banner114

Sadece bizim bölgemize has galiba…

Hafızamıza kayıtlı, zaman zaman dökülür dilimizden.

Tepki vermenin en ince hali, dokundurmanın, çekip gitmenin…

Hani onca emek verdikten, saçınızı süpürge ettikten sonra…

Bir söz ki tam kalbinizden yaralar sizi, içiniz kıyım kıyım kıyılır.

Kim bilir belki de gözleriniz dolar, dudaklarınız titrer.

İskender Doğan gibi “Peki Öyle Olsun” da demezsiniz.

Sadece ve sadece “olsun bakalım”.

***

Sinan Akçıl “Olsun Bakalım” demiş.

Cengiz Selimoğlu da “Olsun Bakalım Olsun”.

***

Olsun bakalım.”

Bu sözü kim söyletir?

Ya da siz niçin bu kadar kısa bir karşılık verirsiniz?

Aslında binlerce kelime yan yana gelmek için can atar dilinizin ucunda.

Saniyelerle yarışırsınız, düşüne taşına, eleye eleye sonunda ‘olsun bakalım’da karar kılarsınız.

Ses tonunuza yansır, başınız biraz eğilir, gözleriniz önünüze düşer.

Ciltler dolusu kitaptan daha okkalıdır.

Anlayana…

***

Her şey tonlamaya bağlı…

Hele ‘bakalım’ı biraz uzattığınızda...

Bi “olsun” daha sonuna eklediğinizde öfke katsayınızın göstergesi gibidir.

Oldu o zaman” da aynı kapıya çıkar.

İyi o zaman” da…

Fakat nedendir bilinmez, ‘olsun bakalım’ daha bir sıkıştırılmış gibi…

Dokunsalar patlayacak türden.

Hani, söylenmemiş sözlerin tavan yaptığı bir ortamda bulunursunuz ya... İste öyle bir şey...

***

Aslında bir ‘kabullenme’ gibi görülse de…

Ben bilirim yapacağımı” demenin en kestirme yoludur.

***

Sen de mi Filistin?”

Sizin için dünyaya meydan okuduğumuzu ne çabuk unuttunuz?

Herkes susarken sadece bizim konuştuğumuzu...

Bir yara olarak sürekli kanadınız içimizde...

Biz, sizin için ağladık .... ağladık.

Öyle üzüldük ki parayla pulla ölçülmez değeri.

Hep derlerdi de biz inanmazdık.

Fakat Barış Pınarı Harekâtı konusundaki açıklamanıza tanık olunca anladık.

***

İran’ın, o her zamanki fırsatçılığı ve açık açık “harekatı desteklemiyoruz” havası hiç şaşırtmadı bizi.

Fransa?!! Hani beş asır önce seni biz kurtarmıştık Şarlken’in elinden.

İsrail?!! Tam da yok edileceğiniz sırada bir tek biz sahip çıkmış, limanlarımıza taşımış, obamızı barkımızı açmıştık.

Finliler?!! Türk Soylu bilirdik ama her neyse… Bize satmadığınız silahlar için ambargo kararı almışsınız, çok da umurumuzda...

Suudiler?!! İslam'ın Kılıcı olmuş, ele güne karşı yüzlerce yıl korumuşuz sizi. Kralınız öldüğünde yas tutmuşuz.

Mısır, varlığını bize borçlusun, Osmanlı’ya…

Hindistan da Babür Şah’a, yine bir Türk’e…

Liste uzar gider.

Her şey geçmişte kalınca...

Vefa’ diye bir şey de kalmıyor doğal olarak.

Devlet’ değil de ‘insan’ olsanız…

Eğilip bükülmeden...

Gözlerinizin içine içine bakarak…

Olsun bakalım” demek isterdik.

Bakalım’ı biraz uzatırak...

Nokta koyarcasına, sonuna bi “olsun” daha kondurarak...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner108