banner114

Bir nokta ile çıkıyoruz yola.

Ortadan kaybolmadan önceki son halimiz de yine aynı.

Kendimize tepeden bakabildiğimizde…

Daha yukarılardan bir yerden…

İyice küçülüyoruz ve sonunda bir noktayız artık.

Geldiğimiz yere dönüyoruz; suya, toprağa…

Dünyaya… Kâinata…

***

İyi de kim bulmuş bu ‘nokta’yı?

Mısır’da ve Eski Yunan’da noktalama işareti olmadığından...

Metni, bir defada okuyup anlayabilen yok gibiydi.

İskenderiye’deki ünlü kütüphanenin başındaki Aristofanes el atmış bu işe. 

Üst, orta ve alt nokta diyerek çözmeye çalışmış sorunu.

Bir ara Kilikya Valiliği de yapan ünlü Romalı hatip Cicero, cümle sonunun neresi olacağına işaretlerin değil de hatiplerin karar vermesi gerektiğini ifade etmiş.

7. yüzyılda Sevillalı İsidore, Aristofanes’in işaretlerini yeniden düzenlemiş.

Uygarlık; kelimeler arasındaki boşluğu İrlandalı ve İskoçlara

Küçük harfleri ise Roma-Cermen İmparatoru Şarlman’a borçlu.

Bugün kullandığımız noktalama işaretleri ise matbaanın mucidi Johannes Gutenberg tarafından 1455’te sabit hale getirilmiş.

***

İki nokta arasındaki yürüyüşü kazasız belasız tamamlamak için çırpınıyoruz.

Ayakta kalmaya, karşıya geçmeye çalışan ip cambazları gibi...

Bazen gösteriyi uzattığımız oluyor. Bazen de kısa kestiğimiz… “Buraya kadar.” Biliyoruz ki hayatımız ilk nokta ile son nokta arasındaki çizgiden ibaret.

Bu yüzden Matematik ve Türkçe gibi görülse de en önemli ders Hayat Bilgisi

İzlediğimiz en iyi film, yediğimiz en nefis yemek ve yaptığımız en güzel şey de an geliyor sona eriyor. Nokta bir son olduğu gibi yeni başlangıçlar için de bir fırsat.

Virgüllerle bir yere kadar idare etme şansımız var ama noktadan kaçış yok.

***

Jandarma’nın ‘j’si?

Küçük harfle yazdığımızda sorun yok ama büyük harfle yazdığımızda “noktalı mı, noktasız mı” diye tereddüt edenimiz olmuştur.

Diyelim ki cümlemizin başında böyle yazıyoruz, ‘Jandarma’, noktası yok.

Ya ondan önceki çubuklar? Noktalı olan mı önce, noktasız olan mı?

Biz şöyle öğrenmiştik, ‘ı, i’ diye… TDK ne güne duruyor, bakıyoruz ki ‘i, ı’

***

Nokta, Arapça kökenli bir kelime olarak kültürümüze iyice kök salmış.

Kız ismi aynı zamanda.

Cümleler ve kısaltmalarla birlikte sıra bildiren sayıların sonunda.

Tarihleri yazarken, saat ve dakikaları birbirinden ayırırken…

Matematikteki çarpma işareti yerine de kullanabiliyoruz.

Ne kadar nokta var hayatımızda?

Yazılısı ‘sözlü’sü...

Başka bir sözümüz olmadığını özellikle vurgulamak için.

Bu mesele burada kapanmıştır, nokta.”

Bazen bulmaya çalıştığımız orta nokta…

Bazen topu koyduğumuz penaltı noktası, işin inceliklerini öğrendiğimiz püf noktası…

Bunun daha hareket noktası var, dayanak noktası, polis noktası, bitiş noktası…

Bir de nokta-i sûveydâ var, ruhumuzun üfürüldüğü nokta.

***

Yalnızca küçük bir benek değildir.

Takım arkadaşlarıyla birlikte alır götürür bizi.

Üç noktası var, iki nokta üst üste, noktalı virgül…

Meramımızı ifade etmemize de yardımcı olur.

Özlü sözler gerektiğinde dağarcığımızda hazırdır.

Nokta kadar menfaat için virgül kadar eğilme.”

Küçümseme kimseyi, nokta da küçüktür ama bitirir cümleyi.”

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Yüksel Yavuz 2 yıl önce

Hocam eğer cevapların güzel olmasını istiyorsak her nokta da, sorularımızı da güzel uyumlu ankaşılır her nokta da sormamız gerekmez mi?

Avatar
Muhammet Alkaç 2 yıl önce

Bizi biz yapan Türk Dilini ne güzel kullandınız nokta Allah razı olsun kıymetli kardeşim.

banner108