Nato, İkinci Dünya Savaşı sonrası yeniden yapılandırılan dünya düzeni içinde komünist Rusya ve Varşova Paktı tehdidine karşı, ya da Rusya’yı tehdit etmek için Amerika’nın organize ettiği kapitalist Batı’nın askeri güç birliğidir.

Nato aslında Pentagondur, Amerika’dır; dolayısıyla İsrail’dir. Bugün başlangıçtaki kuruluş amacı dışına çıkarak Amerika ve İsrail’in çıkarlarını koruyan bir yapıya bürünmüştür. Ülkelerde darbe planları yapan, acımasızca uygulayan, iç karışıklıklar çıkartan, terör örgütleri kuran, besleyen bir gladyo merkezine dönüşmüştür.

Nato bu haliyle özellikle Türkiye için bir fayda değil, tehlike kaynağıdır. Geçmiş yıllarda da hatırı sayılır bir katkı vermeden Türkiye’den önemli faydalar sağlayan Amerika ve Nato, kendine direnen değil, evet efendim diyen devlet yöneticileri istemektedir. Fikir ileri süren değil, fikirleri kabul edip uygulayan liderler ile çalışmak arzusundadır. Çünkü böyle alışmıştır. Bu nedenle Amerika eski Türkiye’yi özlemektedir.

Son yıllarda Türkiye, dik duruşu nedeniyle Nato’nun hedefi haline gelmiştir. Kendisine direnenleri darbe ile tasfiye etmek istenmiş ancak başaramamıştır. Her ne kadar özür dilense de Atatürk ve Türkiye cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Tayyip ERDOĞAN’ın düşman ilan edilmesi yeni bir planın parçası olduğu açıktır ve hayra alamet değildir. Türkiye, Nato’dan ilk dersini 1974 Kıbrıs çıkartması sırasında aldı. “Bizim silahımızı kullanamazsınız” dediler ve ambargo uyguladılar. Müttefikimize müttefik gibi davranalım demediler! Demek ki “elden gelen öğün olmaz, o da vaktinde bulunmazmış.”  Biz bunu zaten biliyorduk. Öyleyse bu teslim oluşun sebebi neydi? Hatta göze girmek için Amerika’nın yanında Kore’ye asker göndermenin sebebi neydi? Yalnız kalma korkusu, dışlanma, sonra da hedef olma endişesi! Nato’nun dışında kalıp hedef olmaktansa, içinde olalım korunaklı duralım mantığı!

1950’den beri bu ittifakın içindeyiz. Yararları, zararları; artısı, eksisiyle Nato hep tartışıldı. Sokaklarda “Nato’ya, 6.Filo’ya hayır!” mitingleri düzenlendi. Diğer yandan Nato’nun askeri standardımızı yükselttiği de iddia edildi. Nato’nun bu tutarsızlığı ve davranış bozukluğu artık güven vermemektedir. Türkiye’nin güvenliği bağlamında bugün artık bütün veriler farklılaştı, seçenekler değişti. Türkiye’nin güvenliği açısından son konjektörel duruma göre Nato’nun yeniden ele alınması gerekir.

Öyle anlaşılıyor ki Nato, kendi içindeki bir müttefikini gözden çıkarmış, onu parçalamak, un ufak ederek ele geçirmek ve yemek istemektedir. O müttefik Türkiye’dir.

Bu tehlike artık açık seçik ortadadır. Öyle kimse Batı medeniyeti, Batı ittifakı, Batı dostluğu numaraları yapmasın. Çağdaş batı medeniyetinin üzerine çıkmak, kendi medeniyetimizi kurmakla ve tam bağımsız, güçlü bir Türkiye olmakla mümkündür; Batı’ya teslim olmakla değil!

1974 Kıbrıs barış harekâtındaki ambargoyu gördük. O zaman başlatılan kampanyalarla kendi silah sanayimizi kurmamız gerektiği dersini aldık; bu dersin sonucunda başlatılan askeri silah sanayindeki hamleler bu gün meyvelerini vermektedir. Demek ki bağımlı olmak hazırcılığı, beklentiyi kesmek kendi üretimimizi teşvik etmektedir. Nato üyesi ülkelerin her türlü uyarılarımıza rağmen, PKK ve diğer terör örgütlerine verdikleri açık destek yıllardır süregelmiştir; halen devam etmektedir. Arkasından özür; alavere dalavere! Amerikan uçak gemisi Saratoga, 2 ekim 1992 tarihinde Ege Denizi’nde “kararlılık gösterisi-92” adlı Nato tatbikatında, Muavenet Muhribi’ne ateş açmış, bir yarbay, bir teğmen, bir astsubay, bir çavuş ve bir er şehit olmuş, 18 asker de yaralanmıştır. Arkasından özür ve zararın tazmini! Alavere dalavere!

Bize göre Nato, İsrail’in çıkarları doğrultusunda hareket eden ve bu nedenle Türkiye’yi bölgesinde bloke etmek isteyen bir kuruluş haline dönüşmüştür. Üstelik de Türkiye aleyhindeki bu çalışmaları, gizli saklı değil, açıktan yürüten ve neyin ne olduğu çok iyi bilindiği halde büyük bir pişkinlikle her seferinde farklı yalanlar uydurarak gözümüzün içine baka baka yapmaktadırlar. Alavere dalavere!

Kamuoyunda oluşan algıya göre İncirlik, ortak Nato üssü olmaktan çıkmış, kısmen Türkiye aleyhinde çalışma merkezine dönüşmüş ve hatta Pentagon’un bir şubesi gibi çalışmaktadır. PKK’ya yıllarca havadan atılan silah ve diğer yardımlar, bölgedeki Türk güvenlik kuvvetlerine yönelik açıklanamayan karanlık faaliyetler. Alavere dalavere!

15Temmuz kanlı darbe girişiminde Nato’nun, İncirlik Üssü’nün ve tanker uçakların ihanetleri hafızalarımızdaki yerini korurken şimdi de Atatürk düşman olarak tanımlanmıştır! Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı hedef! Yani olacak şey değil! Yine özür ve alavere dalavere.

Türk Milleti ve Türk Devleti bütün bu olanları not ediyor. NATO yeniden gözden geçirilmelidir.

       

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Ahmet Altin 3 hafta önce

Cesurane super bir yazı oldu.Ulkemizin Amerika onun doğurduğu nato 'dan çekilen sıkıntı uygulamaya koymakta oldukları tuzakları çok güzel dile getirdiniz kaleminize yüreğinize sağlık Abdullah hocam

banner35

banner37