Para MÖ. 7. yüzyılda Lidya Kralı Giges’in hayatımıza soktuğu bir mübadele, değişim aracı… Para, devletçe bastırılan, satın alma gücü olan, taşınabilir, alt birimlere bölünebilir, uzun ömürlü olan ve makbul olan şeydir. Para, mal ve hizmetlere ortak değer biçtiğimiz, tasarruflarımızı veya borçlanmalarımızı yaptığımız ve devletin ekonomik politikalarda kullandığı araçtır. Aynı zamanda devletin varlığı, iktidarı ve gücünün de göstergesidir. Satın aldığı mal kadar kıymeti olan, diğer ülke paralarıyla mukayeseli bir şekilde uluslar arası değer kazanan ulusal göstergedir.

Altın ve gümüşten yapılmış paralar bu gün antika olarak işlem görmektedir. Kâğıt ve madeni bozukluklar piyasada olmakla beraber, dijital veya sayısal veya banka (kaydi) parası dediğimiz, somut bir gerçekliği olmayan, sadece rakamsal ifadeleri olan paralar günümüz piyasasının en gözdeleri…  Banka kartları, kredi kartları ve hesap hareketlerinde artık somut varlığı olan paraları değil rakamları harcıyoruz. Bir anlamda ağırlıklı sanal para kullanıyoruz. Önümüzdeki süreç bizi bitcoin gibi dijital paralara taşıyor.

Para gücünü, o ülkenin ekonomik üretiminden alır. Son tahlilde, bir ülkenin toplam para miktarı, o ülkede üretilmiş olan ekonomik mal ve hizmet miktarının temsilcisidir. Dolayısıyla, üretilen mal ve hizmet miktarı artıyorsa ve para miktarı sabit kalıyorsa, paranın satın aldığı mal miktarı artmaktadır. Yani para değer kazanmaktadır. Aksi durumda, ülkedeki para miktarı artıyorsa, fakat üretim sabit kalıyorsa veya para miktarı sabitken üretim azalıyorsa veya hem para miktarı artarken hem de üretim azalıyorsa o zaman para değer kaybediyor demektir.

Ülke dışında paranızın değer kazanmasının bir yönü ekonomik, bir yönü politiktir. Fakat bu iki yön o kadar içice girmiştir ki ayırmak nerdeyse imkânsızdır. Bir ülkenin parasına olan talep o ülkenin parasının değerini belirleyen önemli bir unsurdur. Mesela yabancı yatırımcı Türkiye’de yatırım yapmak için dolarını getirip TL’ye dönüştürüyorsa ve TL ile Türkiye’de yatırım yapıp mal ve hizmet alıyorsa, TL’nin değeri artar. Aksi durumda, TL’sini satıp dolar alarak yurtdışına götürüyorsa TL’nin değeri düşer. Fakat bu yatırımcının ülkeye giriş yapması veya çıkış yapması tek başına ekonomik gerekçelerle açıklanamaz. Politik sistem, güvenlik gibi birçok gerekçe söz konusudur. Spekülasyonlarda olabilir ama spekülasyoncular sistemdeki zaafları kullandıkları için tek başına bir şeyden sorumlu tutulamazlar.

Sonuç olarak para, bir değişim aracıdır. Kendisi vekildir, temsilcidir, asil değildir. Değerini temsil ettiğinden alır. Şayet ülkedeki mal ve hizmet üretim miktarını artırıp, özellikle uluslar arası talebi olan ürünleri, üretime dönüşmüş bilgi ve yenilikleri ürete bilirsek ve politik destekle, paranın ekonomik değerini artırmayı başarırız. Ama hepimiz devletten değişik adlar altında alacağımız, gerçekte bir üretimin karşılığı olmayan kazançlara kilitlenirsek, tarih hep tekerrür eder. Enflasyon çift hanelerde tavan yapar, faiz alır başını gider, döviz kurlarındaki artış durdurulamaz. Hepimiz yükseliyor, yükseliyor nidalarıyla boğulur gideriz.

Her ne kadar para mutluluk, huzur ve cenneti getirmiyorsa bile, ekonominin ve gücün dili para, para, paradır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner89

banner108