banner114

Avni Aker Trabzon’un onurudur, gururudur!

Trabzonspor’un 100. golünü ben atmışım ama haberim de yok. Onu da tesislere gittiğimde bir bayan bana “100. golü siz attınız. Sizinle röportaj yapacağım” dedi. Benim de haberim yoktu 100. Golü  attığımdan ve orada öğrenmiştim.

Suat hoca da müthiş bir profesördür… Trabzon’un tarihini yazan ilk teknik adamdır. Cin gibidir, hocaların kralıdır.

“Asıl efsaneler futbol oynarken ben daha çocuktum. Ancak Avni Aker’in zeminini tüp arabamızın arkasına demir düzenek takarak biz düzeltirdik…” diyerek söze başlayan Cengiz Akçay, yokluklar içinde kazanılan şampiyonlukların çok daha anlamlı olduğunu söylüyor…... Yokluk nedeniyle otobüs ile maça giderken bir köyde durup bakkaldan kaşar-ekmek alarak karınlarını doyurduklarını, otobüsün tekeri patlayınca toz-duman içinde kaldıklarını anlatırken o günleri tekrar yaşıyor gibiydi.

Malzemeci Mehmet Yazıcı’nın, yapılan çalışmalardan sonra idman malzemelerini bir sonraki güne yetiştirmek için verdiği uğraşı ise, “Allah rahmet eylesin o zamanlar Hayrettin Şiranli ağabeyimiz vardı. Biz onun evine malzemeleri götürürdük. Orada Hayrettin ağabeyinin hanımı malzemeleri yıkardı. Biz de zaman zaman formaların getir-götür işlerini yapardık. Mehmet abi de o malzemeleri Avni Aker’de tel örgülerin üzerine sererek kuruturdu” diyerek anlatıyor.

Avni Aker’in, Trabzonspor’un tarihi olduğunun da altını çizen Akçay, “Avni Aker şehrin onurudur, gururudur.  Avni Aker’i yıkmak, Trabzonspor’un tarihini silmek demektir” derken de geçmişe vefasızlık yapılmamasını istiyor... Şimdi söz Cengiz Akçay’da...

günebakış: Öncelikle Cengiz Akçay’ı tanıyalım... Bize kendinizi anlatır mısınız?

Cengiz Akçay: 01.01.1958 Trabzon doğumluyum... İlkokulu Gülbahar Hatun İlkokulu’nda, ortaokulu Cumhuriyet Orta Okulu’nda okudum. Liseyi de o zamanın koşullarından okuyamadık... Babamın bakkal dükkanı vardı, annem de ev hanımıydı. 4 erkek kardeşiz ve hepimiz sporun içinde olup Trabzonspor’a hizmet verdik. En büyük ağabeyim Cengiz Akçay, ondan küçük ağabeyim İlyas Akçay, sonra Selçuk Akçay ve ben... Abilerimin üçü de Trabzonspor’da yardımcı antrenörlük yaptı.

günebakış: Peki futbol hayatınız o dönemin çocukları gibi mahalle arasında mı başladı?

Cengiz Akçay: Mahalle arasında futbol olmazsa olmazımızdı zaten. Mahalle arasında oynarken de 16 yaşlarında İdmanocağı’na kayıt yaptık ve lisansımızı orada çıkartıp futbola başladık.  Lisans çıkarttıktan sonra 1 ay oldu olmadı, Özkan Sümer beni Rize amatör takımlarından Esnafspor’a yolladı. O zamanlar genç futbolcuların dışarıya transfer yapması gerekliliği gibi bir durum vardı. Beni de ondan dolayı oraya gönderdi Özkan hoca. Dönüşte ise Trabzonspor’a gelecektim. Ama dönüşte Esnafspor benim lisansımı vermemiş. Sonrasında Özkan Sümer devreye girmişti ve sorunu çözmüştü. Dönüşte Trabzonspor altyapısında başladım. Burada yeri gelmişken söyleyeyim Özkan Sümer, Türkiye’de altyapıların en önemli ismidir. Bana göre bugün Türkiye’de sporun en baştaki, en önemli ismidir. Saygı duymamız lazım. Çünkü ondan eğitim almışımdır... Belki teknik direktör diplomam yok ama inanın teknik direktörden daha bilgiliyim bu konuda... 

günebakış: Özkan Hoca sayesinde Trabzonspor ile ilk buluşmanız altyapıda oldu o zaman?

Cengiz Akçay: Evet... Evet... Trabzonspor altyapısında oynarken de ben Genç Milli Takım’a gittim. Altyapıda oynamaya devam ederken Ümit Milli de oldum. Tabi o zamanlar Trabzonspor’da top oynamak her baba yiğidin harcı değildi. Biz de daha 18 yaşında çocuğuz. O dönemlerle Kocaelispor maçı vardı ve Ali Kemal ağabey de ceza gelmişti. O sırada bana da “Gel kadroya gideceksin” dediler. Ben de kasıklarımdan sakatım ama öyle bir fırsat geldiğinde “Sakatım” der misin? O zaman da teknik direktörümüz Ahmet Suat Özyazıcı’ydı ve ben de sakatlığımı saklayarak kadroya girdim. O zaman ki Trabzonspor’da bambaşkaydı tabi... O arada idmana çıktık. Ben kasıklarımdan gidemiyorum ama Suat abiye de durumu çaktırmamaya çalışıyorum. Sonrasında maça çıktık ve ben de kulübedeyim. Necmi abi yanımdaydı, Hüseyin abi oynuyordu ve 1-0 mağluptuk. O zaman Kocaelispor 2. Lig’de, biz de efsane takımız ve Türkiye Kupası maçı oynuyoruz. Aradan biraz zaman geçtikten sonra Suat Hoca bana “Isın...” dedi. Ben de, “Ben mi hocam?” deyince Suat Hoca, “Sen dur. Necmi sen ısın” dedi. Ben de içimden, “Hay Allah razı olsun” dedim. Ama demek o anda ne anladı, ne düşündü kim bilir? Çünkü bana “Isın” diyor. Ben de, “Ben mi?” deyince, “Yok sen kal, Necmi sen ısın” diyor. Sonra tabi maçta 1-0 yenildik tabi. Maçtan sonra İstanbul’a gidiyoruz ama arabada çıt yoktu... O zamanlar yönetici Naci Gürkök vardı ve “Ne moralinizi bozuyorsunuz. Biz bunları eleriz” demişti... İlk kadroya girmem o maçla birlikte olmuştu. Rövanşta tabi Kocaeli’ni eledik ve ilk parayı da ondan sonra gördüm. Kadroda olduğum için bende prim almıştım...

Sezon sonu ise A Takım’a imza atmıştım. Sezon başında Uludağ’a kampa girmiştik ve dönüşte lig başlamıştı. İlk 5 maç tabi kadroya bile giremedik.  O zamanlar kadroya girmek de kolay mı? Necmiler, Hüseyin ağabeyler... O kadroya nasıl gireceksin? Sonrasında Allah’tan Trabzonspor’da bir performans düşüklüğü var ve gol atamıyoruz. O dönemde Adanaspor geliyor Avni Aker’e. Ama Adanaspor’da beni kiralık olarak istiyor. O dönemde abim de yardımcı antrenör ve Suat ağabey, “Hazırlansın bu maçta oynatacağım onu” demiş. Sonrasında oynuyorum o maçta ve 2 gol atıyorum. Maçı da farklı kazanıyoruz. Sonrasında Beşiktaş geliyor, ona da 1 gol atıyorum ve deyim yerindeyse futbolcu oluyorum. Gol atmasaydım belki de futbolculuğum bitmişti. Ama Allah bize yardımcı oldu ve golleri atınca takıma adapte oldum. Hatta Trabzonspor’un 100. golünü ben atmışım ama haberim de yok. Onu da tesislere gittiğimde bir bayan bana “100. golü siz attınız. Sizinle röportaj yapacağım” dedi. Benim de haberim yoktu 100. Golü attığımdan ve orada öğrenmiştim.

günebakış: Avni Aker’deki ilk maçınız Adanaspor maçı oldu. O anda neler hissettiniz? Çünkü dediniz ya yanınızda ve sahada hep efsane golcüler vardı...

Cengiz Akçay: Oynamayı düşünmüyorduk tabi. Ama şartlar seni oynatmaya başladı. O zamanlar Hüseyin ağabey de, Necmi ağabey de formsuz. Ben de iyi oynamaya başlayınca Suat abi benimle yola devam etti. Sezon sonuna kadar öyle gittim. Bir sonraki sene de hiç unutmam Almanya’da maça çıkıyoruz ve Hüseyin ağabey de vardı kadroda. Maçta 1-0 mağlubuz ve 85. dakikalardı. O esnada frikik oldu ve mucize bir şekilde top benim önüme geldi ve golü attım. Tabi herkes Hüseyin ağabey tanıyor ve onu istiyordu. Ama o kulübede oturuyor, ben oynuyordum. Ben oynadığım için tepkiler de olmuştu. Ben de golü atınca çocukça bir şekilde gidip taraftarlara hakaret ettim. Sonra gittik soyunma odasında duş yapıyorduk. Bir tane taraftar gelmiş ve Suat Hoca’ya bağırıyormuş benden dolayı. O da benim haklı olduğumu söyleyip kovmuş onları...

Suat Hoca da müthiş bir profesördür... Trabzon’un tarihini yazan ilk teknik adamdır. Cin gibidir, hocaların kralıdır.

günebakış: Peki hocam o zaman nasıl bir Avni Aker vardı? Fiziki şartları nasıldı?

Cengiz Akçay: Avni Aker’i şöyle anlatayım... Efsane takım oynarken ben daha çocuktum. O efsaneler oynarken, malzemeci kaptan Mehmet vardı... Tüp işi yapardık ve bizimle diyaloğu da çok iyiydi. Bizim tüp arabası da vardı. Tabi o zamanlar çocuktuk biz. Bizim dükkana gelirdi ve “Gelin sahayı çekin...” derdi bize. Avni Aker yağmur yağdığı zaman zemin tırtıklanırdı. Zemin düzeltmek için ağır demirden tel örgü gibi yapılmış bir düzenek vardı. Onu arabanın arkasına takardık, üzerine da ağırlık koyardık daha ağır olsun diye. Sonrasında da zemini düzeltmek için sahada arabamızla dolaşırdık.  O demir de arkadan, zemini düzeltirdi... Efsaneler daha iyi bir sahada oynasın diye zemini düzeltirdik. O dönemde de ben altyapıda oynuyordum. Avni Aker’in o dönemlerini de yaşadık biz... O zamanlar çim de ekilirdi ama 2-3 maç sonra yine eski çamur haline dönerdi Avni Aker. Ama şimdi 1 hafta içinde bozuk çimler bile halı gibi yapılıyor...

O dönemlerde Mehmet ağabey takımın malzemelerini yıkandığı zaman Avni Aker’de saha kenarındaki tel özgülerin üzeri sererek kuruturdu. Düşünün idman biterdi ve Mehmet ağabey onları bir sonraki günkü idmana yetiştirmek için çalışırdı. O zaman Allah rahmet eylesin Hayrettin Şiranli, onun evine biz malzemeleri götürürdük. Orada Hayrettin ağabey hanımı malzemeleri yıkardı. Biz de zaman zaman formaların getir-götür işlerini yapıyorduk o dönemler...

Mehmet ağabey malzemeleri dağıtırken bize hep yırtık çorapları verirdi. O zaman sağlam çorapları bile efsanelere verirdi. Böyle zorlu günlerde Trabzonspor ihtilal yaptı...

Soyunma odasına girdiğimizde de sobanın yanında efsaneler dururdu genelde. İlk onlar duşa girerdi ve sıcak su biterdi. Geri kalanlar da “Su biraz daha ısınacak da banyoya gireceğiz” diye beklerdi... Ama bekleyenler hep efsanelere olan saygısından sırasını beklerdi o dönemlerde. O zamanlar doğru düzgün formamız, idman malzememiz bile yoktu. Hatta bir gün biri geldi bana, “Abi bana formayı vermedin” dedi. Ben de, “Ne diyorsun, beni mi kovduracaksın. Zaten 1 tane formamız var nasıl vereyim onu sana. Bir dahaki maçta da o formayı giyeceğim” demiştim. O zamanlar 1 ya da 2 forma ile sezonu tamamlıyorduk. Avrupa’dan gelen bir takım eşofman vardı. Seyahate, deplasmanlara da o eşofmanları giyerek giderdik.

O zamanlar Avni Aker’de her zaman çalışma imkanı da bulamazdık sahanın fiziki şartlarından dolayı. Kimi zaman da şimdiki adıyla Ahmet Suat Özyazıcı Sahası’nda idman yapardık. Ama o zaman orası şimdiki gibi değil, bataklık gibi bir sahaydı.

günebakış: Avni Aker’de zemini de düzelttiniz, bordo-mavili formayı da giyip şampiyonluk yaşadınız. Unutamadığınız anılarınız var mı?

Cengiz Akçay: Ben Avni Aker’de Fenerbahçe maçını unutamam... Allah inandırsın, belki de 100 tane pozisyona girdik. O zamanlar onların kalecisi de Yugoslav İvancevic’di ve inanılmaz pozisyonlar kurtardı. Hatta bir pozisyonda bilinçli olarak onun üzerine uçtum sakatlansın diye. Ama topu alıp kaçtı, bana yakalanmadı. O pozisyonun ardından bütün Fenerbahçeli oyuncular da benim peşime düştü, “Ne yapıyorsun?” diye. Maç da berabere bitmişti. O maçı hiç unutmam.

Hiç unutmam... İstanbul’a bir maç için giderken rahmetli Kenan İskender de, bizimleydi. Acıkmıştık ve “Öldük açlıktan Kenan abi yemek yiyelim” diyorduk. O da, “Yok bir yer nereye gidelim?” diyordu. Sonra bir köye girdik. Orada bir bakkaldan ekmek-kaşar aldık yemek için ve öyle devam ettik yola. Afacan Yılmaz vardı. Onun otobüsüyle giderken, birden “Güm...” diye bir ses çıkardı. Bir de bakardık ki lastik patlamış ve otobüsün için toz-duman... Öyle gider-gelirdik biz deplasmanlara. Sıkıntılı günler çok yaşadık...

Bugünkü şartlar ile o günkü şartlar kıyaslanmaz. Biz o zaman topa kafa vurduğumuzda kafamız şişerdi. Topu süremezdik. Hiç unutmam Genç Milli Takım’da oynuyorum ve İzmir’e gitmiştim. Alsancak Stadı’nda idman yapıyoruz. Baktım ki arkadaşlar topa vuruyor ve top uçup gidiyor. Ben de kendi kendime, “Allah Allah ben nasıl vuracağım bu topa” dedim. Cesaretim yok. Onların vuruşlarını ve topun gidişini gördükten sonra. Sağa-sola baktım kimse yoktu. O esnada “Bir tane de ben vurayım. Bakayım nasıl gidiyor?” dedim. Bir vurdum ki top uçtu. Sonrasında ise sevindim, “Ben topu sürebiliyorum” dedim kendi kendime. Avni Aker’de ise topa vurduğun zaman top gitmezdi. Zaten toplar da ağır toplardı. Topun ağırlığından, insanda kafa vurma isteği bile olmazdı...

Mesela bizim oynadığımız zaman rakipler orta sahayı geçmezdi ki. Hep tek kale oynardık. O zamanki takım açık da vermezdi. Trabzonspor, Türkiye’nin 1 numaralı takımıydı o zaman. Turgay, Necati, rahmetli Kadir ve takoz Cemil rakibe nefes aldırıp pozisyon vermezdi ki. O dönemlerde gol yemiyordun ki. 1 gol attığında da maçı kazanıyordun. Öyle bir Avni Aker vardı...

İnsanlar şunu da anlamıyor... Şenol, Turgay, Necati, Ali Kemal, Hüseyin, Kadir, Cemil, Bekir gibi efsane oyuncular Trabzonspor’u Trabzonspor yapmıştır. Bugün Trabzon şehrini Dünya’ya tanıtanlar bunlardır. Bu başarılarda emeği olan başkan ve idarecileri de es geçmemek lazım tabi...Süha Akçay vardı Allah gani gani rahmet eylesin. Şamil Ekinci vardı efsaneydi. Daha ne insanlar vardı. Ama o zaman çıkar, menfaat yoktu. Şimdi ise her şey çıkar, menfaat üzerine kurulmuş...

günebakış: O zamanlar taraftarlarla iç içeydiniz... Başarıda hiç kuşku yok ki onun da etkisi büyüktü değil mi?

Cengiz Akçay: O zaman, seyirci takımının başarısı ve mutluluğundan başka bir şey düşünmezdi. Şehrin isminin Türkiye’de duyulması, Avrupa’da gündem olması onların mutluluk kaynağıydı. O dönemki yöneticiler, futbolcular ve taraftarlar birlik olup, tek yürek olup Trabzon şehrini bir yere taşımıştır. O zaman yöneticiler de hep cepten verirlerdi. Fedakarca mücadele ederlerdi. Ekonomi yoktu ve para toplayarak, kendi ceplerinden vererek kulübü ayakta tutuyorlardı.

günebakış: Peki hocam golleriniz arasında sizin için ayrı bir yeri olan özel bir golünüz var mı?

Cengiz Akçay: Avni Aker’e çıktığım ilk maçta Adanaspor’a karşı attığım goller benim için özel ve anlamlıydı. Çünkü ilk maçınıza çıkıyorsunuz ve ilk gollerinizi atıyorsunuz. O nedenle o goller benim için özeldir. Avni Aker, Trabzonspor formasını giyen her oyuncu için özeldir. O nedenle yıkılması kabul edilemez. Trabzon’un bir çok takımı var. Bu takımlar Avni Aker’de maçlarını oynayabilirler. Trabzon’un Avni Aker’e ihtiyacı var. Avni Aker, Trabzonspor’un tarihidir, şehrin onurudur, gururudur.  Avni Aker’i yıkmak, Trabzonspor’un tarihini silmek demektir. Yazıktır, günahtır...

Örneğin, Trabzon’a gelen birçok ziyaretçi, Avni Aker’i de görmeye geliyor. Böyle bir tarih nasıl yok edilir?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner108