FETÖ/PDY, emniyet teşkilatını ele geçirmeye istihbarat şubeden başladı. Süreç, personel, KOM ve TEM şubelerine uzadı. Sonrasında asayiş ve diğer şubeleri ele geçirdiler. 17/25 Aralık sonrasında tüm ülkede olduğu gibi Trabzon’da da emniyet teşkilatında temizlik yapılması beklendi ama bu olmadı. Operasyonları yürüten bazı birimlerin başındaki şube müdürleri hiç hassas davranmadı. Emniyet müdürünün hassas davranmadığı kentte, şube müdürü neden davransın ki!..

Bu süreçte, örgütün giremediği TEM, cirit attığı şube ise KOM oldu. Akla neden sorusu geliyor tabii… Allah selamet versin Okan Aslan farklı bir polis olduğunu hissettiriyor…

Trabzon’da özellikle TEM şubenin hassas davranmasına rağmen iş adamlarının soruşturma aşamasında nasıl kaçtığı sorusuna kimse cevap veremiyordu. Sonunda, iş adamlarının kaçışını kimlerin sağladığı geçen hafta gün yüzüne çıktı. Ağrı’da etkin pişmanlıktan yararlanan polis şefinin ByLock görüşmeleri tespit edilince, iş adamlarına kimlerin yol verdiği de deşifre oldu. Görünen o ki onlarca sayfadan oluşan bu görüşmeler çok su kaldıracak cinsten…

ByLock görüşmeleri, örgüte kimlerin yardım ettiğini ve kimlerin örgüt için mücadele verdiğini anlatıyor. 17/25 Aralık sonrasında dönemin emniyet müdürüne rağmen il içindeki tayinleri gerçekleştirenler ve teşkilatın gerçek mensuplarına şekil yapanlar bu dosyada az buçuk görünüyor. Fakat içeride bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar kalıntılarının hâlen görevde olduğu kulağımıza kadar geliyor. 

Görünün tablo karşısında Anayasal Suçlar Bürosu’nda görevli savcılara büyük görev düşüyor. Bu dosya kime kadar uzanacaksa uzanmalı. Kim kimin altını kazıyorsa, bunlar ortaya çıkarılmalı ve tüm kamuoyu ile paylaşılmalıdır. Kamuoyu, kimlerin bu örgütle mücadele ettiğini ve kimlerin mücadele etmeden yolunu bulduğunu görmeli.

Yazımın son bölümünü kendime ayırdım.

Bu çapulcu örgütün neferi olan ve örgüt üyeliğinin yanı sıra görevi kötüye kullanmakla yargılanması beklenilen baş komiser,  ByLock görüşmelerinde bana da yer vermiş. Birilerine beni çeteye sattıklarını ve emniyet hakkında yazdıklarımı artık yazamayacağımı anlatmış.

Geriye dönüp baktığımda, örgütle hiç mücadele etmeyen, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı hiçe sayan dönemin emniyet müdürünü kaç kez yazdığımı sordum kendime. Çoğu yazdığım haberi ben bile unuttum. Ama iki yazım çok önemliydi. Müdürün örgüt üyeliğinden açığa alınan polis amiri baldızı ve KOM’a aldığı cemaat mensubunun kızı… İşte bu dönemde duyurmuştum bu iki haberi tüm kamuoyuna.

Tehdide gelince…

Sen beni ağa babalarına sor baş komiserim (!) Omuzunda sarı yıldızlarla dolaşan ağa balarına… Ben öyle birkaç çapulcunun tehdidine boyun eğecek adam değilim… Belli ki sen beni hiç tanımamışsın… Ama şunu merak ediyorum: Beni çeteye satma kararının altında kim yatıyor? İşte o noktada, bu davaya müdahil olmak istiyorum. Bunu yüzüme söyleme cesareti gösterebilecek misin? Ben de bu talimatı sana verenle hesaplaşmak istiyorum.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner89

banner108