Zengin tarih tecrübelerinden, türlü hayat derslerinden doğan halk felsefesinin; halk nükte ve fıkra edebiyatının adı üzerinde toplandığı bir isimden, mizah dâhisinden, söz edeceğiz.  Hakkında çokça araştırmalar yapılmış, fıkraları dünya dillerine çevrilmiş bir mizah dâhisi. Japonya’da story teller (hikâye anlatıcı) in vazgeçilmez fıkraları öylesine tutmuş ki,  Hoca adeta bir Japon gibi tanınmaya başlanmış. Amerika’da ise bir adım daha ileri atılmış. Hocanın fıkraları Amerikan düşüncesiyle verildiği için Hoca  ”Amerikalı Hoca” olarak tanıtılmakta. Onların sahip çıkmaları, onun yüceliğini gösterir elbet-te. Ancak biz bu yazıda onun öz be öz Anadolulu olduğunu, halkla nasıl özdeş olduğunu örnekleyerek anlatacağız. Padişah, “Nasrettin” demiş,”para ile adalet arasında bir seçim yapmak zorunda kal-san, hangisini seçerdin?” Nasrettin “parayı” demiş. Padişah, “Ben adaleti seçerdim.” demiş. Hoca,”İnsanlar, her zaman kendilerinde olmayanı isterler” demiş.  Bugün de torunu aynı fıkrayı yaratmış. Üniversitenin birinde bir profesör, öğrencisine yolda yürürken iki torba bulduğunu hayal et, birinde akıl var, diğerinde ise para. Hangi çuvalı alırsın?” demiş. Öğrenci ”Para olan çuvalı alırım…” Hoca ise ”Ben akıl olan çuvalı alırdım.”  deyince Hocanın torunu öğrenci eklemiş, ”Normal!  Kimde ne eksikse onu alır!” Şeyhin biri,  etrafındaki topluluğa geceleri gökyüzüne nasıl çıktığını, orada neleri gör-düğünü ballandıra ballandıra anlatırken, hoca dayanamaz sorar. “Yedinci kata da uğradın mı?” Şeyh uğramadık yer bırakır mı? “ Elbette!” diye cevap verince, “Orada yüzüne yumuşak bir şey değdi mi?” diye sorusuna devam eder. Şeyh, yumuşaksa güzel şey olmalı, düşüncesiyle ”Evet!” der. Hoca, ”İşte o benim eşeğimin kuyruğuydu.”der.  Hocanın inanç sömürücülerine ince bir mizahla verdiği cevabı, bugün şeyhin hanımı veriyor: Şeyh geçinen bir adam ziyafet verir. Bir ara uyur gibi yapar ardından,”  Bak bak, Kâbe’nin duvarına sinek konmuş, lekeyecek orayı.” diyerek üzüntüsünü hissettirmeye çalışır! Bu ara tabaklar gelir. Şeyh bakar kendi tabağında tavuk yok, sadece pilav var. Bozulduğunu gören eşi çatar ona: “Ta neredeki Kâbe’nin duvarındaki sineği gördün de, pilavın altındaki tavuğu göremedin a herif.”

Ahmet hocamız,  öğle namazı için abdest alır. Kıbleye döner ama bir sorun vardır, Kıble turistlerce tutulmuştur. Sağa bakar sola bakar, çare bulamaz derken,”Yahu Dünya yuvarlak değil mi, şöyle (kuzeyi işaret eder) kılsam namazım alttan dolaşarak Kıble’yi bulmaz mı?” der ve tekbiri alır: ”Allahu Ekber”

Akçaabat’ın A...ve Ş… köylüleri arasında toprak anlaşmazlığı çıkar. Köylerin ileri gelenleri bölgede yaşayan bir hoca efendiye başvururlar. Gel gör ki, hâkimin alana gelmesinden bir gün önce A...lılar muhterem hoca efendiye, şayet toprağın kendi-lerine ait olmadığını söylerse olay çıkacağını iletirler. Nihayet hâkim tartışmalı yere gelir, son olarak bilirkişiye başvurur. “Hâkim Bey, ayaklarımın altında A… toprağı var.” der.  Dava biter. Zaman sonra hoca itiraf eder:  “Çizmelerimin içine birer avuç A…  toprağı koymuştum!”

Nasrettin Hoca’nın hâlâ yaşıyor olduğu düşüncesini açıklamaya, kanıtlamaya çalıştık. Ümit ederim siz de bu kanıyı paylaşıyorsunuzdur. Rahmetüllahi aleyh! 

                                                 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner35

banner37