Ne büyük bir nimettir naz.

Eğer çekecek biri varsa…

Gerçi fazla nazın âşık usandırdığından yakınılır ama yine de çocukluğumuza ve gençliğimize damgasını vurur. Yetişkinlik dönemine ise pek yakıştırılmaz, ‘huysuzluk’ olarak yorumlanırken bir anda geçimsizin önde gideni olursunuz.

Geçmişte nelere katlandığınız kimsenin umurunda değildir ve yaşlılıktan değil de yalnızlıktan yana dertlisiniz artık.

***

Bazen beklemediğiniz tavır ve sözle karşılaştığınızda…

Niçin?

Nazım geçtiği için.”

Hani daha önceleri siz de aynı şeyi yaptığınızda hoş görülmüştü ya…

Şimdi aynı anlayışı beklemenin zamanıdır.

Farsçadan dilimize geçen ‘naz’ın; ‘kendini beğendirmek amacıyla sergilenen davranış’ şeklindeki açıklamaya sığmadığını söyleyebiliriz.

Ne güzel, insanın nazını çekecek dostlarının olması…

***

Daha çok çalıştığınız işyerinde yaşarsınız bu duyguyu.

Okuduğunuz, okuttuğunuz okulda…

Büyük aile içinde…

Duyduğunuz onca söz ve içinizi acıtan tavırlara ‘naz yapma hakkını kullanıyor penceresinden” baktığınızda herhangi bir kötülük görmezsiniz.

Ne zaman ki “sıra bende” diye günün birinde aynı şeyi yapmaya kalkıştığınızda kıyamet kopar, işte o an öylece kalakalırsınız.

Çünkü naz, eşi benzeri olmayan duygusal iplik gibidir.

Bir ucu sizin kalbinizdedir, diğeri de değer verdiğinizin, sevdiğinizin…

Günlere gecelere, aylara yıllara yayılan ince işçilik söz konusudur.

Rüyalarınız ve gözyaşlarınızla bütünleşerek vicdanınız olmuştur naz.

***

Naz mâşûkun, niyaz âşıkın kârıdır” derler.

Kendisine âşık olunan nazlanır, âşık olan ise yalvarır yakarır.

Bir de “Naz Makamı” var ki müzikle hiçbir ilgisi yok.  

Âşıkların, Allah tarafından sevildiklerini hissettikleri, en büyük sevgili tarafından sevilmenin hazzının yaşandığı makam…

‘Naz’dan yola çıkınca büyük bir coğrafya ile karşılaşıyorsunuz.

Kelimeler ve kavramlar, yıllar önce terk ettiğiniz kentler gibi öylesine büyülü ki insanın nazlanası geliyor, sevdiklerinin nazını çekesi…   

***

Adı Naz olan, adında naz olanlara selam ve sevgilerimizi gönderirken “naz hakkı”nın, en büyük haklardan biri olduğuna inananlardanım.

Mademki insanoğluna bu hak verilmiş, o zaman günü ve saati geldiğinde tepe tepe kullanmalı.

Bir şartla, sıranın karşısındakine geçeceğini de unutmadan…

Şimdi değil de ne zaman?

Tepki aldığında “nazın bittiği yer” demeden, kırıp dökmeden.

Sözün sahibinin hatırı olduğundan hareketle…

Sen hâlâ naz saati uygulamasına geçmedin mi?

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Yüksel yavuz 12 ay önce

Hocam, yeni tabirle “çamur hakkını kullanma”diye nitelendiriyoruz yeni nesil olarak.Selamlar

Avatar
Mümin 12 ay önce

hocam harika olmuş. ama biz naz yapınca durumumuz kötü oluyor. :) saygılar

banner89

banner108