Bugün, Cumhuriyet Gazetesi Trabzon Temsilcisi Ahmet Şefik Mollamehmetoğlu ile aramızda yaşanan ve darbe tartışmasını konu alan bir dava konusunu değerlendireceğiz. Mollamehmetoğlu ile aramızda 15 Temmuz darbesinin hemen ardından yaşanan atışma mahkemeye intikal etmişti. Halen devam eden davada nihai karar 9 Nisan 2019 tarihinde verilecek. Mollamehmetoğlu geçtiğimiz hafta konuyla ilgili bir yazı yazarak olayı çarpıttı. Bu yanlış ve yanıltıcı değerlendirme nedeniyle gerçekleri yazma gereği duyduk.

15 Temmuz FETÖ darbesinden üç gün sonra Ahmet Şefik Mollamehmetoğlu, yerel Karadeniz Gazetesinde bir yazı kaleme alır. Yazıda şu ifadeler vardı: “AK Parti- Fethullah Gülen zehirli aşkından iki darbe çıktı. Birincisi 2006 yılında başlayıp Cumhurbaşkanlığı seçimi ile ülkeyi tek kişilik otoriter başkanlık sistemine evirecek sivil darbe. İkincisi ise 11 yıllık suç ortaklığı… 4 yıldır mücadele ettiğini söyleyen ancak darbe hazırlığını bile fark edemeyen iktidar bu yargılamanın neresinde olacaktır?”

Halk iradesinin yansımasını sivil darbe olarak niteleyen ve üstü kapalı Cumhurbaşkanı’nın da yargılanmasını isteyen bu yazı bir gazetede 250 kişinin şehit verildiği 15 Temmuz darbesinden üç gün sonra kaleme alındı. Yerel Karadeniz Gazetesindeki köşesinde bu düşünceleri kaleme alan Ahmet Şefik Mollamehmetoğlu’na 22 Temmuz tarihli yazımızda; “% 52 halk oyu ile seçilen bir Cumhurbaşkanlığı için sivil darbe diyemezsiniz. Bu yaklaşımınızla 15 Temmuz darbesini hafife alıyor darbe kayırıcılığı yapıyorsunuz. Darbeyi aklamaya çalışıyorsunuz.” biçiminde bir eleştiri yaptık.

Mollamehmetoğlu cevabi yazısında ise “Sandık her şey değildir.” cevabı verdi. Telefonla devam eden atışmamız karşılıklı irtibatı kesmek kararıyla sonlandı. ‘Senin yolun sana benim yolum bana’ cinsinden. Mollamehmetoğlu ertesi gün bu kez telefon mesajları ile rahatsız etmeyi sürdürdü. Kendisini “Beni rahatsız etme. Seninle konuşacak bir şeyim yok. Söylemek istediğin bir şey varsa git sitende yaz.” biçiminde uyarmamıza rağmen devam etti. Her şeyin sandık olmadığını tekrarlayarak Karadeniz Gazetesinden uzaklaştırıldığını, kişisel ekonomik sorunlar yaşayacağını, çocuğuna para gönderdiğini ve kendisini işinden ettiğim iddiasını sürdürdü. (Daha sonra tekrar Karadeniz Gazetesindeki işine dönmüştür.) En sonunda “Bunlar özeldir lütfen yayınlama.” diye yazdı. Ben de kendisine “Seninle hiçbir özelim olamaz. Yayınlayacağım.” dedim ve 26 Temmuz tarihli köşemde ‘İki gazetecinin atışması’ başlığı altında bu mesajlaşmayı yayınladım. Bunun üzerine Mollamehmetoğlu, ‘İftira, hakaret ve gizliliği ihlal’den savcılığa başvurdu. Şimdi ise yalnızca haberleşme gizliliğini ihlalden bahsediyor.

***

O süreçle başlayan dava 2. Asliye Ceza Mahkemesinde temyiz yolu açık olmak üzere 10.07.2018 tarihinde, şahsımın ’10 ay hapis cezası alması’ şeklinde sonuçlandı. İlk mahkemenin kararı henüz kesinleşmeden, Mollamehmetoğlu, fotoğrafımı da koyarak sitesinde ‘Ali Öztürk 10 ay hapis cezasına çarptırıldı’ şeklinde haber yayınladı. Ben de “Dava henüz kesinleşmedi. Kesinleştiğinde görüşürüz, Ahmet Şefik.” diyerek bitirdim. Davayı bir üst mahkemeye taşıyarak itiraz ettik. Üst mahkeme olan Trabzon 2. Ağır Ceza Mahkemesi geçtiğimiz ay kararı bozdu. Karar bize tebliğ edilince geçtiğimiz hafta, ‘Bak Ahmet Şefik kaybettin’ başlığıyla haber yaptık. Mollamehmetoğlu bu kez dava konusunu çarpıtarak “Günebakış Gazetesi Sahibi Ali Öztürk’le aramızdaki özel görüşmeyi köşe yazısına taşıdığı için mahkemelik olduk.” biçiminde yalan yanlış şeyler yazdı. Ahmet Şefik doğru söylemiyor. İki açıdan doğru söylemediğini belirtmeliyiz.

1- Mollamehmetoğlu şimdi yalnızca gizliliği ihlalden bahsediyor. Lakin şikâyet dilekçesinde ‘Basın yoluyla şahsıma hakarette ve iftirada bulunan, aramızda geçen mesajlaşmaları izinsiz yayınlayan Ali Öztürk’ten şikâyetçiyim’ ifadelerine yer verdi. Savcılığın 2017/1197 sayılı iddianamesinde; Mollamehmetoğlu’na darbe kayırıcısı, darbe aklayıcısı dediğimden ötürü hakaretten ve gizliliği ihlalden dava açıldığı kaydedilmiştir. Dolayısıyla dava tek başına gizliliğin ihlal davası değildir.

2- Ahmet Şefik Mollamehmetoğlu ile aramızda hiçbir zaman özel bir görüşme olmamıştır. Özel görüşme iki arkadaş, iki dost arasında olur. Ahmet Şefik Mollamehmetoğlu ile dost olmadığımız gibi aramızdaki mesajlaşma basın kavgasının bir devamı olarak gerçekleşmiştir. Üstelik benim mesajlaşmayı reddetmeme rağmen Mollamehmetoğlu ısrarla sürdürmüştür. Bunlar belgelidir. Mahkemeye sunulmuştur. Nitekim 2. Ağır Ceza Mahkemesi temyiz kararında “Ali Öztürk tarafından ‘İki gazetecinin atışması’ başlıklı yazı içeriğinde yer alan mesajlaşma içeriklerinin taraflar arasında önceye dayalı gazete ve internet yazılarına konu edilen diyaloglar üzerinden gerçekleştiği, sanığın katılanı kendisini mesaj atmama yönünde uyardığı ve bu nedenle müspet suçun oluşmadığı kanaatine varılmıştır.” denildi. Dava yeniden son karar için Asliye Ceza Mahkemesine iade edildi. Bu dava, gizliliği ihlal davası değil darbe tartışması davasıdır.

Yazdığım yazıların arkasındayım. Ve herhangi bir pişmanlık duymuyorum. Ahmet Şefik’le özel bir görüşmem olmamıştır ki gizliliği ihlal edeyim. Kavgaları basın üzerinde devam eden birbirine küskün iki insan nasıl özel görüşme yapabilir ki? Mollamehmetoğlu söyleyeceklerini 9 Nisan’da dava sonrasına bırakmış. Bekliyoruz ve buradayız.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
yasar 2 hafta önce

üstad her zaman yanındayız, sizin gibi insanların gerçekten kıymeti bilinmiyor. (siz mutlaka gazete ve tv olarak ulusal basında yer almalısınız.)

banner89

banner108