Köşe yazısı ölçülerinde ilmi bir konunun, ele alınması hem gazetecilik formatına çok uygun değildir, hem de bu alan hacim olarak yeterli değildir. Buna rağmen, kamuoyundaki bazı yaklaşımlara dikkat çekmek adına “Nebi” ve “Resul” kavramlarını irdelemek istiyor, doğru anlaşılmayı umuyorum.

‘Peygamber’ diye tercüme edilen “Nebi” ve “Resul” kavramları aynı anlamda değildir; Nübüvvet (nebilik) bir makam, risalet (Resullük) nebilerin yaptığı bir görevdir. Tüm nebilere kitap verilmiş (2/213; 6/83-90) ve tüm nebiler, aldıkları bu kitabı resul olarak tebliğ etmişlerdir.

Nebi ve resul kavramlarının “Peygamber” diye tercüme edilmesi, her iki kavramın anlamını bir kabul etmek demektir ki bu yaklaşım esasa uygun değildir. Nebilik ve resullük farklı anlamlardadır. Bu nedenle Kuran, yerine göre “nebi”,  göreve atfen “resul” diye hitap etmiştir.

“Nebi” ve “resul” kavramları birbirine karıştırılırsa Kuran’a uygun bir meal olmaz.  ‘Kitap verilen peygambere resul, verilmeyene nebi denilir’ şeklindeki geleneksel yaklaşımın Kuran’a uygunluğunu gözden geçirmek gerekir. Çünkü bazı ayetlerin orijinalinde resul(elçi) kelimesi geçtiği halde nebi(peygamber) olarak çevrildiği görülmektedir.

Ashab, Nebi’nin her dediğine değil, Resul’ün her dediğine “işittik ve itaat ettik” diyorlardı. Muhammed As. bir söz söylediğinde ‘Bu Allah’tan mıdır?’ diye sormalarının nedeni budur. Eğer cevap; ‘hayır, bu Allah’tan değil’ olursa, yani bu sözü söyleyen resul değil, nebi ise (söylenen bir ayet değilse) bazen itiraz eder, farklı görüşler ileri sürerlerdi.

Resul kendiliğinden konuşmaz, beşerin sözünü değil vahyi söyler ama nebi her insan gibi konuşur. Resullük görevi sırasında Allah’ın vahyini tebliğ eder, konuştuğu ayettir; nebi iken kendiliğinden konuşur; konuştuğu insan sözüdür. Tercüme edilirken her ikisinin yerine üçüncü bir kavram olan Peygamber kullanılınca vahiy ile beşer sözünün birbirine karışmış olacağı açıktır.  

Nebi’ye itaati emreden hiç bir ayet yoktur; “Resul’e itaat edin” ayetleri vardır.  (Buradan Nebi’ye saygısızlık çıkartılmamalıdır; Nebi’nin sözü beşer sözüdür ve elbette önemlidir ancak Resul’ün sözü Allah sözüdür yani vahiydir.) Resül Muhammed’e(a.s) itaat, Kuran’a İtaattir, Kurana itaat Allah’a İtaattir. ”Kim Resul’e itaat ederse Allah’a itaat etmiş olur. Yüz çevirene gelince, seni onların başına bekçi göndermedik”(4:80)

Allah’a ve Resulü’ne itaat, Allah’ın Resulü aracılığı ile tebliğ ettiği emirlerine yani Kuran’a itaattir. Çünkü Kuran Allah’ın kelamı, Resulün beyanıdır. Biz Kuran’a tabi olunca onu tebliğ eden Resul’e ve dolayısıyla Allah’a itaat etmiş oluruz.(4/80).

Kur’an bu nedenle ‘sadece Kur’an’a tabi olun, başka velilere tabi olmayın. (7/3)’ der.
Çünkü sadece Kuran’a, ‘sadece Resule tabi olan’ yalnızca Allaha kulluk etmiş, Allaha itaat etmiş olur. Baki olan Allah, kendi mutlak hâkimiyetine ve kudretine, başka hiçbir fani gücü ve otoriteyi ortak kabul etmez.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner89

banner108