banner114

Avni Aker kendimizi ispatladığımız, ekmek kazandığımız yer

İBRAHİMA YATTARA KİMDİR?

İbrahima Yattara, 3 Haziran 1980 tarihinde Gine’de dünyaya geldi. Eski bir futbolcu olan babasının da etkisi ile genç yaşlarda futbola yönelen Yattara, ülkesinin takımlarından biri olan San Garedi'nin altyapısında futbol hayatına başladı.

1998-2000 yılları arasında Garedi forması altında 16 maça çıkan ve 12 gol kaydeden başarılı orta saha oyuncusu, kariyer hedeflerine daha uygun olması nedeniyle 2000 yılında Gine’nin en büyük isimlerinden olan Atletico Coleah’a transfer oldu ve bu takımda geçirdiği tek sezonda forma giydiği 32 maçta toplam 16 gol kaydetti.

2001-2002’de kendisi gibi futbolcu olan kardeşi ile beraber Belçika liginde mücadele eden Royal Antwerp FC Takımı’na transfer olan Yattara, Teknik Direktör Henk Houwaart ile yıldızının bir türlü barışmaması nedeniyle istediği kadar forma giyme şansı bulamadı.

2001-2003 yılları arasında Antwerp forması altında sadece 29 lig maçında forma giyebilen başarılı futbolcu, bu maçlarda toplam 10 gol kaydetti.

2003-2004 futbol sezonu başında, Trabzonspor Başkanı Özkan Sümer tarafından transfer listesine alınan ve 400 bin dolar karşılığında Belçikalı ekipten transfer edilen Yattara, yeni takımı ile beraber sahaya çıktığı ilk sezonda çok fazla forma giyme şansı bulamamasına rağmen Turkcell Süper Lig’in asist kralı olma başarısını gösterdi.

2003 yılından itibaren kesintisiz olarak formasını giydiği Trabzonspor’un tarihindeki en uzun süreli forma giyen yabancı oyuncu unvanını elinde bulunduran Yattara, takımıyla beraber sahaya çıktığı 188 maçta toplam 38 gol kaydetti.

İbrahima Yattara, Trabzonspor’da 2 kez Türkiye Kupası Şampiyonluğu yaşama şansı elde etti.

29 Ekim 2010 tarihinde Türk vatandaşlığına geçen Yattara, göze hitap eden bir futbol ile taraftarlar tarafından sevilen bir oyuncu oldu. Yattara, “Kara Bela” lakabını aldı ve kazandığı maçların sonunda kolbastı oynaması ile de dikkatleri çekti.

2010-2011 sezonu sonrası Trabzonspor ile sözleşmesi biten İbrahima Yattara, Arabistan takımı olan Al Shabab’a transfer oldu. 2012-2013 sezonunda Mersin İdman Yurdu ile bir yıllığına sözleşme imzaladı. Bu sayede Türkiye’ye tekrar gelen Yattara, 4 maç oynamış ancak sakatlık nedeniyle uzun zaman forma giyememişti. 2015 senesinde futbolu bırakma kararı alan İbrahima Yattara, aynı sene Survivor’a katılmış, efendi tavırlarıyla izleyicilerin gönlünü fethetmişti.

Trabzonspor’da forma giyen yabancı oyuncular içinde en çok iz bırakan, hâlen daha taraftarla, takımla, şehirle iç içe olan bir isim İbrahima Yattara... Namıdiğer Hasan Üçüncü...

Yattara, 2010 yılında Türk vatandaşlığına geçerken, yakın arkadaşı olan Trabzonspor’un eski futbolcusu Hasan Üçüncü’nün soyadını aldı ve İbrahima Üçüncü olarak devam etti hayatına.

Trabzonspor’un maçlarını anlatan spikerlerin, oyuncunun attığı gollerden sonra ismini telaffuz ederken “İbrahimaaa Yattaraaa” diye coşkuyla anlatmasını hangi birimiz unutabiliriz ki…

Ele avuca sığmayan kişiliği, futboldaki kıvrak oyunu ile de hep en çok konuşulan isimlerden birisi olan Yattara, Trabzon şehrine kısa dönemde sağladığı uyumla da dikkatleri üzerine çekmişti.

Trabzonspor’a transfer oluncaya dek Türk futbolunu çok iyi tanımayan Yattara, Trabzonspor’la ilgili Türkiye’de futbol oynayan arkadaşlarından duyduğu sözlerden etkilenerek hiç düşünmeden evet dedi.

Trabzonspor taraftarı ile buluştuğu ve hatırladığı ilk maç, deplasmanda Konyaspor maçı oldu Yattara’nın… Zira o maçı “Sanki deplasman değil de evimizde oynuyorduk. İşte o zaman neden ‘Bize her yer Trabzon’ dendiğini anlamıştım.” şeklinde anlatıyor.

Avni Aker’de taraftarın zaman zaman tepki gösterdiğini ancak bunun da futbolun içinde olabilen şeyler olduğunu söyleyen Yattara, “Bize bizi sevdiklerini hissettiriyorlardı. Avni Aker’de oynarken zevk alıyorduk.” diyerek özetliyor âdeta…

2000 yılında başlayan ve yaklaşık 13 yıl süren profesyonel futbol hayatının 8 yılını Trabzon’da geçiren Yattara, hayatının en unutamadığı dönemlerini de yine Trabzon’da, Trabzonspor’la yaşadı.
Yattara çok gol attı, çok gol sevinci yaşadı… Taraftarlarla kolbastı oynadı, halkın içine girdi… Trabzon onu, o Trabzon’u çok sevdi.

Yattara, Trabzonsporlu Yattara olarak kaldı hep… Ve kendisini “Karadeniz Fırtınası” olarak nitelendirirken haksız da değildi…

günebakış: Bize kendini, aileni ve futbolla buluşmanı anlatır mısın?

İbrahima Yattara: Benim adım İbrahima Yattara… Gine’de dünyaya geldim, Trabzonlu oldum! Babamın iki eşi var, benim annem ikinci eşi. Toplam 14 kardeşiz. Ben üçüncü çocuğuyum. O yüzden Trabzonspor’da iken soyadımı “Üçüncü” olarak aldım! Futbol oynamaya çocukluk yıllarımda sokaklarda başladım.

Liseye kadar eğitim aldım. Ancak çok kalabalık bir aile olduğumuz için devam edemedim. Sokakta futbol oynarken 1. Lig ekiplerinden Gine Sangaridi Takımı benimle profesyonel sözleşme imzaladı ve orada profesyonel oynamaya başladım. Orada üç yıl oynadım ve 17 yaşındayken A Millî Takım’a çağırıldım. A Takım’da oynayamadım ama Ümit Millî Takım’da oynadım. Orada bir menajer beni gördü ve beni Belçika’ya götürdü. Orada beni denemelerde beğendiler ve kontrat imzaladık. Bu sebeple de okuma hayatını devam ettiremedim. Çünkü ailem kalabalıktı ve maddi anlamda da desteğe ihtiyaçları vardı. Belçika’da da üç yıl oynadım.

Trabzonspor eski hoca ve başkanlarından Özkan Sümer, Adnan Demir isimli bir menajerle futbolcu izlemek için Belçika’ya geldi. Onların izleyecekleri oyuncu kadroda yer almayınca, “Bir futbolcu daha var.” dediler. Ben de o gün yedekteydim. İlk yarı biz 1-0 gerideydik, ikinci yarı beni oyuna aldılar. Son 20 dakikada oyuna girdim ve 1 gol, 1 asist yaptım ve maçta 2-1 galip geldik. Gece saat 12’de Başkan beni aradı ve “Sana talipli bir kulüp var, gel görüşelim.” dedi. Bir araya geldik, kulüpler anlaştı ben de “Tamam.” dedim ve anlaştık.

günebakış: O güne kadar Türkiye’ye ya da Trabzonspor’a dair bir şey biliyor muydun?

İbrahima Yattara: Ben buraya gelmeden önce sadece Galatasaray, Beşiktaş ve Fenerbahçe’yi biliyordum. Ancak bu sadece isim olarak bir bilmeydi. Ben profesyonel olmadan önce Galatasaray’ı izliyordum. Dünya yıldızı Ortega’nın Fenerbahçe’ye gittiğini duymuştum. Türkiye’ye dair bildiklerimin hepsi bu kadardı.

günebakış: Nasıl bir şehre gelmiştin?

İbrahima Yattara: Süleyman Youla, Gençlerbirliği’nde oynuyordu. O zaten Millî Takım’dan arkadaşımdı. Telefon açıp sordum. Bana, “Çok iyi takım, Türkiye’de 4. büyük kulüp. Hattâ benim oymadığım takımdan daha büyük.” dediğinde bana çok iyi bir fırsat geldiğini düşündüm. 2003 yılında sözleşme imzaladım ve Trabzonspor’da 8 sene kaldım. Geldiğimde Özkan Sümer başkan, Samet Aybaba teknik direktördü.

Hiçbir şey bilmiyordum. Ancak Allah’a çok şükür Rizespor’un transferlerinden Omar, Türkçe biliyordu. Kendisi bana çok yardım etti, ben de gayret ettim tabii…

günebakış: Avni Aker deyince ne düşünüyorsun?

İbrahima Yattara: İsmini duyunca bile ağlamak geliyor içimden! Benim için bambaşka bir yer. Kendimi gösterdiğim yer Avni Aker… Ekmek kazandığım yer Avni Aker… Çok önemli bir yer orası. Hayatımda çok önemli ve anlamlı bir yeri var Avni Aker’in… Yıkılması… Bu kelimeyi duymak bile beni üzüyor. Çok güzel günlerimiz oldu, hüzünlerimiz de oldu. Ama biz Avni Aker’i hep sevdik. Orası bambaşka bir yer. Tarifi imkânsız. Avni Aker’i hiçbir zaman unutmayacağım.

günebakış: Avni Aker’deki ilk maçını hatırlıyor musun? Trabzonspor taraftarıyla o sıcak ilişkiyi kurmayı nasıl başardın?

İbrahima Yattara: Avni Aker’de ilk maçı tam hatırlamıyorum ama Türkiye ligindeki ilk maçım Konyaspor’du. Biz Konya’ya gittiğimizde sanki Trabzon’da oynuyorduk. Zaten o yüzden “Bize her yer Trabzon” denildiğini anlamıştım.

Ben de çok sıcakkanlı bir insanım. Bence benim oyun stilimi bütün taraftarlar beğeniyordu. Belçika’da da aynı şekilde taraftarlar benim oyun stilimi beğeniyordu. Ancak Trabzon’da çok daha fazlasını buldum diyebilirim. Trabzon’daki atmosfer çok güzeldi ve bu sebeple oynarken çok zevk alıyordum. Çünkü bu taraftarın bizi desteklediğini biliyordum. Bize zaman zaman kızıyorlardı ancak bunlar futbolun içinde var ve normal olan şeyler. Ancak o atmosferi çok seviyordum.

günebakış: Trabzonspor’da 8 yıl geçirdin. Aklında kalan, hafızanda en çok yer edinen şeyler neler oldu?

İbrahima Yattara: Taraftarlar bana tribünde tezahürat yaparken tüylerim diken diken olmuştur hep. Hele bir de “Sarı saçlarını bağlamışım…” isimli türküyü söylediklerinde bambaşka duygular hissediyorsunuz.

Elimden geleni hep fazlasıyla yapmaya çalıştım. Bazen oluyor bazen de olmuyordu. Ancak bunlar bana çok duygusal anlar yaşatmıştır. Burada çok güzel günlerim geçti. Yapı olarak arkadaşlığı seven birisiyim. Aynı zamanda paylaşımcı bir insanım.

günebakış: Kalabalık bir aileden çıkıp başarılı oldunuz ve ailenize siz baktınız…

İbrahima Yattara: Bizim Afrika’da böyledir. Bizim anlayışımıza göre “Parayı Allah veriyor, ancak Allah parayı verirken senin de paylaşman gerekiyor.” Biz bu anlayışla yetiştik. Hem benim aileme hem arkadaşlarıma hem de olmayanlara, herkese karşı elim açık olmuştur.

günebakış: Ailenizden Trabzon’a gelen oldu mu?

İbrahima Yattara: Babam ve kardeşlerimden bazıları Trabzon’a geldi ve burayı çok sevdi. Az değil, 8 yıl bu şehirde yaşadım.

günebakış: Trabzonspor’dan ayrıldıktan sonra neler yaptınız?

İbrahima Yattara: Önce Suudi Arabistan’a gittim. Bir süre sonra yeniden Türkiye’ye döndüm ve Mersin İdman Yurdu’na transfer oldum. Ancak sakatlığım sebebiyle orada oynayamadım.

günebakış: Profesyonel olarak kaç yıl futbol oynadınız?

İbrahima Yattara: 2000 yılında başladım ve toplamda 13 yıl futbol oynadım. Bu süre zarfında hiç unutamadığım yer tabii ki Trabzon ve Trabzonspor.

günebakış: Trabzonspor’da oynarken unutamadığın veya sana göre en güzel ya da anlamlı golün hangisiydi?

İbrahima Yattara: Çok gol var. En güzel gol Gençlerbirliği’ne Avni Aker’de attığım gol. Orta sahadan aldığım topu gole çevirmemdi. Unutamadığım maç ise Güney Kıbrıs Rum Takımı Anorthosis ile yaptığımız maçtı. 1-0’dan 1-1 yaptık. Çünkü Güney Kıbrıs Rum Kesimi’ne gittiğimizde sabaha kadar uyumamıştık. Taraftarları bize epey sataşmıştı. Çünkü Türkiye ile ilişkileri bozuktu. Sonra biz çıkarken bütün Türk futbolcular yabancı futbolcuları çağırdı ve toplantı yaptık. “Bu maç sadece bizim için değil bütün Türkiye için önemli.” dendi bize. O yüzden 1-0 mağlupken 89 ya da 90. dakikada frikikten bir gol attım ve inanılmaz bir sevinç yaşandı orada. O yüzden o golü hiç unutamam.

günebakış: 2010-2011 sezonu kadrosunda yer aldın… O sezon neler yaşadın?

İbrahima Yattara: Evet… O sene ben çok fazla oynamadım ama önemli maçlarda hem asist yaptım hem de gol atmıştım. Mesela Fenerbahçe’yi yendiğimiz maçta hem asist yaptım hem de gol attım. Sivasspor’a da hem gol atıp hem asist yapmıştım. Ve o dönem biraz sıkıntılıydı. Yönetimle maddi konularda sorunlarımız oldu. İyi de oynuyordum, benden indirim istediler. Ben de iyi oynadığım için bunu kabul etmedim. Sezon sonuna kadar da istikrarsız bir oynama grafiğim olmuştu. O sezon sonu da Arabistan’dan teklif gelince ben de gittim.

Ben inanıyorum ki o sezon ben sürekli oynasaydım biz daha fazla puan alabilirdik. Bazen yedek kalıyor bazense hiç kadroya giremiyordum. Benim de kafam karışmıştı. O yüzden de gelen teklifi kabul etmiştim.

günebakış: Sahaya çıkarken bir uğurun var mıydı?

İbrahima Yattara: Evet, vardı. Sahaya dua okuyarak çıkıyordum. Avni Aker’in çimlerine dokunuyordum… Orası benim evim gibiydi… O sahaya çıkarken hep mutlu çıktım.

günebakış: Sayın Yattara teşekkür ederiz.

İbrahima Yattara: Ben teşekkür ederim.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner108