15 Mart 1911 tarihi, kutlu bir doğumun 107. yıldönümü. Bu tarihte, Boztepe-i zîr (şimdiki Tavanlı Mahallesi) de Halil İbrahim Hulusi Efendi ve Hafize Emine Hanım’ın oğulları Ali Haydar (Özak) dünyaya gözlerini açmıştı. Manevi bir hava ve değer ölçüleri içinde büyüyen Ali Haydar, daha beş yaşlarında bir çocuk iken, ailesiyle Trabzon’un Rus işgalinden ötürü hicret ederek önce Samsun, sonra Çorum dolaylarında hayata tutundular, 24 Şubat 1918’de Trabzon’un kurtuluşu ile geri döndüler.

Ali Haydar 5 yaşlarında iken başladığı hafızlığını, dokuz yaşlarında iken “hafızlığı benden de kuvvetli idi” dediği annesinden ikmal etti. Boztepe Mektebi’ndeki ilk öğreniminden sonra, Zeytinlik Medresesi’nde dinî eğitimine devam etti. 1928-1930 yılları arasında İstanbul’da Şehzâdebaşı Câmiî İmâmı Meşhur Şeyhu’l-Kurrâ ve Ulemâdan Serezli Hâfız Ahmed Şükri Sirûzî Efendi’den üç yıl Kur’ân-ı Kerîm, Teshîh-i Hurûf, Aşere, Takrib ve Tayyibe dersleri okudu. Zamanın usullerine göre ehliyetli bir komisyon huzurunda imtihan olarak aliyyu’-âlâ (pekiyi) derece ile icâzet (diploma) aldı.

1933-1936 yıllarında üç yıl askerlikten sonra, 18 Mayıs 1936 tarihinde Trabzon Kur’an Kursu öğretmenliğine tayin oldu ve 16 Eylül 1971 tarihine kadar 35 yıl, 3 ay, 29 gün fiili bir hizmetten sonra emekliye ayrıldı. 12 yıl, 5 ay, 18 günlük bir emeklilik döneminden sonra da, 4 Mart 1985 tarihinde vefat ederek Boztepe Mezarlığı Âhi Evren Dede Türbesi yanına ebedî istirahatgâhına tevdi edildi. 72 yıl, 29 ay, 19 gün süren bir ömrün 67 yılını Kur’an’la, Kur’an öğretmekle, hâfızlar yetiştirip, kuraklaşan ve kuraklaştırılan manevi hayatımıza, yiğitçe, sebat ederek, türlü mahrumiyetlere de göğüs gererek ışık tuttu.

Trabzon İmam-Hatip Lisesi’nde iki buçuk yıl kadar Kur’an-ı Kerîm öğretmenliğimizi de yaptı. Türkiye’yi iki kere Pakistan’da yapılan Dünya Kur’an-ı Kerîm okuma yarışmasında birincilik alarak milletçe gurur ve iftihar kaynağımız oldu. Bunalmış anlarımda öğretmenim-hocam olarak dizinin dibinde huzur buldum, bir baba şefkati ile daima sevgisini ve dualarını eksik etmedi. Evimi ziyaret ederek şenlendirdi, çocuklarımın sünnet törenine gelebildi.

Hizmet süresi içinde Trabzon ve çevresinin nerde ise bütün câmileri onun rahle-i tedrisinde yetişmiş kurrâ hâfızlarla dolu idi. İsmi saygı ile anılır, görülünce de hürmette kusur edilmezdi. O bu şehrin manevi bir mimarı idi.

Alışılanın dışında ben Hocam Hacı Hâfız Ali Haydar Özak Hocamı doğum gününde anmak istedim. Haftalık yazı günüme de doğum tarihi denk düşünce böyle bir tercih yaptım. Her namazımın sonundaki dualarımda hocalarıma dua ederken, O’nun adı daima ön sıralarda olmuştur. Bendeki ve benim gibi talebelerindeki büyük emeği unutulur gibi değildir.

Hocalarımız, büyüklerimiz, bu millete hizmet vermiş insanlarımız unutulmamalıdır. Hatıraları, mefkûreleri yaşatılmalı ve lâyık nesiller olarak da çocuklarımızı, torunlarımızı ona göre eğitmeliyiz, yetiştirmeliyiz.

Doğum yıldönümü vesilesiyle Muhterem Hacı Hâfız Ali Haydar Hocamı, Rahmet ve minnetle anar, mekânının Cennet olmasını Yüce Mevlâ’dan niyaz ederim.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner89

banner37