banner114

Avni Aker, tarihi ile Türk futbol hayatına damga vurmuştur

RÜŞTÜ REÇBER KİMDİR?

Rüştü Reçber, 10 Mayıs 1973 yılında Antalya’nın Korkuteli ilçesine bağlı Küçükköy köyünde dünyaya geldi. Futbola bir santrafor olarak başlayan Rüştü Reçber, ilk hocası Dursun Karasucu’nun, kendisinin uzun boyundan ötürü kalecilik yeteneğini keşfetmesi üzerine Niğde’de düzenlenen Bölgeler Arası Amatör Futbol Yarışması’nda dikkatleri çekti.

Bir takım arkadaşıyla birlikte Burdurgücü’ne giden Rüştü, 1 yıl burada kaldı ancak bir maçta görev alabildi. Bu 1 yıllık süre içinde Akdeniz Bölgesi takımına seçilen Rüştü Reçber, Niğde’de düzenlenen bölgeler arası maçlara katıldı.

Akdeniz Bölgesi olarak finale kalan takımındaki üstün performansı ile dikkatleri üzerine çeken Rüştü Reçber, İzmir’deki Ümit Millî Takım aday adayı seçmelerine davet edildi. Reçber orada da gösterdiği başarılı performans sonrası Ümit Millî Takımın 4. kalecisi oldu.

Rüştü Reçber, Galatasaraylı eski futbolcu Öner Kılıç’ın vasıtasıyla Mustafa Denizli döneminde sarı-kırmızılı kulübe gider. Bir hafta burada antrenmanlara çıkan Rüştü Reçber, PAF takımda oynaması istenince de İstanbul’da kalmaktan vazgeçerek Antalya’ya geri döner ve 3 yıllık sözleşmeye imza atar.

Rüştü Reçber, 1993-1994 sezonunda Antalyaspor'un birinci kalecisi oldu. Sezonun başında başarılı performansı ile dikkat çeken Rüştü, bu sefer de Fenerbahçe'den teklif aldı ve 26 Kasım 1993'te kendisini Fenerbahçeli yapan sözleşmeyi imzaladı. Sözleşme gereği eski takımı Antalyaspor'a yeniden kiralandı ve sezonu orada tamamladı. Rüştü o sezon 33 maçta forma giydi. Sezon sonunda Antalyaspor, Türkiye 1. Futbol Ligi'ne çıkmaya hak kazandı.

1993-1994 sezonunda Fenerbahçe’ye transfer olan Rüştü Reçber, ilk maçına 29 Ekim 1994'te Petrolofisispor karşısında çıktı. Rüştü, devre arasında birinci kaleci Engin İpekoğlu'nun sakatlığı nedeniyle oyuna girdi. 5 Kasım'da Altay ile oynanan maçta hem ilk kez ilk 11'de hem de ilk kez Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu Stadyumu'na çıktı.
Otoritelere göre o dönem dünyanın en iyi kalecilerinden olan Rüştü, adını hafızalara 2002 Dünya Kupası’nda sergilediği muhteşem performansla kazıdı. UEFA'nın düzenlediği "2002 Yılının En İyileri" anketinde 2002 yılının en iyi kalecisi seçildi. 1990-1994 yılları arasında Antalyaspor'da, 1994-2003 yılları arasında Fenerbahçe'de forma giyen A Millî Takım’ın başarılı kalecisi Rüştü Reçber, 2002-2003 sezonu sonunda dünyanın en büyük takımlarından Barcelona’ya transfer oldu. Rüştü burada 1,5 yıl oynadıktan sonra yeniden Fenerbahçe’ye döndü.

2 yıl daha Fenerbahçe formasını giyinen Rüştü Reçber, 2007-2008 sezonunda Beşiktaş’a imza attı. 5 yıl Beşiktaş’ta oynadıktan sonra da 39 yaşında iken 2012 yılında futbola noktayı koydu.

Rüştü Reçber, futbol kariyerine nokta koyduktan sonra 8 ay Türk Millî Takımlar Genel Koordinatörlüğü yaptı. Sonrasında 5 yıl BeınSports’da Lig TV’de görev yaptı. Hâlen Hürriyet gazetesinde spor yazarlığının yanı sıra Lig TV’de de spor yorumculuğuna devam eden Reçber; evli, biri kız, biri erkek olmak üzere 2 çocuk babasıdır.

Rüştü Reçber… O, Türk futbolunun son yıllarda yetiştirdiği başarılı ve aynı zamanda beyefendi futbolcularından daha doğrusu eldivenlerinden birisi.

Korkutelispor’daki amatör futbol yaşantısından Millî Takım’a kadar uzanan büyük bir başarı öyküsünün mimarı desek yanlış olmaz onun için. 16 yıl Millî Takım kariyeri herkese nasip olmayacak apayrı bir gurur…

Zira kendi deyimiyle Anadolu’nun küçük bir köyünden haddini bilerek adım attı futbola… Ancak o yetenekleri ile keşfedilerek futbol dünyasına kazandırılan bir isim. Çalışarak, hak ederek futbol kariyerini başarılarla dolu geçiren bir isim Rüştü Reçber…

Mütevazı bir kişiliğe sahip olan Rüştü Reçber, futbol hayatı boyunca da bu özellikleriyle hafızalara kazındı. 2003 yılında dünyanın en iyi 3. kalecisi olarak seçilen Rüştü Reçber, futbol oynadığı dönemlerde Türk ve dünya tarihinin en iyi kalecileri arasında gösterildi.

Biz Rüştü Reçber’le Avni Aker’i konuştuk… Ancak onun futbol kariyerini, başarılarını, futbola başlama öyküsünü dinlemeden de olmazdı… Öyle başarıların içinde oldu ki… Onun bu başarıları Türk futbol tarihine yazıldı. Bunlardan birisi de Beşiktaş formasını giydiği dönemde Manchester United ile deplasmanda oynanan karşılaşmaydı.  Şampiyonlar Ligi B Grubu’nda mücadele eden ve gruptaki 5. maçında İngiltere deplasmanında Manchester United ile karşılaşan Beşiktaş, bu maçtan 1-0 galip ayrılarak büyük yankı uyandırmıştı. Şüphesiz maçın kahramanı tıpkı o dönem İngiliz gazetelerinin de yazdığı gibi kaledeki isim olan Rüştü Reçber’di. Hattâ hemen hepimizin, futbolseverlerin gülümseyerek hatırladığı maçın anlatımını unutmak mümkün mü? Ertem Şener’in o maçı anlatması da bazı olaylar gibi Türk futbol tarihine geçmemiş miydi? Rüştü Reçber’in yaptığı o muhteşem kurtarışlar…

Old Trafford'da Rüştü’nün maçın son dakikalarına kadar yaptığı nefes kesen kurtarışlarına Ertem Şener, “Rüştü her yerinden öpüyorum!” deyince ekranlardaki sadece Beşiktaşlı değil milyonlarca Türk futbolseverler duygulanmamış mıydı?

Millî Takım kariyeri ise kitap yazılacak kadar başarılarla dolu olan Rüştü Reçber, bütün futbol kariyeri boyunca mütevazılığı hiç bırakmadı…

Hangi takımda oynarsa oynasın, taraflı-tarafsız herkesten hep ilgi, hep sevgi gördü gittiği yerde… Futbol oynarken tanıdığımız, bildiğimiz Rüştü Reçber şimdilerde spor yazarlığı ve yorumculuk yaparken de aynı duruşu ile örnek bir profil olarak gösterilmeyi hak eden isimlerden…

Güzel ve örnek alınacak bir başarı öyküsüyle birlikte bir tadım da Avni Aker’i, Trabzonspor’u konuştuk sevilen eldivenden…

günebakış: Sayın Reçber, bize kendinizi anlatır mısınız? Futbolla yolunuz nasıl kesişti?

Rüştü Reçber: Antalya’nın Korkuteli ilçesinin Küçükköy köyünde doğdum. Küçük bir Anadolu köyüdür.

Futbol her çocuğun olduğu gibi bizim de sevdiğimiz bir spor dalıydı. Biz de mahalle aralarında futbolla tanıştık. Okul çağına geldiğimiz zaman artık okul takımlarında oynamaya başladık. Futbola olan ilgimizi, tutkumuzu oralarda devam ettirmeye çalıştık.

Ortaokul 2 ve 3. sınıfın sonlarında bizim Korkuteli’nde amatör takımın hocası vardı, rahmetli Dursun Karasucu…  O mahalle arasında yaptığımız maçlarda bizi beğenmişti. Ben önce forvet oynayarak amatör takımının PAF takımında oynamaya başladım. Akabinde lise 2 gibi o dönemlerde de ben hâlâ futbol oynarken, amatör takımımızın kalecisi askere gidince benim de boyum uzun olduğu için rahmetli Dursun Karasucu, “Kaleye sen geç.” dedi ve benim kalecilik maceram o şekilde başladı. Amatör takımında kaleci olarak oynarken PAF takımında da futbolcu olarak görev yapmaya başladım.
Profesyonel kariyerime nasıl başladım derseniz şöyle söyleyelim: Amatör takımımızda bölgeler arasındaki başarımız dikkat çekti. Bazı arkadaşlarımız denenmek için başka takımlara gitti. Ben ve bir başka arkadaşım da Burdurgücü’ne gittik. Bizi orada beğendiler ve kaleci olarak kaldık. Orada kaldığım 1 yıl sürede hiç maç oynamadım. Bir tek son maçı oynamıştım.

Bu 1 yıl süre içinde Akdeniz Bölgesi takımına seçildim. Bu takımla Niğde’deki bölgeler arası maçlara gittik. Bu 90’lı yıllarda Sepp Piontek ile Fatih Terim’in ülkeyi karış karış tarayarak futbolcu bulma projesinin ortaya koyduğu bir organizasyondu. Orada Akdeniz Bölgesi olarak biz finale kaldık. İyi de bir performans ortaya koyduk. Ben de iyi bir performans sergiledim. Bundan dolayı beni İzmir’deki Ümit Millî Takım Aday Adayı seçmelerine çağırdılar. Ben de oraya gittim. Orada oynamış olduğum maçlarda iyi bir performans ortaya koyunca beni Ümit Millî Takımın 4. kalecisi olarak aldılar. Ve futbola artık millî takımlar seviyesinde ilk adımı attığımı söyleyebilirim.

Millî Takımda aday adayı seçmelerindeki başarım bazılarının da dikkatini çekti. Bu esnada eski Galatasaraylı Öner abimiz (Lakabı Arap Öner) vasıtasıyla Galatasaray’a geldim. Mustafa Denizli’nin olduğu dönemde 1 hafta antrenmanlara çıktım. Beni beğendi ve orada kalıp PAF takımında oynamamı istedi. Ama ben İstanbul’dan biraz ürktüğüm için Antalya’ya döndüm.

Antalyasporlu yöneticiler de Galatasaray’da idmanlara çıktığımı öğrendikleri için benimle bir sözleşme imzaladılar. Ve 3 yıllık profesyonel sözleşme imzaladım. Bu sözleşmeyi profesyonel kariyerimin başlangıcı olarak da söyleyebilirim. 3 yıl Antalyaspor’da kaldıktan sonra Fenerbahçe’ye transfer oldum. Ancak ilk 2 yılı oynamadım, 3. yılda da Fenerbahçe’ye transfer oldum. Bu arada bir takım olaylar oldu. Kaza geçirdim. Beşiktaş’la anlaşıyordum fakat olmadı.

1993-1994 sezonunda Fenerbahçe’ye geldim ama o esnada da birtakım zorluklarla karşılaştım. Antalyaspor’da oynadığım son dönemde Fenerbahçeli yöneticiler beni almak istiyordu. Fakat dönemin Antalyaspor Başkanı Hasan Subaşı, şampiyonluğa oynadığımız için beni vermemişti. Türkiye Futbol Federasyonu, “Bir sene içerisinde imza atılıp tekrar oynadığı takımda kiralık kalabilir.” şeklinde yeni bir düzenleme yaptı. Ben Fenerbahçe’ye imza attım ancak Antalyaspor’da kiralık olarak kaldım. O sene Antalyaspor’la şampiyon olduk ve dümeni İstanbul’a doğru kırdık. Fenerbahçe’de yaklaşık 9 yıl oynadım. Bir ara Barcelona’ya gittim ve 1,5 yıl oynadım. Döndüm geldim 2 yıl daha Fenerbahçe’de oynadım. Sonrasında Beşiktaş’a gittim ve 5 yıl da orada oynadım. Güzel bir kariyerim oldu. Baktığımızda 25 yıl futbolun içerisinde kalmışım ama 22 yıl profesyonel olarak oynamışım. Bunun 18 yılı Fenerbahçe, Barcelona ve Beşiktaş’ta geçmiş. Böyle bir futbolculuk kariyerim var. 2012 yılında da futbolculuk kariyerimi noktaladım.

günebakış: Ailenizin futbol oynamanıza bakışı nasıldı?

Rüştü Reçber: Ailem futbolla ilgili bana hiçbir zaman negatif yaklaşmadı. Bizim olduğumuz yerlerde özellikle Anadolu’daki o küçük köyde futbolcu çıkmasının ne kadar zor olduğu gerçeği var. Bizden daha çok güreşçi çıkardı, tıpkı babam gibi. Ama ben bu anlamda kendimi şanslı hissediyorum. Çünkü ne zaman bu anlamda karşımıza futbolla ilgili bir şey çıksa annem de babam da hiçbir zaman kısıtlama yapmadı, aksine destek oldular. İşimizi yaptıktan sonra futbolla alakalı bana gerekli desteği her zaman verdiler. Bu yüzden aileme her zaman minnettarım.

günebakış: Avni Aker sizde ne gibi bir his uyandırıyor? Gerek Fenerbahçe gerekse Beşiktaş forması ile Avni Aker’de sizin de çokça maçınız olmuştur. Unutamadığınız maçlar mutlaka olmuştur…

Rüştü Reçber: Avni Aker’de hakikaten çok önemli anılar yaşadık. Çok sevindiğim ve çok üzüldüğüm maçlar oynadık. Tabii ki insan eskiyi düşününce, eskiyi gözünün önüne getirince hakikaten biraz duygusal yoğunluğa giriyor.

Bence Avni Aker, tarihi ile hem Trabzon halkına hem Türk halkına yaşattıklarıyla önemli bir mekândı. Şimdi Trabzonspor’un yeni bir yeri, yeni bir stadı var. Ancak Avni Aker’deki ambiyans, taraftar coşkusu hakikaten özeldi. Çünkü Trabzon insanı Trabzonspor’la yatıp Trabzonspor’la kalkan bir yapıya sahip…

Aslında hayatlarının büyük kısmının Trabzonspor’a endeksli olduğunu, hayatlarının büyük bir zamanını da Trabzonspor’a ayırdıklarını hepimiz biliyoruz. Türkiye’de yaşayıp futbolla ilgilenen her insan bunu mutlaka biliyordur.

Benim orada mutlu olduğum ve üzüldüğüm anlar da oldu. Baktığımızda iyisiyle kötüsüyle güzel günlerdi o günler. Yanlış hatırlamıyorsam Beşiktaş’la oynadığım ilk maç orada benim kırmızı kart gördüğüm ve 3-2 yendiğimiz maçtı. Hakem beni kırmızı kartla cezalandırmıştı. Orada unutamadığım maçlardan birisi var ki… O zaman Fenerbahçe’deydim… İlk yarı Trabzonspor 4-0 galip. İkinci yarıda Fenerbahçe gerçekten müthiş bir performans ortaya koydu ama biz 4-2 mağlup olmaktan kurtulamadık.

Diğer bir anım ise benim açımdan da Fenerbahçe açısından da unutulmayacak bir maçtı. 1996 yılında 2-1 galip geldiğimiz maçtı. O sezon şampiyonluğun iki adayı vardı. Birisi Trabzonspor, diğeri de Fenerbahçe olarak bizdik. Ve o maç tarihe belirleyici maç olarak geçti. O maçta aldığımız 3 puan bizi 1995-1996’da şampiyon yapmıştı. Herhalde benim Avni Aker’de kariyerim boyunca unutamadığım maçlardan bir tanesi de o olmuştur. Ama Beşiktaş’la oynadığım o ilk maçta gördüğüm kırmızı kart… 4-2’lik maç… Birçok maç unutulacak türden değil.

günebakış: Sayın Reçber teşekkür ederiz.

Rüştü Reçber: Ben teşekkür ederim.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner108