banner114

Başarının bütün fotoğrafları Avni Aker'de çekildi

Futbol hayatımdaki bütün fotoğraflar Avni Aker’de benim. O yüzden apayrı bir şey. Kenarda yürürken de yukarıda yorum yaparken bile oynadığın o anlar aklına geliyor, taraftarla o paylaşımlar aklına geliyor. Bizim zamanımızdaki o tüneli düşünüyorsunuz. O tünelin ucuna geldiğimiz zaman zaten bizim heyecanımızı anlatma şansımız hiç yok. Isınmaya çıkarken bile Avni Aker bizim için çok özel bir yer. İyi ki Avni Aker’i yaşayabildim. Belki altyapıdaki oyuncular orada oynayamayacak. O konuda şanssız olduklarını düşünüyorum. 

HAMDİ ASLAN KİMDİR?

Hamdi Aslan 1967 yılında 7 çocuklu bir ailenin en küçüğü olarak Trabzon’un Akçaabat İlçesi’nde dünyaya geldi. İlk, orta ve liseyi Akçaabat’ta okudu. Üniversite eğitimini futbol hayatı yüzünden yarım bırakan Hamdi Aslan, 13 yaşında Trabzonspor altyapısında futbola başladı. Trabzonspor Genç Takımı’yla beraber A Takım’la 1985 yılında Malatyaspor deplasmanına gittikleri sezonda hocası Sadi Tekelioğlu’nun kendisine, ‘Yarın sen A Takım’da oynayacaksın’ sözü ile bir anda kendisini A Takım’da buldu. 1996 yılına kadar yaklaşık 12 yıl Trabzonspor forması giyinen Hamdi Aslan 1996-97 sezonunda Adanaspor’a transfer oldu. O dönem 2.Ligde olan Adanasopr’un şampiyon olarak 1.Lige çıkmasının ardından 1 yıl daha burada forma giyinen Hamdi Aslan o sezon sonu futbol hayatını noktaladı. Aktif futbolculuk kariyerine son veren Hamdi Aslan yabancı dil öğrenmek için Amerika’ya gitti. Türkiye’ye döndükten sonra 2006 yılında antrenörlük yapmaya başlayan Hamdi Aslan ilk antrenörlük deneyimini de Akçaabat Sebatspor’da yardımcı antrenör olarak yaptı. Bir dönem Türkiye Bayan Milli Futbol Takımını da çalıştıran Hamdi Aslan bu görevinden ayrıldıktan sonra da basın sektöründe spor yazarlığı ve yorumculuğu yapmaya başladı. Hamdi Aslan halen yayıncı kuruluş BeIN Sports’ta yorumculuk yapmaya devam etmekte.

Trabzonspor’a altyapıdan gelerek 12 yıl forma giyinen Hamdi Aslan, Avni Aker’de geçmişten gelen başarının bir sonraki jenerasyona da aktarılarak o ruhun yakalandığını anlattı

Trabzon’un sokak futbolu ile büyüyen nesillerinden Hamdi Aslan… Trabonspor’un Küçük Hamdi… Aynı dönem adaşı Hamdi Zıvalıoğlu ile aynı dönemde oynadıkları için, ikisini ayırt etmek için, Hamdi Aslan’a Küçük Hamdi olarak hitap edilirdi maçlarda.

O her ne kadar, ‘Futbolcu olmak hayaliyle büyümedim’ dese de aile tam bir futbol evi gibiydi. Zira baba Osman Aslan Akçaabat Sebatspor’da yönetici, iki abisi de futbolcuydu. Onlar futbolun içinde doğup büyüdüğü, futbolu sevdikleri için futbol oynuyordu.

O dönem mahalleler arası turnuvaların da olmazsa olmaz ismiydi Hamdi Aslan. O zaman bir Trabzonspor bir de Sebatspor altyapısı vardı zaten.

Arkadaşlarının bir gün Akçaabat’tan Trabzon’a seçmelere gitmek için bir araya gelmesi üzerine Hamdi Aslan da o zaman, ‘Ben de orada olmalıyım’ dedi kendi kendine… Ancak arkadaşlarına göre biraz daha küçük olduğunu düşünen Hamdi Aslan’a, ‘Sen git, biraz daha büyü, bir sene sonra gel’ dediklerinde… O an döktüğü gözyaşlarını dün gibi hatırlıyor. Hatırlanmaz mı… Tam da futbolda kendisine hedef koymuşken… Ancak pes etmedi ve bir yıl sonra yine o sahada… Bugün, ‘Bizim için çok özel bir yer’ dediği o Ziyabey Sahasında hazır bekliyordu. Ve altyapıda oynayan abisi Abdülkadir Aslan’ın da desteği ile altyapıda oynamaya başladı. Başta Akçaabat’tan Trabzon’a gidiş gelişlerin kendisini zorlasa da Trabzonspor kimliği ile buluşunca işlerin de kolaylaşmaya başlamasından çok mutluydu.

Aslında Hamdi Aslan sadece futbol değil özellikle okul döneminde salon sporlarında çok başarılı bir öğrenciydi de… Akçaabat’ta okuduğu okul bütün branşlarda yarışan başarılı bir okuldu ve ismini de duyurmuştu. İşte Hamdi Aslan da salon sporlarında yarışırken, futbolu da daha bir keyifle oynuyordu.

Okul sporlarına devam etmesi, futbol hayatına büyük artılar kazandırdığını ise, altyapıda oynarken çok daha iyi anladı Hamdi Aslan. Ve altyapıdaki ilk günü… O heyecanı unutmak mümkün mü? Hamdi Aslan o günü de şöyle anlatıyor:

“Kendimi bir anda burada buldum. Hatta ben buraya ilk geldiğimde, o zaman Gürkan Yılmaz vardı, şu anda doktordu, o zaman altyapıda oynuyordu. Bana, ‘Hoş geldin’ demesi beni bir mutlu etmişti ki anlatılamaz bir duyguydu. Çünkü altyapıda oynayan bir oyuncu bana ‘hoş geldin’ demişti. Heyecanlı günlerdi. Çok doğal, çok saf, çok temizdik. Çok özlüyor insan o günleri… Oradaki arkadaşlığı, dostluğu, heyecanı. Bu şekilde oldu ve aşama aşama devam ettik.”

Trabzonspor’dan sonra iki sezon formasını terlettiği ve 2.Lig’den 1.Lige çıkardıkları Adanaspor’da oynamaktan da keyif aldığını vurgulayan Hamdi Aslan, Adanaspor’da iyi bir dönem geçirmesini de, Trabzonspor’a benzer bir yapıya sahip olmasına bağlıyor.
Ve Hamdi Aslan’ın kendisi gibi taraftarların da unutamadığı o muhteşem galibiyet. 1991-92 sezonu Bursaspor’la oynanan Federasyon Kupası Finali… İlk maç Bursa’da 3-0’lık mağlubiyetin ardından Avni Aker’deki rövanş… 29 Nisan 1992 Çarşamba günü saat 14.00’de oynanan o unutulmaz maç. Ve 5-1’lik galibiyet, tarihe altın harflerle yazılan bir kupa öyküsü daha getirdi bordo-mavili camiaya... O maçın gollerinden birisini atan Hamdi Aslan’ın maçın ardından televizyona verdiği röportajındaki sözlerini yeni nesil de defalarca izleyerek yaşıyor o günleri. Ünlü spiker, üstat Bülent Karpat’ın ‘Nasıl başardınız’ şeklinde sorduğu soruyla uzattığı mikrofona,nasıl diyordu Hamdi Aslan, ‘Çok kolay başardık, biz inanıyorduk. Bu kupa Trabzonspor’un ve Trabzonspor’a yakışır. İşte saha, hodri meydan. Trabzonspor en büyük. İstediği zaman 5 atar, 10 atar. En büyük Trabzonspor…”

O maçın golleri Soner Boz, Hami Mandıralı (Pen) Taner Ertaş (K.K), Hamdi Aslan ve Şeyhmus Suna… Bursaspor’un tek golü ise Vedat Vatansever’den..

günebakış: Bize kendinizi anlatır mısınız, futbola nasıl başladınız?

Hamdi Aslan: Babam Akçaabat Sebatspor’da yönetici, iki abim de futbolcuydu. Şenol Güneş’in Sebatspor’da olduğu dönemde de babam Asbaşkandı.  Çocukluğumuz sokaklarda top oynamakla geçti. 13 yaşımda iken de Trabzonspor altyapısına gittim. Yıldız Takım, Genç Takım derken yaklaşık 5-6 sene altyapıda oynadım. 1985 yılında profesyonel olduktan sonra Trabzonspor serüveni başladı. Hami ve Lemi vardı o dönemde. A Takımda bizim kadar sürekli oynayan oyuncu yoktu. Kadromuz o dönem bayağı iyiydi. Trabzonspor’da oynamak o 1983-94 şampiyonluğunu yaşadığında biz 14-15 yaşlarındaydık. Önümüzde çok büyük bir oyuncu grubu var. Camia olarak zaten çok önemliydi. Oraya girmek bizim için çok büyük bir hedefti. Ama genç takımdaki performansımız en azından yukarıya bir adım atacağımızı gösteriyordu. Yani bizlerden o beklentileri vardı. 1985 yılında amatörken oynadık ve profesyonel olduk. Öyle başladık. Biz de yukarıları hayal ediyorduk. Çünkü önümüzde öyle başarılı, o kadar doğru bir kulüp vardı ki orada olmak çok büyük bir ayrıcalıktı. Ama bizim genç takım altyapı performansımız da iyiydi. Oradan da iyi oyuncular çıkıyordu ki en son bizim grup biraz kalabalık geldik yukarıya. Keyifliydi, o serüveni iyi geçirdik. Her zaman bir adım yukarılara taşıyarak kendimizi geldik, yani gelişerek geldik.

günebakış: Neyi iyi yaptınız da bu şekilde yukarılara gelişerek çıkabildiniz?

Hamdi Aslan:  Sadi Hocayla çalışıyorduk. İlk başta Futbol Direktörü Özkan Hocaydı ama Sadi Hoca ve Ömer hocayla başlayıp Sadi Hocayla devam ettik. O Trabzonsporluluğu çok kolay hissettik orada. Yani altyapı oyuncusu olsak da hayatımız çok disiplin altındaydı. Trabzonsporluluğu hissederek büyüdük. Orada oynadığımız amatör maçları bizim için çok çok önemliydi. Her şeyi çok ciddiye alıyorduk. Yukarıya taşımakta Sadi Hoca’nın bize katkısı çok büyüktü. Bütün oyuncu grubu öyleydi. İnanılmaz bir sevgi, inanılmaz bir futbol disiplini ile büyüdük ve o da bizi bir yerlere taşıdı.

günebakış: Trabzonspor forması ile ilk maçınızı hatırlıyor musun?

Hamdi Aslan:  Aslında benim Trabzonspor’la ilk maçım Malatya maçıydı ve Malatya’da idik. Genç takımla gittim oraya. Bana gece, ‘Trabzonspor A Takım’la oynayacaksın’ dediler. Öyle başladı, çok heyecanlı bir olaydı ve sabaha kadar uyuyamadığım bir süreçti. Ertesi günü çıktım, Şenol, Turgay, Necati, İskender abi, Tuncay, Güngör abi, Küçük Şenol, Bahattin abi, Kemal abi… Anormal bir takımdı. O takımın içine girmek çok kolay bir şey değildi. Öyle başladık. Oradan kupa maçı için Göztepe’ye gittik. Çok keyifliydi.

günebakış: Avni Aker… Ne geliyor aklınıza?

Hamdi Aslan:  O zamanki taraftarla futbolcular iç içeydi. Bu kadar uzak değildi her şey. O yüzden Avni Aker’i tabiki başarılar ayrı bir yere koydu ama oradaki sıcak atmosfer, oraya girdiğinde futbolcunun hissettikleri tamamen taraftarın verdiği duyguyla alakalı. Taraftar o stadın içine oturmaya başladığında futbolcular o heyecanı hissetmeye başlıyordu. O baskıyı, rakibin üzerine kuruyordu ki hep öyle oldu. O dönem Avni Aker’de oynanan maçlara baktığımızda inanılmaz bir maç serüveni vardı orada. Biz de onu yaşadık. Yani benim oynadığım dönemlerde de onları yaşadık. O yüzden çok keyifliydi. O stat bize ayrı bir güç verdi. O stat bize ayrı bir moral verdi. Futbolcu olmamızda o stadın etkisi çok büyüktü. O yüzden Avni Aker’i hiçbir zaman unutamayız.

Avni Aker’i Avni Aker yapan en önemli etken, geçmişten gelen başarılarıydı. Kazanılan o başarıların bir baskısı vardı. Onu gelen her oyuncu muhakkak bir sonraki jenerasyona anlatmıştı. Gelen bütün takımlar için böyleydi. Rakip takımın kolay kolay pozisyon bulma şansı yoktu. Bunlar hep anlatılan, konuşulan şeylerdi. Bu coşkuya biz de katıldık. Onun baskısını da biz iyi kurduk. Yetenek de bunun içerisine giriyordu tabi. Sadece baskı konuşarak olmuyordu. Biz de onu yaşıyorduk. Hep doğru şeyler oldu. Ondan dolayı o stat ayrı bir heyecan kattı.

BÜTÜN FOTOĞRAFLARIM AVNİ AKER’DE

Futbol hayatımdaki bütün fotoğraflar Avni Aker’de benim. O yüzden apayrı bir şey. Kenarda yürürken de yukarıda yorum yaparken bile oynadığın o anlar aklına geliyor, taraftarla o paylaşımlar aklına geliyor. Bizim zamanımızdaki o tüneli düşünüyorsunuz. O tünelin ucuna geldiğimiz zaman zaten bizim heyecanımızı anlatma şansımız hiç yok. Isınmaya çıkarken bile Avni Aker bizim için çok özel bir yer. İyi ki Avni Aker’i yaşayabildim. Belki altyapıdaki oyuncular orada oynayamayacak. O konuda şanssız olduklarını düşünüyorum. Biz iyi ki orayı yaşadık, iyiki orayı yaşatanları, o başarıyı

günebakış: Avni Aker’de sayısız maça çıktınız, bize unutamadığınız anılarınızdan anlatır mısınız?

Hamdi Aslan:  O sahada kaybettiğimiz maçları bile unutamıyorum. Çünkü hissederek, heyecanla oynuyorduk. O 90 dakikayı yaşayarak oynuyorduk. Bizim Avrupa başarılarımız iyiydi. Hiçbir büyük maçı kolay kolay kaybetmiyorduk. O stat bize anormal bir güç veriyordu. Bursaspor’la oynadığımız kupa maçı çok büyük bir heyecandı. Tura kaldığımız Avrupa maçları çok heyecanlıydı. Barcelona, Aston Villa’lar… Hepsi çok çok farklıydı. Kaybettiğimiz Kopengah maçı aynıydı. Derbi maçları da çok önem taşıyordu. O yüzden Avni Aker’de oynayan her futbolcunun çok anısı vardır.

günebakış: Bursaspor maçını farklı isimlerden çokça dinledik, bir de sizden dinleyelim, o maçın rövanşına nasıl hazırlanmıştınız?

Hamdi Aslan:  Sahanın gücüydü o. O saha ve taraftarın gücüydü… Bizim kadar taraftar da inanmıştı. Taraftar eğer küsseydi belki o zafer gelmezdi. Sahaya bir çıktık ki stat dolu. İnsanlar niye geldi’ Demek ki bize inandılar. Hafta içi konuşulan konularda hep güven, inanç vardı. Çok da iyi oynadığımız bir maç değildi ama rakip kaleye gitmiş olduğumuz her top pozisyon oldu, gol oldu. Bize anormal bir coşku yarattı. Futbolda hiçbir zaman vazgeçilmemesi gerektiğinin kanıtıydı o günü.

günebakış: Sizin futbolculuk döneminizle bu dönemi karşılaştırdığınızda neler söylersiniz?

Hamdi Aslan:  Bizden öncekiler daha çok olmak üzere bizim dönemde de imkanlar bugünkü gibi değildi. İmkansızlıklar içindeyiz diye bir düşüncemiz hiç olmadı. Olduğumuz ortamın keyfini yaşamaya çalıştık. Ben şanslıyım çünkü Mehmet Ali Yılmaz Tesisleri’nin yapıldığı dönem geldim ben. Ekonomik olarak, ‘Ne kazanıyorum, ne kazanmalıyım’ yönündeki düşüncemiz hiç olmadı. Zaten onlar olsaydı duygular değişebilir, beklentiler farklı olabilirdi. Onlar hiç olmadı bizde. Yüksek beklentimiz başarıydı. Tabiki Trabzonspor’un o dönemki yöneticilerine baktığımız zaman bizi hep koruyan yönetimlerle karşılaştık. Belki sokakta yürüyen insanlardı o dönemki yöneticiler. Bizi koruyan bir yapı vardı.

Şu an çok geniş bir oyuncu topluluğu var. 13 yaşından 18 yaşına kadar her yaş grubunda belki 50-60 tane oyuncu vardı. Biz 20 kişilik bir gruptuk. 13 yaşında başladık 18 yaşına kadar vardık. Bizdeki durum çok farklıydı. Şu an tabi ki gelişebilecek ortamın çok daha yoğun olduğu bir dönem. Ama daha şanslılar. Biz hep istiyorduk, biz onu hep hissediyorduk. Şu andaki oyuncuların da oynama isteği var ama ne kadar istiyor, o çok önemli. O işe ne kadar zaman harcıyor. Bizim zaman harcadığımız tek şey futboldu. Hem fiziksel, hem mental, hem sevgi anlamda ne kadar daha gelişebiliriz, bunların peşindeydik. Biz hep bir aradaydık. Aynı evde kalıyorduk. Birbirimize gidip-geliyorduk. Bunlar bizim için çok büyük değerdi. Saha içinde hissettiklerimizi kolay kolay yakalayamazdık o beraberlikler olmasaydı. O yüzden bunlar çok önemli.

Şu an dönem çok farklı. Oyuncular daha farklı bir sosyal yaşantı içerisindeler. Birlikteliği yakalayabilirler. Düşünecekleri şey, kendimi ne kadar daha, nasıl geliştirebilirim duygusu. Çünkü futbolda her gün kendini geliştirebilirsin. Öyle bir spor futbol.

Futbol hayatımdaki bütün fotoğraflar Avni Aker’de benim. O yüzden apayrı bir şey. Kenarda yürürken de yukarıda yorum yaparken bile oynadığın o anlar aklına geliyor, taraftarla o paylaşımlar aklına geliyor. Bizim zamanımızdaki o tüneli düşünüyorsunuz. O tünelin ucuna geldiğimiz zaman zaten bizim heyecanımızı anlatma şansımız hiç yok. Isınmaya çıkarken bile Avni Aker bizim için çok özel bir yer. İyi ki Avni Aker’i yaşayabildim. Belki altyapıdaki oyuncular orada oynayamayacak. O konuda şanssız olduklarını düşünüyorum. Biz iyi ki orayı yaşadık, iyiki orayı yaşatanları, o başarıyı yaşatanları gördük. O bizim için bu zamana gelmemizdeki en önemli faktördü.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner108