“Nerede kalmıştık diyerek söze başladı.” Bu, kendisinden sonra işlerin pek iyi gitmediğini değil belki ama yapılması gereken çok şeyin olduğunu anlatır.  Bu sözün sahibi, başbakanlığında ilkler yaşanan, “Olmaz!”  denilen birçok eylemi gerçekleştiren reis-ten başkası değildi.

Çöplük deryasından İstanbul’u kurtaran adam, “Referansımız Kur’an!” diyerek kolları sıvadı. Önce inanç önündeki engelleri bir bir kaldırdı. “Adalet mülkün temelidir.” sözünü duvardan eyleme dönüştürdü. Kalkınmayı bu temel üzerine bina etti. Bayındırlık Bakanlığı, adıyla müsemma oldu; gidilemeyen yer senin değildir lafı Halil Rıfat Paşa’yla tarihe gömüldü. Sağlıkta on yıllar birden atlandı. Milli Eğitim yerlerde sürünüyordu şaha kalktı.

Ama şimdilerde bir durgunluk var… Reisin dediği yorgunluk…

“Metal yorgunluğu aşmak için tüm teşkilatı güncelliyoruz.”  Reisin fark ettiği eksiklik-lerin en başta geleni bu. Ak Partiye yük getiren değil Ak Partiden yük alan teşkilatlar istiyor. Belli ki bu yolda istihbaratlar almış; kaldı ki lider dediğin bunu sezer.

“İlçemin teşkilat başkanına ulaşamıyorum.” diyordu geçen gün bir emekli işçi. “Vekile ulaştım, Salih Cora’ya; Allah ondan razı olsun; sorunumu çözdü.” Biri de diyordu, teşkilatı kastederek,” düğünümüzde, cenazemizde yanımızda görmek isterdik.” Bir baş-kası, “köyümüze gelen yerel yöneticiler konuşmalarını sadece ulusal konularda yapıyorlar. Hatta bazen yanlışlara mahal verecek beyanatlarda bulunuyorlar.” diye çıkış yaptı. Maalesef birine biz de tanık olduk. Eski yönetici, köylülere, “devletten bir şey istemeyin, doğuda savaş var” diyordu. Oysa doğuda savaş değil, teröristlerle mücadele vardı. İkisinin aynı şey olmadığını bilecek durumda değildi eski yönetici!

İki dönem önce bir teşkilatın çayındaydık. Vekilimiz ve başkanımızla birlikte. Her mahalleye ait bir dosya olsun; oradan takip edilsin vatandaşın durumu önerisini ilettim kabul gördü ama o dosyaların akıbetinden haberdar etmediler.

Seçim sonrası oy oranlarını artırarak ilk ona girenlere değil de  oy sayısını artıranlara ödül verilmesini de  bir yanlış olarak tespit edelim.

Yerel teşkilat reisi iyi takip etmeli, söylemlerini iyi algılamalı; ona yardımcı olmalıdır: Bir ara Cumhurbaşkanımız kaymakamlar şahsında  bürokratlara, “Vatandaşla yasa arasında kalırsanız, yasayı masayı bir tarafa bırakın vatandaşımın sorununu çözün” demişti. Bu bir ilkti, bugüne kadar hiçbir devlet adamı bunu söylemedi, söyleyemezdi, böyle kutsal bir isteği ancak Sayın Erdoğan dillendirebilirdi.

Bu emri teşkilatlar ne kadar takip etti? Bir yazar olarak bunu başsavcı, savcı, hâkim, parti başkanı, belediye başkan yardımcısı yanında, birçok müdüre ya da birim amirine hatırlattım çoğu  “başüstünedir Cumhurbaşkanımızın emri.” dedi ama bazıları gülerek, “doğru ama biz işimizi yaparız.” diye beni şok eden cevaplar verdi. Çok üzüldüğümü gerekçesiyle kendilerine ifade ettim; benim gariban vatandaşım bir iş yapmış kanuna aykırı ama kimsenin zararına değil görme ya da inisiyatif kullan. Bu olumsuz kişilerin Fetö örgütünden olduğunu düşünmüyor değilim. Çaresiz vatandaşın karşısına devleti bir baba gibi şefkatli değil de acımasız, gaddar bir dev gibi çıkarmayı başka nasıl algılayabilirsiniz?

Yazımızı bir hatıramızla bitirelim: Nisan sonlarıydı vekilimiz Adnan Günnar’ı aradım. Başkanımızın, “Seferberlik ilan ediyoruz, yeniden milli mücadele veriyoruz.”  sözlerinin tamamlanması; halka açıklanması için, “Milli Birlik Şuuru” adıyla konferans ve mitinglerin yapılması gereğini söyledim. Konuyu yerel yöneticilerle konuşmamı öner-di. Bazılarıyla görüşme imkânım oldu, olumlu yaklaşarak,” Bunu düşünelim!” dediler. Ama eyleme geçemedik. İddia ediyorum; eğer biz bu konferans ve mitingleri gerçekleştirseydik bu Türkiye’ye yayılırdı. Neticede ülkemiz üzerine yapılan hesapları durdururdu. Ayaklanmanın bastırılması nasıl ki halkla yapıldı; Mayıs aylarında o faaliyetler yapılsaydı; birliği gören hainler baştan kalkışmayı düşünemeyeceklerdi.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.