Türkiye terazinin iki kolu gibi…

Bir taraftan bastırınca diğer yan yukarı çıkıyor, tam tersini yapınca bu kez diğer tarafta aynı durum yaşanıyor.

“Kadına şiddet var.” diyerek sesimizi duyurmaya çalıştık, erkeğe yönelik psikolojik şiddeti göz ardı ettik.

“Sivil halka şiddet var.” diyerek propaganda yaptılar ama askere yapılan şiddeti yıllarca gizlediler.

“Sağlıkta şiddet var.” dedik, haklıydık. Sağlıkçılarımızı korumak istedik. Ama hasta haklarını da unutmamız gerektiğini hatırlayamadık.

“Devlet koruyucumuzdur, haklıdır.” dedik kâh bürokrasinin kâh kolluk kuvvetlerinin önünde boyun eğdik, yanlış yaptık.

Dengeyi tutturmalıyız, tutturamazsak yanarız.

***

Giresun’da Yusuf dede, yürüyemeyen eşinin ilâçlarını almak için aile hekimine gitti ama o hekimin “hastayı görmeden ilâç yazamayacağı” dayatmasıyla karşılaştı.

Peki, çözüm neydi? Bu, Yusuf dedeye söylendi mi? Nasıl alıp getirecekti yatalak yoldaşını oraya?

Bilemeyiz, ihtiyar dede doktora ne yaptı? Ne yapabildi ki doktor polis çağırmak zorunda kaldı? Gerçekten şaşkınım ne yapabildi?

Sonra polisler geldi…

Yusuf dede, Karadeniz’in hırçınlığıyla direndi elbette.

Hırpalandı… Onuru kırıldı… Yetmedi biber gazı sıkıldı, diz çökertildi…

Bitmedi… Tersten kelepçelendi. Polis aracına tıkılarak yola çıkarıldı.

Yusuf dede zulmün hâkim olduğu dünyaya “elveda” dedi.

Yusuf dede korktuğu için değil, cesur davrandığı için öldü.

Mekânı cennet olsun.

Saygılarımla…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner89

banner37