William Shakespeare “Hamlet” adlı eserinde şunu diyor;” olmak yada olmamak, işte bütün mesele!”.

Bu aforizmayı bilmeyen yoktur. Olmaktan kasıt, benim anladığım, hayatı anlamlı yaşamak ve hayata dokunabilmektir. Öğrenmek, değişmek, üretmek ve değiştirmektir. “Olmak “ için sevmek, sevilmek, istemek ve doğaya uyumlu olmak gerek. Yani ”Olmak ” iyidir.

Ancak bu yaklaşıma karşı tembelliği savunan “Mandıra Filozofları” da yok değil. Gelişmeyi tembelliğe bağlayan yaklaşımlar da var. Tembel olmasa insan, tekerleği yada uçağı bulabilir miydi? Yürümeye devam ederdi. Tembellik ve yavaşlık zamanı uzatan bir olgudur. Bu anlamda “tembellik” iyidir.

Her iki iyinin arasında kalmak çelişki gibi görünse de, 50 yaşına dayanmış halim ile fark ettiğim şu; genç iken Shakespeare gibi düşünürdüm, hep var olmak için çalıştım, çok çalıştım. Ama artık yaşlandıkça mandıra filozofu olmaya ve toprağa dönmeyi istiyorum

Sanırım bu döngü herkes için aynı ve kaçınılmaz.

En sonunda da hayatı göz açıp kapama kısalığında yaşayarak ve anlayarak, ölüp gidiyor insan. Ne “Olmayı” ne de “Mandıraya Dönmeyi “hayatından silemeden, her ikisine de hak vererek ama her ikisini de tam yaşayamadan, tamamlıyor zamanı. 

 MİLLİ TAKIM

Nüfusu Eskişehir kadar olmayan İzlanda, Eskişehir’de bizi 3-0 yendi.

Olabilir, yenilebiliriz. Ancak; federasyon başkanı ve futbolculardan bazılarının dalga geçer gibi kıs kıs gülmeleri çok ayıp.

Acaba neye gülüyorlar diye sordum kendime?

Benim kanaatim şu; adaletin olmadığı, şikenin ve haksızlığın, suiistimallerin her türlüsünün olduğu futbol ortamında, insanların “başarılı olabiliriz, dünya kupasına gidebiliriz” inancına gülüyorlar. Haklılar gülmekte.

Ağlanacak halimize birileri gülecek elbet.

Bunu da en iyi, ağlanacak halimizi yaratanlar yapar.

 AH YAYLALAR YAYLALAR

Rahmetli babam çok nadir de olsa türkü mırıldanırdı;

“ah yaylalar yaylalar çimen bağladınız mı,

Ben askere gidende kızlar ağladınız mı…” derdi.

Yaylaların çimen bağlaması çok çok önemli, beton bağlaması değil!

Betonlaşma ve yaylaların talan edilmesi, neredeyse türküleri anlamsızlaştıracak boyuta geldi.

Her şeyi yıkmaya, doğal mecrasından çıkarmaya mecbur muyuz?

Şehirlerimiz berbat.

Mimari yok, sanat yok, kültür  yok.

Üstelik benim bildiğim kadarıyla Kadırganın alt kısımları hariç tüm yaylalar hazineye ait. Hangi hakla millete ait yerlere inşaat yapılıyor, anlamıyorum. Yaylada var olan hak, eskiden gelen, mevcut binaların üs hakkının kullanımından başka bir şey değil. Yeni inşa hakkı yok. Olamaz da!

Son yıllarda yaptıklarımızda ne geçmiş medeniyetimizi görebiliyoruz, ne de geleceğe dair yeni bir medeniyet izi var. Vandallık almış başını gidiyor.

Yaylada kalacak yer yoksa, çadırda yatmayı tercih edecek kültürel olgunluğa erişmemiz lazım artık.

Allah aşkına yapmayın, yaptırmayın.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner35

banner37