Ne yazık ki olmadı.

Ne mi?

Hiçbir şey beklediğimiz, umduğumuz gibi olmadı.

Oysa lige başlamadan umutluyduk.

İstenen transferler tam olarak olmasa da yapılmasına, takımda özellikle kamp döneminde güzel bir uyum yakalanmasına karşın…

İlk haftalarda alınan saha sonuçları bugünlerin sinyaliydi belki ancak biz biraz da duygusal bakarak umudumuzu koruduk.

Ancak olmadı…

Niye olmadı sorusunun cevabında şıklar ise oldukça fazla.

Elbette Süper Lig’de kolay rakip artık yok. Hemen bütün takımlar iyi transferlerle sezona başlayarak bu işin kolay olmayacağını göstermişti zaten. Hatta Trabzonspor’dan çok daha iyi transfer yapan takım sayısı da az değil. Keza puan cetveline baktığımızda bunun sonucunu rahatlıkla görebiliriz.

Bazı takımlar da tıpkı Trabzonspor gibi yeni oluşturulan bir hüviyetle yola çıktı. Ancak bunların içinde yine en kötüsü olmayı da Trabzonspor başarabildi 8. Hafta sonuna kadar. İşte yeni kurulan bir takım Göztepe ve puan cetvelindeki yeri en bariz örnek.

Trabzonspor’un geçtiğimiz yılın tam tersi, bu yıl defans hattı deyim yerindeyse adeta çöküş dönemini yaşayıp yaşatıyor. İşte bir cevap da bu sorumuza.

Geçtiğimiz yıl defansı iyi olan az gol yiyen ancak gol atamayan bir Trabzonspor varken, bu yıl senaryonun tersi sergileniyor.

O halde yapılacak olan nedir? Elbette devre arasına kadar beklemek değil. 2011 yılı kadrosundan sonraki en iyi kadrolardan biri ise mevcut kadro bunu en iyi değerlendirecek isimle anlaşmalı yönetim.

Takımı oynatacak, oyunu okuyacak bir hoca. Sil baştan yapmak için geç de kalınmadı. Devre arasına kadar mevcutları da kazanarak yola devam edilmeli. Yeni bir teknik direktör başlayıncaya kadar İhsan Derelioğlu’na da bu anlamda güven vermek gerekiyor.

Camianın bir ve bütün olması gereken en önemli zaman.
Olmadı, evet olmadı ancak olmadı diye oturup ağlamayacak, felaket senaryoları yazmayacağız.

Trabzonspor bunu da atlatacak güce ve potansiyele sahip bir camiadır.

Yeter ki kendi içimizi kemirenlere fırsat vermeyelim.

Dizilere taş çıkartan senaryolar

O talihsiz maçı yeniden kaleme dahi almak istemiyoruz. Sonuç itibariyle Teknik Direktör Ersun Yanal’la yollar ayrıldı. Trabzonspor olmanın dayanılmaz ağırlığı artık müsaade etmiyor bazı şeylere. Ancak bize bizden çok zarar veren de yok gerçeği ile bir kez daha yüzleştik ne yazık ki.

Öyle ki şu anda deyimi yerindeyse senaryolar havada uçuşuyor.

Yeni oluşumlar, yeni yönetimler hatta listeler bile hazır. Öyle ki henüz bir açıklaması olmamasına karşın Başkan Muharrem Usta’yı konuşturup seçimli kongre kararı aldıran mı dersiniz, takım içinde (olmayan) bin türlü senaryoyu oldu gösteren mi dersiniz… O kadar çok senaryolar yazılıyor ki. Maksat sadece yazmak mı, okutmak mı, dikkat çekmek mi. İyi de bütün bunları Trabzonspor üzerinden yapmak ne kazandıracak? Çok yazık hem de çok… Trabzon’un maalesef tek markası Trabzonspor onu da hep beraber tüketiyoruz. Bakalım daha ne kadar dayanacak?

Sosyal medyanın getirdiği nokta

Sosyal medyada şu sıralar Trabzonspor’da yönetimi eleştirmiyorsan kötü gazetecisin. Aslında eleştiri değil de hakaret etmiyorsan. Hatta işi ileri götürüp kişisel hakaret etmiyorsan kötü ya da nemalanan gazetecisin.

Tersinden düşünelim; her fırsatta kötülemek, yermek, ağır eleştiriler, kişisel iftiralar atmak, deyim yerindeyse belden aşağıya yazı yazmak için bekleyenler için hangi sıfatı kullanmak gerekiyor? Sahi onlar Trabzonspor’u en çok sevenler değil mi? Onların tek derdi Trabzonspor öyle mi?

Ne yazık ki sosyal medyanın Trabzonspor’u taşıdığı nokta bu.

Umarız Trabzonspor’la birlikte bunlar da düzelir. Umudumuz o yönde.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
karaçukurlu 1 ay önce

nurgül hanım,
kim düzeltecek?
dağıtanlar ve dağılanlar mı?
mümkün mü?
kim, kim...
kendiliğinden mi düzelecek...
çalımbay mı?