Trabzonspor’dan Millî Takım’a çok oyuncu gidiyordu. En az 4-5 kişi gidiyorduk. Hâliyle Galatasaray’dan, Fenerbahçe’den, Beşiktaş’tan da oyuncular geliyordu. Resmen arkadaştık. Millî maçtan sonra icabında bir yerlere gidilirdi. Onlar buraya geldiklerinde uçak bir gün sonra olurdu ve o akşam onları alıp bir yerlere getirirdik. Biz de İstanbul’a gittiğimizde onlar bizimle aynı şekilde ilgilenirdi.

Bizim kendi aramızda çok iyi arkadaşlığımız olduğu gibi dışarıdan gelenlerle de çok iyi arkadaştık. Mesela Bursalılarla aramız çok iyiydi. Şu anda yeni gelişen teknoloji o ortamları bitirdi. Biz de o zaman o teknoloji olmadığı için herkes birbiri ile şakalaşır, güler, sohbet ederek vakit geçirirdik. Trabzonspor’daki yıllarım hep böyle geçti. O şanlı formayı 15 sene giydim ve 15 yılım hep gülerek geçti. Bunun nedeni de saha içi sonuçları ve arkadaşlık ortamımızdı. Hiç birbirine darılma ve küsme gibi bir durum olduğunu hatırlamam.

günebakış: 15 yıl içinde Avni Aker’de üzüldüğümüz maç olmadı mı?

Turgay Semercioğlu: En üzüldüğüm maçlardan biri antrenör olarak 1996’da şampiyonluğu kaçırdığımız maçtı. Futbolculuk döneminde Avni Aker’de yenildiğimiz maç çok nadir olmuştur. Ama futbolun içinde vardır bu zaten. Biz de gidip dışarıda yeniyorduk… Ama Avni Aker’de en çok üzüldüğüm maç, Şenol Güneş ile beraber 1996’da Fenerbahçe’ye karşı mağlup olup şampiyonluğu kaçırdığımız maç olmuştur. O muhteşem taraftarın önünde fuzuli kaybedilmiş bir maçtı. Trabzonspor’un 10’a 1 yenmesi gereken maçı 2-1 verip de şampiyonluğu kaybetmemiz bizi kedere boğdu. Hattâ Trabzon’un geleceğine damga vurdu diye düşünüyorum. Daha sonra zaman zaman başarılarımız oldu ama şampiyonluklar gelmedi. 2011’de büyük bir başarı sağlandı ancak onun da detayına girmek istemiyorum. Onu kamuoyu biliyor zaten.

günebakış: Sayın Semercioğlu teşekkür ederiz.

Turgay Semercioğlu: Ben teşekkür ederim.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner108