Kadim bir ibadet kurban… İbrahim (AS) peygambere dayanıyor. Üç ilahi dinin atasına… İbrahim (AS) peygamber, ileri yaşlarda olan oğlu İsmail’i ve eşi Hacer’i Allah’ın emriyle Mekke’ye yerleştirir. Bu durum haccın ritüelleri içerisinde yer alan birçok ibretlik olayı içerir. Oğlu O’nun en çok sevdiğidir. Ve en çok sevdiğini Rabbine kurban edebileceğini ifade etmiştir. Sonra üst üste rüyasında oğlu İbrahim’i Allah için kurban etme emrini alır. Emrin vahyi olduğuna anlayınca, emri, oğlu ile istişare eder. İsmail “sen beni sabredenlerden bulacaksın” diyerek teslimiyetini beyan eder. Anne Hacer Allah’ın emrine rıza gösterir. Şeytan her üçünü de caydırmak için devreye girdiyse de, her üçü de şeytanı def eder ve taşlar (bu halde haccın ritüelidir). Sonra İbrahim’in Rabbi onun, oğlunun ve eşinin teslimiyetini meleklerine gösterdikten sonra “Habil’in Rabbine kurban ettiği koçu” gönderir. Bunun üzerine Cebrail (AS), İbrahim (AS) ve İsmail (AS)’ın tekbir, tehlil ve hamdleri teşrik tekbirini oluşturur. Rabbi için kurban etmenin manası aşikâr olur. Bizlere de vacip kalır. Kurban manevi dünyamızda çok derin manalara ulaşmalı… Aslında her kurban bayramında “Bu yıl ben Rabbime neyi kurban edeceğim?” diye düşünmemiz gerekir. İbrahim peygamber en sevdiğini kurban etti, ya ben? Sadece pazardan aldığımız bir hayvanı mı? Yoksa zahmetiyle uğraşamayız diye uzaklara gönderdiğimiz, nerde, nasıl kesildiğini bile bilmediğimiz, hatta kesilip kesilmediğini bile umursamadığımız bir nesneyi mi? Bir miktar parayı, bir miktar kanı, bir miktar eti mi kurban ettim? Kurbanımın başına geldim mi?  Onu sevgiyle okşayıp, Rabbime emanet ettim mi? Kim adına kesildiğini kulağına fısıldadım mı? Teşrik tekbirlerini Cebrail’in, İbrahim’in, İsmail’in dilinden söyledim mi? Şükrettim mi? Bizi nimetleriyle perverde eden Rabbimize neyimizi kurban etmeliyiz? Öncelikle, Hırsımızı, kinimizi, nefretimizi, haksız taleplerimizi, nefsimizi ve kötülüğe dair kötülüğü talep eden her şeyimizi… Bir daha geri dönmemek üzere kurban etmeliyiz. Sonra evladımızı Allah’ın rızasına uygun yetiştirerek bir küçük İsmail misali cennet yolcusu evladımızı, malımızı hayra sarf ederek malımızı, bedenimizi, aklımızı, dilimizi, vaktimizi güzel işlere kullanarak ömür sermayemizi… Bütün bunları temsilen başını okşadığımız kurbanlığımızı… Hepimizin o kadar çok kurban edeceği var ki… Peki, bu gün ne neye kurban ediliyor? Hırsımıza şükrümüz, menfaatimize adaletimiz, arzularımıza sabrımız, kinimize sevgimiz, nefretimize hoşgörümüz, kabalığımıza nezaketimiz, çirkinliğimize güzelliğimiz, hoyratlığımıza çevremiz, dünyalığımıza ahiretimiz… Bu kurban ikliminde yeniden bir düşünelim, kurban edeceklerimizi ve yeşerteceklerimizi, İbrahim (AS) peygamber gibi… Şu halde Rabbin için kurban kes.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner89