Her ne kadar “Karadeniz’de sel” denildiğinde Çarşamba akla gelse de…

Bir yılda düşen yağışın yarısı dört beş günde düşünce…

Son otuz yılın en büyük felaketinde Ünye, Fatsa ve Çaybaşı’nın ardından…

Perşembe’yi de sel aldı. Fakat sular seller adres şaşırsa da gün şaşırmadı aslında.

Gerçekten de takvimler yine Çarşambayı gösteriyordu.  

***

Harvard Üniversitesi ve İngiltere Kalp Vakfı gibi onlarca ciddi kurum…

Her gün bir avuç fındık fıstığın iyi geldiğini, yaşam süresini artırdığını ortaya koymuşlar.

Halkımız, boşuna “fındık fıstık” demiyor, cümle içinde yan yana getirmiyor.

Tesadüfe bakar mısınız?

Biri, adeta Karadeniz’in… Diğeri de Güneydoğu Anadolu’nun simge ürünü…

Bazen aynı eller topluyor bu ürünleri… “Mevsimlik işçiler.”

Birinden diğerine koşuyorlar. Fındıktan fıstığa, pamuktan zeytine…

Tarla kenarlarına, dere yataklarına kurdukları çadırlarda yaşıyorlar.

***    

İşte bu iki kardeş ürünün 2018 tablosu hiç iç açıcı değil.

Karadeniz’deki fındık üretimini sular seller vururken…

Güneydoğu’da yaşanan kuraklık yüzünden fıstık üretimi sekteye uğrayacak gibi…

Ciddi bir rekolte düşüklüğünden bahsediliyor.

Bu yüzden 65 Lira olması beklenen fıstık alım fiyatının 100 Liraya çıkarılması isteniyor.

Aynı şey fındık için de geçerli. “Kaç Lira olsun” tartışmaları sürerken Türk Lirasının Dolar karşısındaki durumu da dikkate alındığında… “Fındık niçin 20 Lira olmasın” diyoruz.

***

Aslında üreticinin yapamadığını sular seller yapacak gibi…

Tuttu, daha iyi görülsün diye tonlarca fındığı bizzat denize serdi.

Baksanıza Giresun Adası’ndan sonra Ordu’da Fındık Adası oluştu.

Selin sürüklediği fındık ve ağaç parçaları ile dev çizgiler…

Tepelerden bakıldığında usta bir ressamın fırçasından çıkmış gibiler.

İster misiniz “yüzen ada” olarak kalsın ve herkese kendini hatırlatsın.

Kıymetimi bilin” dercesine…

***

Daha önceki yazılarımda bu konuya değinmiş, Kıyıların Sessizliği’nde şöyle demişim.

“Üzerine üzerine gitseniz de sessizce bekler kıyılar.

Beş yıl, on yıl, yirmi yıl, elli yıl, yüz yıl…
Önüne set çektiğimizde…

Sağından solundan sıkıştırdığımızda…

Denizle buluşmasını zorlaştırdığımızda…”

“Yağmur’un Sesine Bak” ve “İnşaat İnsaaaf’ta da konunun üzerine gitmişim.

İki yıl önce de bu felaketin bir benzerini yaşayan Ordu’da mevsimlik işçilerle birlikte bölge sakinleri de çok büyük bir tehlike atlattılar. Tatillerini oksijen deposunda geçirenler de…

Şu ana kadar Ordu İkizce’de heyelan sonrası toprak altında kalarak hayatını kaybeden Bayram Sekmen dışında bir kaybımız yok. Buna da şükür.    

***

Meteoroloji, “sel riski var” diye uyardığında hemen gereğini yapamıyorsunuz.

Tüm coğrafyanıza olabildiğince hükmetmek durumundasınız.

Suçu, sele dönüşen yağmura yükleyebilir, iklim değişikliğini de günah keçisi ilan edebiliriz.

Meteoroloji ve Afet Yönetimi Profesörü Mikdat Kadıoğlu.

Samsun’da, 2012 yılında 13 kişinin ölümüyle sonuçlanan sel felaketi sonrasında

Karadeniz kıyılarında görülen sel felaketlerini değerlendirirken…

İklim değişikliğinin, sel felaketlerini daha da artıracağını belirtmiş.

Yatakları değiştirilen derelerden, yapılaşmaya açılan dere yataklarından bahsetmiş.

Daha önce sel olmayan yerlerde de sellerin görüleceğini özellikle ifade etmiş.

***

Fındık fıstık” diyerek başlamıştık söze.

Birini güneş vurdu, birini sular seller.

Karadenizlilerin, selle imtihanı devam ediyor.

Çarşamba’dan sonra Perşembe’yi de sel aldı.

500 bin kişinin etkilendiği şu son sel felaketi…

Umarız 500 bin ailenin geçimini sağladığı fındıkta yeni bir başlangıç olur.

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Sevim Özdemir 2 ay önce

Allah hakkımızda hayırlısı neyse onu nasip eylesin.Afetlerden bizleri korusun Rabbim.

banner89

banner37