Siyaset literatürümüze yeni bir deyim girdi. ”İTTİFAK.” Yetmişli yıllarda “cepheleşme” vardı. Hatırlayacaksınız, I. ve II. MC. hükümetlerini. Belli ki hükümet sistemi değişmedikçe bu “ittifak”lar her seçimde devam edecektir. Çünkü %50+1 sayısına ulaşmak öyle kolay değil. Bunun örneğini referandumda gördük. AK Parti ile Milliyetçi Hareket Partisi %50+1’i ucu ucuna yakaladı. AK Parti ittifaksız girseydi sonuç alamayacaktı. Sistemin rahat çalışması için 600 kişilik meclisin en az 320-325 üyesini bir partinin çıkarması gerekiyor. Bu da bu günkü parlamentodaki dağılmışlık ve kemikleşen parti çokluğu karşısında zor olan bir iştir. AK Parti bu durumu seçim öncesi gördüğü için Milliyetçi Parti ile “Cumhur ittifakı”na razı olmuştur. Milliyetçi Hareket Partisi de kendi iç dinamikleri arasındaki geçimsizlik ve dağılmanın v erdiği endişe ile cumhur ittifakına sarılmak zorunda kalmıştır Sanırım bu beraberlik her iki parti için zorunlu bir izdivaç halini almıştır.

1989’dan 2002 yılına kadar devam eden istikrarsız dönemlerde yaşanan koalisyonlu hükümet dönemlerinde halk çekişmelerden o kadar çok bıkmıştı ki henüz kuruluşu 2-3 ayı geçmeyen Ak Parti kadrosunu tek başına iktidara getirerek tepkisini göstermiştir. Ne var ki bu ittifak hükümetinde bakanları cumhurbaşkanı atamıştır. Başka partilerden üye yok. Ancak 16 yıldır oylarını artırarak iktidarda kalmayı başaran Ak Partinin üzerinde yılların ve iktidarda kalmanın getirdiği yıpranmışlığı n izlerini görmemek de mümkün değil. Bu durum böyle devam eder gerileme sürecine girilirse ittifak ortağının istekleri ortaya çıkabilir. Zira Milliyetçi Hareket henüz bölünme sürecini atlatamamıştır. Sular durulup yerini sağlamlaştırdığında onun da partisinin menfaatlerini korumak en doğal hakkıdır. Bu gün MHP meclisteki desteğini AK Parti’den çekmesi halinde meclis kilitlenir. Hükümetin istediği yasa geçmez. Ama ne zamana kadar MHP desteğini devam ettirir bilinmez. Zaman geçtikçe uygulamalarda sistemin aksaklıkları daha iyi görülecektir.

Batı’da da ittifaklar seçim bittikten sonra yapılır. Bizdeki şekli ile ora senin bura benim gibi il, ilçeler ve büyükşehirler tepede yapılan ittifaklarla taksim edilmez. Demokrasinin ruhuna da uymaz. Çünkü hiçbir partili-hangi partili olursa olsun- kendi partisini bırakıp bir başka partiye, velev ki ittifak ortağı olsun oy vermez. Bunu 31 Mart mahalli seçimlerinde göreceğiz. Genel seçimlerde ise bu hiç mümkün değildir.

Genel ve mahalli seçimlerde en uygun seçenek, adayların partilerine kayıtlı tüm seçmenlerinin yargı denetiminde yapılacak bir ön seçimle belirlenmesidir. Bunun dışındakiler uydur kaydır işlerdir. Ama gel gör ki istinasız genel başkanlar buna hiç yanaşmaz. Bunun için de demokrasimiz bir türlü rayına girmez.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner108