Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu’nun genel kuruluna katılan bakan Süleyman Soylu’nun karşı karşıya kaldığı durum aslında ülkenin karşı karşıya kaldığı talihsizliğin yansımalarından biri… PKK teröristlerine destek verip ülkenin asker ve polisini kendi ülkesinde işgalci ilan eden 1218 aydından sonra şimdi de DİSK işçileri… Hazin olanı ise ülkede devrimciliğin savrulduğu noktadır.

DİSK (Devrimci İşçi Sendikaları) kuruluşundan bugüne ülkeyle hep sorunlu oldu. Kah Rusya’ya, kah Arnavutluk’a, kah Çin’e özendi. Dün özendikleri ülkeler bugün faşist diktatörlüklerle yönetiliyor. Lakin DİSK’in şuuraltı hala normalleşmedi.

Güneydoğu’da verilen mücadele, Kürt halkının mücadelesi değil bilakis halkı silah zoruyla yönetmek isteyen diktatöryal bir rejim anlayışının mücadelesidir. Terör örgütü için Kürt halkı değil, kendi kuracağı Marksist Leninist karması diktatörlük vardır. PKK terör örgütünün hedefinde emperyalist güçlerin maşası pozisyonunda Türkiye’yi bölmek ve yeni bir İsrail anlayışı üretmek vardır. ABD, Rusya ve İran ekseninde hedef Türkiye’dir. Ne hazindir ki algı operasyonlarıyla, kendini savunan ülke suçlu, terör ise masum olarak sunulmaktadır.

Kim tarafından?.. Benliklerini yitirmiş, beyinlerini kiraya vermiş kiralık aydınlar tarafından… Kimler tarafından?.. İşgal ordularına bile selam duran sendikalara taş çıkartan sendikalar ile bir sendikanın işçileri tarafından… Kimler tarafından? Kendi insanını yok sayana ve aşağılayana sanat diyen sanatçı müsveddeleri tarafından…

Katillere selam durup halkın iradesiyle seçilip gelenlere katil diye bağırıyorlar. Allah’a şükür ki millet küresel kuşatma ve bu piyonlarının farkında… Allah’a şükür ki demokrasi sapasağlam ayakta.

***

DİSK Kurultayı’nda yaşananlar gösterdi ki ayrışmayı körükleyenler, halk iradesi karşısında kaybedenlerdir. DİSK Kurultayı göstermiştir ki ‘Diktatör’ diye işaret edenler diktatör heveslisi cambazgillerdir. Bilakis kendileri diktatörlük özentisi içinde ve kendileri gibi düşünmeyenleri dinlemek dahi istememektedir. DİSK Kurultayı göstermiştir ki DİSK işçilerinin mücadelesi ekonomik değil, siyasidir. PKK terör örgütüne destek verecek kadar militarist bir siyaset…

***

 

Tek şanssızlıkları Süleyman Soylu’ya rastlamalarıdır. Halim-selim bir bakan olsaydı O’nu rezil kepaze edecekler ve algıyla kendilerini haklı göstereceklerdi. Demokrasiye inanmayan ve teröristleri destekleyenler demokratik hak adı altında algı oluşturarak masum görüneceklerdi. Lakin Süleyman Soylu’nun refleksi milletin asil refleksinin tezahürü oldu. Salonda bir katilin varlığından bahsederek, ‘Katil’ diye bağıranları işaret ettiği katille baş başa bıraktı. Bunlar DİSK işçileriydi!... Emperyal güçlerin kuşattığı Türkiye’de devrimciliği küresel güçlerin sözcülüğüne indirgeyen işçi sendikaları… Emperyalizmin piyonu PKK gibi ihanetin bir başka ayağını oluşturuyor.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.