Trabzonlu hemşerimiz Nuray Mert Cumhuriyet Gazetesi’nden yayınladığı ‘Suriye’ye silah, bize sansür’ başlıklı yazı aslında bu ülkede aydınımızın toplumdan ne kadar uzakta yaşadığını gösteriyor.  

 

 

Önce belirtmek isteriz ki, hiçbir fikre ve düşünceye sansür uygulanmasından yana değiliz. Küfür, hakaret ve şiddete teşvik olmadıkça düşünceyi ifadeden yanayız. Nuray Hanım’ın durumunu ve konumunu ayrıntılı olarak bilmiyoruz.

Bizim yazmak istediğimiz silah yüklü TIR’ların ifşası ve bu ifşaatı üzerinden millet iradesini kıstırmak… Ve bunu habercilik adına savunmak. Nuray Mert, yazısının girişinde Suriye konusunda ABD ve Avrupa’nın en başında AK Parti ile birlikte hareket ettiğini, ancak batılıların daha sonra Türkiye’yi yalnızlığa ittiğini söylüyor. Tampon bölge fikrinin de en başında Robert Fisk’in fikri olduğunu kaydediyor. Buraya kadar doğru.  AK Parti, ABD ve AB ile aynı çuvala girmenin yanlışlığını ve yalnızlığını Suriye’de gördü ve yaşıyor. Gelelim Nuray Hanım’ın AK Parti’nin Suriye’de ‘ilkelere dayalı dış siyaset çizgisi’ne yaptığı itirazlara… Şunları kaydediyor: “İktidar partisinin Suriye politikası konusunda şimdiye kadar söyledikleri hamasetten ibaret. En akla yatabilecek olan ‘ilkelere dayalı dış siyaset’ tezi olabilir, ama konu ilkeler ise en önemli ilke insan hayatının, güvenliğinin temini olmalı. Oysa Türkiye’nin Suriye politikası, Suriye’de yaşayanlar için tam tersi netice verdi, bunun bir izahı olmalı. 
Dahası, madem ilkeler söz konusu, neden Suriye’ye giderken durdurulan TIR’lar için önce ‘insani yardım malzemesi taşıyordu’ savunması yapıldı? Son olarak Başbakan,‘Türkmenlere silah gönderildiğini’ iddia etti, yani komşu bir ülkedeki iç savaşta taraf olmak, Türkmenler söz konusu olduğunda meşru sayılabilir mi? Öyle ise neden açık bir şekilde yapılmıyor? Bence işin en önemli tarafı bu, meşru ve haklı bir yardım, destek, neden gizlenir, ifşa edilmesi neden ‘casusluk’ sayılır?”

1- Önce insan hayatı: Evet, Suriye’de hükümetin bugün en ağır bedel ve riskleri göze alarak yürüttüğü politika tam da oradaki insanların hayatıyla alakalı. ‘Atılan adımlar ters netice verdi’ diyerek Suriye’ye sırt dönmek Türk’ün tarihe ve insanlığa ihanet etmesi demektir. Türk tarihinde böyle bir şey asla görülmemiştir.  Esad’lı bir çözüme ram olmak kendi insanlığını inkar demektir. Yani hala ilkesel tavırla hareket edilmektedir.

2- Suriye’ye giden TIR’ları durduran paralel yapı, o dönemde hükümetin IŞİD’e silah sevk ettiğini  ima ederek operasyon yaptı. Hükümet ne diyecekti? Kör göze parmak basarcasına “Evet… Biz Suriye’deki savaşa silah gönderiyoruz” mu diyecekti? Herkes o TIR’larda silah olduğunu biliyordu. Ancak kimse ifşa edecek kadar aptal olamazdı.

Nuray Mert; “Bence işin en önemli tarafı bu, meşru ve haklı yardım, destek neden gizlenir, ifade edilmesi neden ‘casusluk’ sayılır?” diyor. İfşa etmenin yanlış olduğunu iyi biliyor ama kalemi vicdanının sesini yazmaya gitmiyor. ‘Casusluk’ meselesi gerçeklikle örtüşmeyen bir yaklaşım. Gazeteci yayın anlayışına ve ahlakına bağlı olarak yazar da yazmaz da!.. Yalnız haber vicdani ve insani değildir. Tabi Esad’ı insan sayanlar istisna…

Nuray Mert, yazısının son bölümünde AK Parti hükümetinin Suriye politikasını kendi anlayışıyla emperyalist bir heves olarak isimlendiriyor. ‘Söz konusu olan emperyalist politikalara karşı ilkeli dış politika falan değil. Emperyalist politikalara özenip bir komşu ülkenin yerle yeksan olmasına katkı sunmaktır’ ifadeleriyle bakış açısını ortaya koyuyor.

Suriye halkının arkasında olmak ve sandık kurulmasını savunmak emperyalist politika özlemi oldu!.. Mısır’da darbeye karşı durmak ve halkın seçtiği başkanı savunmak emperyalist politika özlemi oldu!..

Anadolu’dan da çıksa, kendi kültürünü dışlayan ve aşağılayan aydın tipi bu ülkenin en büyük talihsizliği… Tıpkı Nuray Mert örneğinde olduğu gibi… Farkında veya değil… Kendisi gibi düşünmeyenleri en başında suçlu ve sorunlu ilân ediyor. Ülke hala aydın sorunuyla boğuşuyor. 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner89

banner37