banner114

Artık yeni bir Türkiye var

TÜRKİYE’Yİ İKİNCİ SINIF ÜLKE GÖRENLER ARTIK DEĞİŞECEK

Türkiye ile ABD arasında önceki akşam imzalanan Kuzey Suriye anlaşmasını Avrasya Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve Ulusulararası İlişkiler Strateji Uzmanı Prof. Dr. Ersan Bocutoğlu’na sorduk. Bocutoğlu, “Anlaşmayı şu haliyle olumlu bulanlardanım. Ben şuna inanıyorum ki bizi bugüne kadar ikinci -üçücü sınıf gören ülkeler artık bizimle eşit şartlar altında konuşmayı öğrenecekler” dedi.

RUSYA İLE GÖRÜŞME ANLAŞMAYI DAHA DA NETLEŞTİRECEK

ABD-Türkiye ilişkilerinin bugüne kadar “ABD tehdit eder, Türkiye boyun eğer” şeklinde yürüdüğünü kaydeden Bocutoğlu “Bu anlayış daha önce Kıbrıs’ta yıkılmıştı. İkinci kez şimdi yıkıldı. Üstelik dışa bağımlı olmadığımız ortaya çıktı” dedi. Bocutoğlu “Her şeye rağmen Rusya ile yapılacak görüşmenin çok büyük önemi var. Kobani konusu daha bir netlik kazanacak” biçiminde konuştu. n 2’DE

ALACAĞIMIZI KESİNLİKLE ALDIK DAHA DİKKATLİ OLACAĞIZ

ABD’nin bu anlaşma ile bir nevi Türkiye’ye tutunarak kendine manevra alanı açtığını kaydeden Bocutoğlu “Biz alacağımızı kesinlikle aldık. Bundan sonra 8-10 kat daha uyanık olmak mecburiyetindeyiz. Zira görüşmenin ilerleyen süreclerini bilmiyoruz. O süreçlerde bunun içine bir süre gizli el bombası koyulmuş olabilir. Çok daha dikkatli olmak mecburiyetindeyiz” şeklinde konuştu.

Avrasya Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Bocutoğlu, Ankara Anlaşmasını değerlendirdi. Türkiye ‘Artık ben de varım’ dedi.

-Baş döndüren gelişmeler yaşanıyor. Kuzey Suriye’de hepimizin bildiği gibi Türkiye, bir operasyon gerçekleştirdi. Ülke olarak da arkasında durduk. Amerika karıştı, Avrupa çok zorlandı. Aslında bütün dünya zorlandı ve son olarak Amerika Birleşik Devletleri Başkan Yardımcısı ile Dışişleri bakanı Ankara’ya gelerek bir Ankara Antlaşması imzalandı. Antlaşmayı nasıl yorumluyorsunuz?

Ben anlaşmayı şu haliyle olumlu yorumlayanlardanım. Türkiye son teşebbüslerinde (çünkü biliyorsunuz Suriye politikamız katmanlı olarak gelişti. Başından sonuna kadar bir bütünlük taşımadı ama son kertede yaptığımız işlemler şuydu) bir yandan silahlı kuvvetler yani hard power dedikleri sert gücü hazır halde tutarken, yumuşak güç dediğimiz diplomasiyi de devreye soktu. Israrlı olarak Amerika Birleşik Devletlerinin bütün oyalamasına rağmen bastırarak belirli bir yere geldik. Amerika Bileşik Devletleri Başkanı ile Japonya’da yaptığımız görüşmede 20 millik yani 30-35 kilometrelik bir şeridin bize bırakılabileceği şekilde söz aldıktan sonra askeri birliklerimizi sınıra yığdık. Amerika’nın planı bizi oyalamaya devam etmekti. Çünkü 1950’den sonraki Türk-Amerikan ilişkilerinde Amerika Birleşik Devletleri tehdit eder, Türkiye genellikle tehditlere boyun eğer. Yani genel prensip şudur: %2 oranında direnir, %98 oranında dediklerinin yaparız. Buna uyulmayan olaylardan biri Kıbrıs’tır, bir tanesi de bu Kuzey Suriye operasyonudur. Türkiye aldatılmayı arzu etmediği için silahlı bir müdahaleye girmiştir. Bu bir savaş değildir. Koyduğu prensipler son derece nettir. Terör ile arasına bir koridor koymak… Suriye’nin toprak bütünlüğünü tanımak ve Türkiye’de bulunan 3, 5 milyon Suriyelinin olmazsa bir kısmını kendi topraklarına yerleştirmektir. Amerika Birleşik Devletleri’nin oyalama taktiğini fark eden Türkiye, artık bu oyuna bir son verme gereğini duydu. Rusya ile de gerekli görüşmeleri yaptıktan sonra harekâta başladı.

Bir şekilde Trump’ı ikna ederek başlamadı mı Türkiye? Trump’a rağmen mi başladı?

Amerika Birleşik Devletleri Trump’tan ibaret değil. Onlarca Amerika var. En önde gelen iki Amerika… Birincisi halkın oyuyla gelen Trump’ın Amerika’sı, ikincisi de küresel finansal elit adını verdiğimiz öteki Amerika… Bir diğer ifadeyle Hristiyan Siyonistlerle Yahudi Siyonistlerin mahallî tekelinden oluşan Amerika Birleşik Devletleri. Biz Trump’ı ikna ettik. Ama karşı tarafı, öteki Amerika’yı ikna edemedik. Şu an da finansal küresel elitin Amerika’sı Pentagon aracılığıyla, senato ve temsilciler meclisi aracılığıyla iş görüyor. Trump’ın adamlarının bir kısmı da yine bu ekole bağlı. Yani Trump’ın adamları da tam anlamıyla Trump’ı destekler tarzda değil. Ankara’ya gelen Pense o da karşı tarafı destekleyen evanjelist Amerika’nın adamı. Yani şunu söylemek istiyorum…Her ne kadar başkan olarak yerinde bulunuyor ise kendi hükümetine ve ülkesine hâkim değil. Şu anda iç politika olarak karşı karşıya kaldığı bir impistmint projesi var orada. Yani bunu görevden alacaklar. Dolayısıyla bu tutunabileceği her yere tutunmak istiyor. Türkiye’yi burada haklı görüyor, bir tüccar kafasıyla bakıyor. Çünkü hiçbir akıllı tüccar Türkiye gibi geleceğin 5 büyük devletinden birini yok sayamaz. Bu saymıyor, akıllı bir adam. Ama Amerika Birleşik Devletlerinin (öteki Amerika) diyelim, Türkiye’yi bu güç potansiyelinde görmek istemiyor. Mutlaka engellenmesini, planlananın önlenmesini, harekât alanının sınırlandırılmasını istiyor. Dolayısıyla bize Japonya da vermiş olduğu bir söz bir jestten ibaret. Bunu Pentagon ve derin Amerika onaylamış değildi.  Ama bakıldı ki Türkiye buradaki kuzeydeki dediklerini yerine getirecek, PKK/PYD unsurlarını ne kadar silahla donatırsan donat Türkiye Cumhuriyeti gibi bir ülkenin önünde durmak, bırakalım terör örgütlerini normal devletlerin haddi değil. Dolayısıyla durumu görünce gelecekte Amerika Birleşik Devletlerine Suriye’nin şekillenmesinde hiçbir manevra alanı kalmıyor Türkiye’nin bu manevrasıyla. Dolayısıyla o bize gelerek bizim zaten yapmakta olduğumuz bir işi onayladı.  

Ankara’da gerçekleşen anlaşmaya başarı demiştiniz. Ayrıntıya girer misiniz?

Bizim ortaya koyduğumuz 3 hedefi, terörle aramıza mesafe koymak, Suriye’nin bütünlüğünü sağlamak ve göçmenleri yerine yerleştirmek konusunda bizimle uzlaşmak suretiyle bu müdahaleyi daha ileriye götürmeden operasyonu durdurmak, o alanı yine Türkiye’ye bırakmak ama koordinasyonunu beraber yapmak suretiyle kendisine hiçbir manevra alanı kalmayan Suriye de Türkiye üzerinden Suriye’ye tutunmuş oldu.

Suriye de var iken şimdi Türkiye üzerinden tutunmak zorunda kaldı diyorsunuz. Dünkü Ankara anlaşmasıyla Amerika bir manevra alanı mı yarattı kendisine?

Evet, bir manevra alanı yarattı. Tamamen silindiği, bir terörist unsurla orda tutunduğu yerden meşru bir devlet ile kendine bir manevra alanı açmış oldu. Bizim istediklerimizi biz aldık. Ancak, görüşmenin ilerleyen süreçlerini bilmiyoruz. O süreçlerde bunun içene bir sürü gizli el bombası koymuş olabilir aralara. Yani biz şu anda alacaklarımızı aldık ama bundan sonra 8-10 kat daha uyanık olmak mecburiyetindeyiz. Dolayısıyla şimdi çok değişik manevralar var. Yarın IŞID’ı herhangi bir yere salıp bunu Türkiye’nin desteklediğini ileri sürüp üstümüze gelme ihtimalleri var. Dolayısıyla biz bu işi Rusya’yı da işin içine almak suretiyle koordine etmeliyiz. Zaten Amerika bu çekilme işini yaparken büyük bir ihtimalle Rusya’yla anlaşarak çekildiği yerde bir boşluk meydana gelmemesini sağlar ama boşluğu dolduran yer Türkiye olunca bu iş, Amerikan politikasını şekillendiren adamlar tarafından hoş karşılanmadı. Dolayısıyla Trump aslında Türkiye’ye yaklaşmak suretiyle hem Türkiye’nin dediğini yapmış oldu hem de içeri de muarızlarının dediğini yerine getirmiş oldu. Bundan sonra Amerika’nın Suriye’den çekileceğini değil, hiç çekilmeyeceğini varsayabiliriz.

Türkiye, operasyonu gerçekleştirirken PYD’yi yenmek bizim için çok zor bir olay değildi. PYD’yi oradan süpürecektik. Ancak gördük ki Rusya, Suriye’yi bizim boşalttığımız yani PYD’yi boşalttığımız alana yerleştirerek önümüzü kesiyor.  Rusya’nın özellikle son bir günü 24 saatte ki açıklamaları, tekrar sınıra Suriye’nin gelmesini Suriye’nin sınırı kollayan ülke olarak; ülkenin topraklarına hâkim olması talebi, şunu gösterdi ki, şayet biz PYD’yi oradan tamamen silmemize Rusya izin vermeyecekti. Rusya, geri kalan 2 ilçeye Suriye’yi sokarak bizim önümüzü kesip bizi daha zor durum da bırakacaktı. Görüntü buydu. Şu tablodan sonra Rusya’nın da önü kapandı mı hocam? Yani Rusya da şu son anlaşmayla kayıp mı etti?

Şimdi biz bir gücü,( çünkü Türkiye epey bir bölgesel güç halini aldı yani. Bayağı bir büyüdü.) Dolayısıyla Amerika birleşik devletleri gibi bir gücü dengelemek için mutlaka Rusya gibi bir gücün işbirliğine ihtiyacımız var bizim. Anacak biz bazen şöyle düşünüyoruz hissi olarak Amerika’ya karşı Rusya’yla işbirliği yaptığımızda sanki Rusya’yla aramızda hiç bir jeopolitik sorun yokmuş gibi tamamen dost, arkadaş, kardeş gibiymişiz gibi olaya yaklaşıyoruz. Unutmayalım ki Rusya dünyayı yöneten 2 kutuptan bir tanesidir. Hem imparatorluk geçmişi derindir hem stratejileri öyle kolayca değişmez. Yani aynı zamanda Amerika birleşik devletlerini dengelerken yanı başında Türkiye’nin de çok büyük bir güç olmasını istemez. Şimdi şöyle söyleyelim, Rusya niçin Suriye de duruyor? Çünkü hafız Esad’ın oğlu onu orada istiyor. Güçlü bir şekilde sistemi değiştirip demokratik ilkeler koyup Rusya’yı oraya çağıran gücü ortadan imha ettiğinizde Rusya orada nasıl barınacak? Yani sizin Beşar’ı yenmeniz aynı zamanda Rusya’nın kendi kendinin ayağına silah çakması anlamına geliyor. Öyleyse sizi güçlendirecek Amerika’yla aranızdaki mesafeyi açacak fakat aynı zaman da sizin güçlenmenizi engelleyecek ek faktörleri de devreye koyacaktır. Şimdi ne oldu? Bizim Suriye’nin kuzeyindeki şeridimiz aralardan gediklerle kesilmiş oldu. Araya Rusya girmiş oldu o Kobani dedikleri yer buna örnek

Girecekti Kobaniye Rusya değil mi? Yani bizi engelleyecekti…

Girecekti ama netice de bu konu görüşülecek yine Rusya’yla. Rusya’nın bizim dediğimizi tamamen yapması için bizim ona başka tavizler vermemiz lazım. Mesela NATO’yla olay ilişkilerimizi ciddi manada gözden geçirmemizi ister Rusya. Aksi takdir de o gibi yerleri her zaman mesela orda direkt bizimle karşı karşıya gelmeyecek bizi rejimle görüşmeye doğru yönlendirecek.

Ama şu anda bu gücü yok değil mi? Şu anda bu durum onlardan çıktı. Artık tekrar biz Amerika’yla muhatabız

Çıktı ama duyduklarıma göre tam belge ve bilgilerin hepsi elimizde değil. Şu anda Rus askeri birliklerinin devriyelerinin o Kobani dediği yerde gezdiği söyleniyor. Onun için daha ek bilgelere ihtiyacımız var. Bu konuyu derinleştirebilmemiz için şu anda elimizde bulunan belgeler analize yeterli değil. Yani ben Kobani mevzuundan görüşülmesi gereken bir gündem meydana geleceğini düşünüyorum. Hemen bir çatışmaya doğru gitmese bile bu konu ilerde bu plan su götürecek bize.

Yani Türkiye’nin Kobani de Rusya önünü mü kesmiş olacak?

Şüphesiz Amerika Birleşik Devletleriyle birlikte kesmiş olacak. Yani şimdi biliyorsunuz arada oynuyoruz. Bazen Amerika tarafına yatıyoruz bazen Rusya tarafına yatıyoruz. Bu iki güçte, bizim iki tarafa yatarak ayakta durduğumuz biliyor son yüz yıldır. Dolaysıyla bir yerde seni tamamen güçlü kılacak bir oluşuma müsaade etmezler. Onu kabul etmek lazım. Yani bizde Putin olsak buna müsaade edemeyiz. Dolayısıyla, Rusya nazarında da Türkiye’nin büyümesi gereken bir alan var. O alanı açmaması lazım. Şu an da Türkiye kendisine konan bütün silah ambargolarına rağmen ve Amerika Birleşik Devletleri gibi bir süper gücün karşı olmasına rağmen kendi geliştirdiği imkânlarla kendi diplomasisiyle ne kadar yok aldı. Bu başkanlık sistemiyle elde ettiğimiz bir başarıdır. Bunun altını çizmek istiyorum. Ama burada Türkiye bu başarılarını sürdürdüğü müddetçe diğer ülkeleri rahatsız edecek bir konuma doğru gelecek bunu bilmemiz lazım. Dolayısıyla burada Amerika ve Rusya’nın Türkiye konusunda da anlaştıklarını düşünelim. Bir de unutmayınız, Suriye mevzusu mutlak surette İsraillin güvenliği ile yakından ilişkili olduğundan Suriye dediğin biraz da otomatik İran demek olduğundan belki İran’ın Suriye’de ki ve Orta Doğu’daki etkisini minimize etmek küçültmek adına Amerika’yla Rusya ve İsrail bir araya gelerek belli konularda anlaştılar. Bu konuda yeteri kadar elimizde bir bilgi yok. nihayet spekülasyon yapıyoruz. Yani bu Ankara anlaşmasının alt yapısının daha önceden Amerika Rusya ve İsrail arasında konuşulmuş olduğunu düşünüyorum ben. Türkiye bu üçünü de takmadan bu operasyonun içine girdi. Evet, biraz Rusya’nın görüşlerini aldı. Ama başarılı olacağı kesin görülünce bir Amerikan müdahalesiyle karşı karşıya kaldık. Ama çok ilginçtir, istediklerimizi aldık, ama önümüzde gelecek 10 yıl içine sorunlar ilave edilmiş oldu bunun. Ama ben şuna kuvvetle inanıyorum ki Türkiye’nin içte birlik ve beraberliği, silahlı kuvvetlerimizin kendi ürettiğimiz yüksek teknolojilerle donatılması, Türk yumuşak gücünün dünya üzerinde yayılması ve kullandığımız takip ettiğimiz diplomasiyle önümüzün kesilemeyeceğini düşünüyorum. Ben şuna kuvvetle inanıyorum ki bizi bugün ikinci üçüncü sınıf gören ülkeler bizimle eşit şartlar altında konuşmayı artık öğrenecekler.

Bu aynı zamanda dünyaya bir mesaj da oluşturdu.

Kati olarak mesajdır. Pense’yi koltuğunun yanına oturtarak şunu demek istedi: Ben her ne kadar Rusya’yla harekât ediyorsam da seni de yabana atmıyorum. Yani dolayısıyla hep beraber ben de bu işin içinde varım diyor Türkiye. Beni yok saymayın. Ben burada varım. Bunlar ince mesajlardır. Yani bunun üzerinden politika yapmaya gerek yok yani. Niye cumhurbaşkanıyla başkan yardımcısı Pense, yan yana otururlar? Bunu öyle demeyelim. Bunlar politik jestlerdir. Daima diplomasi tarihinde böyle şeyler olur. Türkiye artık manevralar yapıyor. Dolayısıyla ben, şu aşamada vardığımız sonucun bir başarı olduğunu düşünüyorum

Anahtar Kelimeler:
Ersan Bocutoğlu
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
MASAL.... 1 ay önce

mektuba cevap, beyler incindik, üzüldük....bu millet kibris harekati döneminde benzin, gaz yaği, ekmek kuyruklarina girdi (ki bunu da oy için kullanan zihniyetler oldu) ama ölmedik. katlandik. yine katlanırız. eğilmek yok. o mektubun üzeri çizilip geri iade edilmesi lazim....canim yandi canim....

banner108

istanbul escort