Dedi: Başkanlık sürecini nasıl yorumluyorsunuz?

Dedim: Referandum sonucunu mu demek istediniz?

Dedi: Referandum kesin gözüküyor demek istiyorsunuz.

Dedim: Referanduma sadece ekonomik baskının etki edebileceğini düşünüyorum.

Dedi: Doların bu biçimde yükselmesi aynı bağlamda bir gelişme mi?

Dedim: Ekonomist değilim.

Dedi: Ama gazetecisiniz ve ekonomistleri her gün takip ediyorsunuz.

Dedim: Evet… Ekonomistlere göre doların yükselişi bu sürecin bir ürünü. TBMM’de gerginlik ve yapısal belirsizlik doları yükselten nedenler olarak gösteriliyor.

Dedi: Yani dış dinamikler değil… İç tartışmalar…

Dedim: Tam tersine… Bu umutsuzluğu pompalayan dış dinamikler… İçerideki gerginlik de destekliyor. Alman bankasının operasyonu çok önemli. Doğrudan Türkiye’nin üzerine oynuyor. Döviz kurunu aşırı yükselterek ekonomideki dengeleri sarsmak istiyorlar. Son duruma bakar mısınız? Alman bankaları kendilerinden kredi kullanan Türk iş adamlarından borçlarını bir ayda kapatmalarını istiyor. Böylesi bir yıkım projesi olabilir mi? Şimdi Türk bankaları üzerinden düşünün. Kredi kullanarak inşaat yapan, ev alan, iş açan insanlardan borçlarını bir ayda kapatmalarını istese ne olur? İflâslar çığ gibi olur. Alman bankalarının yaptığı da aynen budur. Ekonomiyi sırtlayan en büyük Türk firmalarını iflâs ettirip ekonomiyi çökertmek.

Dedi: Bu bir operasyon. Tıpkı FETÖ operasyonu gibi bir operasyon.

Dedim: Yaşa… FETÖ 25 Aralık’ta en büyük Türk firmalarının yetkililerini yolsuzluk bahanesiyle kelepçeleyip içeri tıkıp ekonomiyi batırmak istemişti. Alman bankaları da aynı sonuca böyle gitmek istiyor. Yani ikisinin hedefi de Türk ekonomisini çökertmek…

Dedi: Bunu nasıl yorumluyorsunuz?

Dedim: Bu dördüncü darbe denemesi. Dün bir dost söyledi. “Doların dış dinamiklerce yükseltildiğine yeni inandım.” dedi. Dolar 14 yıllık AK Parti iktidarında 3,5 kat artmış. Bu 3,5 kat artışın 3 katı son 3 yılda artmış. Hani dördüncü darbe denemesi dedik ya!.. İlk deneme halk ayaklanması. Her şey Gezi ile başladı. İkincisi 17/25 Aralık’ta hukuk darbe girişimiyle geldi. Buna ekonomik çöküşü de ekleyeceklerdi. Proje Almanya menşeli. Bugün FETÖ’cülerin niçin orada yığıldıklarını anlayabiliyor musun? Almanya darbecilerine sahip çıkıyor. Üçüncüsü 15 Temmuz fiili darbe girişimiydi. Onu da başaramadılar. Şimdi dördüncüyü ekonomi üzerinden deniyorlar. Referanduma kadar ekonomiye büyük hasar verip Başkanlığı sandıkta bırakacaklar. Tabii o kadarla kalmaz. Tam bir çöküş yaşanır. Maalesef buna hazırlanıyorlar.

Dedi: Ekonomi, terörle mücadele veya Fırat Kalkanı gibi olaylardan daha mı etkilidir?

Dedim: Evet, test ettiler ve ona yöneldiler. Millet, memleketi için canını veriyor ve hiç pörsümüyor. Lakin sıra paraya gelince farklı duygulara bürünüyor. Mal canın yongası… İşte mesele gelip ‘cep’e dayanınca karmaşık duygular oluşuyor. Bunu 2002 AK Parti’nin iktidara gelişinde gördük. Millet ekonomik çöküşü affetmiyor.

Dedi: Söz kâfi gelmez mi? Anlatılarak geçilemez mi?

 

Dedim: Para ve cebe dokunmak galiba sözün fayda etmediği alan. Dolara meydan okuduk. Millet 100 dolarını bile bozdu. Ama dolar söz dinlemiyor. Ayrıca millet iradesiyle de yenilmiyor. Öyleyse bu meydan okumanın görülmesi lazım. Referandum sonucunu etkileyecek olan bu keyfiyetin ciddiye alınması lazım. Sesleri duymuyor musun? “Boşalan ceple geldi, cepleri boşaltıp gönderelim.” diye bağırıyorlar. Cep hadisesine dikkat etmek lazım.Dedi: Başkanlık sürecini nasıl yorumluyorsunuz?

Dedim: Referandum sonucunu mu demek istediniz?

Dedi: Referandum kesin gözüküyor demek istiyorsunuz.

Dedim: Referanduma sadece ekonomik baskının etki edebileceğini düşünüyorum.

Dedi: Doların bu biçimde yükselmesi aynı bağlamda bir gelişme mi?

Dedim: Ekonomist değilim.

Dedi: Ama gazetecisiniz ve ekonomistleri her gün takip ediyorsunuz.

Dedim: Evet… Ekonomistlere göre doların yükselişi bu sürecin bir ürünü. TBMM’de gerginlik ve yapısal belirsizlik doları yükselten nedenler olarak gösteriliyor.

Dedi: Yani dış dinamikler değil… İç tartışmalar…

Dedim: Tam tersine… Bu umutsuzluğu pompalayan dış dinamikler… İçerideki gerginlik de destekliyor. Alman bankasının operasyonu çok önemli. Doğrudan Türkiye’nin üzerine oynuyor. Döviz kurunu aşırı yükselterek ekonomideki dengeleri sarsmak istiyorlar. Son duruma bakar mısınız? Alman bankaları kendilerinden kredi kullanan Türk iş adamlarından borçlarını bir ayda kapatmalarını istiyor. Böylesi bir yıkım projesi olabilir mi? Şimdi Türk bankaları üzerinden düşünün. Kredi kullanarak inşaat yapan, ev alan, iş açan insanlardan borçlarını bir ayda kapatmalarını istese ne olur? İflâslar çığ gibi olur. Alman bankalarının yaptığı da aynen budur. Ekonomiyi sırtlayan en büyük Türk firmalarını iflâs ettirip ekonomiyi çökertmek.

Dedi: Bu bir operasyon. Tıpkı FETÖ operasyonu gibi bir operasyon.

Dedim: Yaşa… FETÖ 25 Aralık’ta en büyük Türk firmalarının yetkililerini yolsuzluk bahanesiyle kelepçeleyip içeri tıkıp ekonomiyi batırmak istemişti. Alman bankaları da aynı sonuca böyle gitmek istiyor. Yani ikisinin hedefi de Türk ekonomisini çökertmek…

Dedi: Bunu nasıl yorumluyorsunuz?

Dedim: Bu dördüncü darbe denemesi. Dün bir dost söyledi. “Doların dış dinamiklerce yükseltildiğine yeni inandım.” dedi. Dolar 14 yıllık AK Parti iktidarında 3,5 kat artmış. Bu 3,5 kat artışın 3 katı son 3 yılda artmış. Hani dördüncü darbe denemesi dedik ya!.. İlk deneme halk ayaklanması. Her şey Gezi ile başladı. İkincisi 17/25 Aralık’ta hukuk darbe girişimiyle geldi. Buna ekonomik çöküşü de ekleyeceklerdi. Proje Almanya menşeli. Bugün FETÖ’cülerin niçin orada yığıldıklarını anlayabiliyor musun? Almanya darbecilerine sahip çıkıyor. Üçüncüsü 15 Temmuz fiili darbe girişimiydi. Onu da başaramadılar. Şimdi dördüncüyü ekonomi üzerinden deniyorlar. Referanduma kadar ekonomiye büyük hasar verip Başkanlığı sandıkta bırakacaklar. Tabii o kadarla kalmaz. Tam bir çöküş yaşanır. Maalesef buna hazırlanıyorlar.

Dedi: Ekonomi, terörle mücadele veya Fırat Kalkanı gibi olaylardan daha mı etkilidir?

Dedim: Evet, test ettiler ve ona yöneldiler. Millet, memleketi için canını veriyor ve hiç pörsümüyor. Lakin sıra paraya gelince farklı duygulara bürünüyor. Mal canın yongası… İşte mesele gelip ‘cep’e dayanınca karmaşık duygular oluşuyor. Bunu 2002 AK Parti’nin iktidara gelişinde gördük. Millet ekonomik çöküşü affetmiyor.

Dedi: Söz kâfi gelmez mi? Anlatılarak geçilemez mi?

Dedim: Para ve cebe dokunmak galiba sözün fayda etmediği alan. Dolara meydan okuduk. Millet 100 dolarını bile bozdu. Ama dolar söz dinlemiyor. Ayrıca millet iradesiyle de yenilmiyor. Öyleyse bu meydan okumanın görülmesi lazım. Referandum sonucunu etkileyecek olan bu keyfiyetin ciddiye alınması lazım. Sesleri duymuyor musun? “Boşalan ceple geldi, cepleri boşaltıp gönderelim.” diye bağırıyorlar. Cep hadisesine dikkat etmek lazım. 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.