Şiir ve şarkı… Neşeli ve üzüntülü anlarımıza her daim iyi gelir.

Hani bir ilaç almışsınız da yavaş yavaş etkisini hissediyorsunuz gibi…

Sözü fazla uzatmadan Paris’ten Moskova’ya, Natalie’ye âşık kahramanlarımızın peşine düşelim ve bir şarkının doğuşuna tanıklık edelim.

Fransız müzisyen Gilbert Becaud, konser için Moskova’ya gider.

Sovyetler Birliği dönemi… Her yabancıya verildiği gibi bir rehber verilir.

Şehri gezdirirken ülke için tehlikeli olup olmadığına da baksın diye.

***

Gilbert Becaud, rehberinden çok etkilenir ve ona bir hediye almak ister.

Fakat istediği gibi bir hediye bulamaz Moskova’da.

Bir an bile olsa ayrı kalmadıklarından Nathalie, müzisyenin kalbini fetheder.

Paris’e döndüğünde “en güzel hediye Natalie için bir şarkı” der.

Kızıl Meydan bomboştu ve önümde yürüyordu Natalie

Rehberimin güzel bir adı vardı; Natalie

Kızıl Meydan kardan bir halı ile kaplanmıştı, bembeyazdı

O soğuk Pazar günü Natalie’yi dinliyordum

Anlatırken “Kafe Puşkin’e sıcak çikolata içmeye gideriz” diye düşünüyordum

***

Her ne kadar Fransız müzisyen ‘Kafe Puşkin’den bahsetmişse de Moskova’da böyle bir yer yoktu. Şarkı ‘patladığı’ sırada Moskova’ya gidenler özellikle bu kafeyi sorarlar.

Kafe Puşkin?”

Bu soruyu soranlar artınca Puşkin Caddesi üzerinde ve Puşkin Anıtı’nın yakınındaki üç katlı binada açılır kafe.

Dedikodusu bile var. Parti ileri gelenleri, Moskova Belediye Başkanını sorgular.

Moskova’da Kafe Puşkin?”

Böyle bir kafe yok.”

Olacak.”

Adının ‘kafe’ olması aldatmasın, Moskova’nın en pahalı restoranlarından biri…

Sanki yıllardır oradaymış gibi…

O şarkı burada yazıldı, aşkın yaşandığı kafe” dercesine…

***

Kim bilir belki de rehber Nathalie diye biri yoktu.

Hani Puşkin’in makamında sayılırlardı.

Nathalie ile dolaştıkları meydanda… Hayatının kadını için düello yapacak kadar gözü kara adamın turkuvaz renkli evinin önünde…

Bir yanda Fransızcayı, şiir yazacak kadar iyi bilen ve uzun süre peşinden koştuktan sonra evlenmeye ikna ettiği Nathalie için ölümü göze alan Puşkin.

Diğer yanda Fransız İhtilalinden kaçıp Rusya’ya yerleşen soylu bir ailenin oğlu olarak Moskova’nın en güzel kadını Nathalie’ye mektuplar yazan George Charles d’Anthes.  

Bu, bir anlamda Puşkin’in ölüme meydan okumasıydı çünkü Fransız gencin, ordunun en iyi nişancılarından biri olduğunu bilmeyen yoktu.

Düelloda ağır yaralanır ve iki gün sonra 38 yaşında ölür Puşkin.

Yıllar sonra Maksim Gorki’yi, Avrupa gezisinde yaşlı bir adamla tanıştırırlar.

Ünlü yazar kendisine uzatılan eli havada bırakır, “affedersiniz beyefendi, ben, en büyük Rus şairini vuran eli sıkmam” der ve onu düelloya davet eder.

***

Bence bir tuhaflık var hikâyede.

Mademki müzisyen abartmış, olmayan bir kafede sıcak çikolata içmeyi hayal etmiş.

Aşk hikâyesi de çalıntı olabilir.

Konser için Moskova’ya giden Fransız müzisyen ki bu Gilbert Becaud oluyor.

Kendini, Puşkin’in eşi Nathalie’ye âşık George Charles d’Anthes’in yerine koymuş.

Öyle ya da değil. Aşk hikâyeleri, müziğin kalbini oluştururken mekânlara da hayat vermeye devam ediyor.

Şiir şarkıya dönüşüyor, şarkı da efsaneye…

***

Sizinkisi bir aşk hikâyesi değil bizzat aşk olsun çünkü gerisi hikâye…

14 Şubat geliyor, hem sevgililer kazansın hem de esnafımız.

Bir güzel söz de yeter ama yine de hediye hediye hediye…

Hediyeleşmenin gönüllerdeki kırgınlıkları giderdiğine, insanlar arasındaki sevgiyi pekiştirdiğine inanıyoruz.

Fazla derinine inmeyelim, “Sevgililer Günü, niye?”

Belki de bir fırsat, sevelim sevilelim diye… 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Nurten Altaç 7 gün önce

Tam bir sevgililer günü yazısı
Yüreğine sağlık hocam

banner88

banner37