Bir başsavcı düşünün… Görevli olduğu kentte neler yapabilir?.. Soruşturmaların sağlıklı yürütülebilmesi için kurumundaki görevli savcıları denetlemekten ve yönlendirmekten başka…

Ama Trabzon’daki başsavcı bir başka… Varını yoğunu bu kentteki adalet mekanizmasının sağlıklı işlemesi için ortaya koyuyor. Herkese eşit mesafede yaklaşıyor. Yeri geldiğinde acılarımıza da sevinçlerimize de ortak oluyor. Çünkü o, bu yörenin insanı…

Son yaptığı davranış ise ülkede eşi benzeri olmayan bir hareket…

Şehit askerin defin törenine bir iki saat kala alıyor haberi… Dedesinin nüfusuna kayıtlı şehidin babasının dava açacağını öğreniyor. Yarın yaşanacak kaosun önüne geçmek için hamle üstüne hamle yapıyor. Şehit ailesine ikinci bir acıyı yaşatmamak uğruna tüm kurumları harekete geçiriyor. Önce Araklı’da görevli savcıyı, ardından da Adli Tıp Kurumunu arıyor. Tüm işlemlerin hâlledilip kan alınmasını sağlıyor. Böylece yarın mezarın açılmasının önüne geçiyor.

Yaşananları önce köyün muhtarı ile paylaşıyoruz. Gazetemizde haber çıkmadan bir gün önce konuştuğumuz muhtar, kan alındığını biliyor fakat hamleleri kimin yaptığını, neden yaptığını bilmiyor. Öğrenince de “Allah onu başımızdan eksik etmesin.” diyor.

Ya dün yaşananlar…

Mezarın açılmasını engelleyen başsavcının hamlesini hem yerel hem de ulusal basında habere dönüştürdükten sonra köyün yolunu tuttuk. Aklımızdaki sorulardan biri, oğlunu neden dedenin nüfusuna kayıt ettirdiğini öğrenmekti. Köye vardığımızda babayla birlikte üç kişi karşıladı bizi… Başsağlığı diledikten sonra, “Oğlunuz neden dedenin nüfusuna kayıtlı?” şeklindeki ilk sorumuzu yönelttik. Hiç düşünmedi, 40 yıl önceyi anlattı. Vatani görevini yaptığı sırada babasının, oğlunu nüfusuna geçirdiğini anlattı. O da sonradan öğrenmiş. Sorgulayamadığını söyledi. Hak verdik.

Dava açıp açmadığını sorduk. Oğlundan alınan kan örneğinin saklandığını, mahkemenin kendisinden kan alınması için karar vermesini beklediğini söyledi. Ardından büyük dedesinin de Rus Harbi’nde şehit düştüğünü anlattı. Bir ailede iki şehit…

Mezar başında oğlunun şehit düştüğü haberini nerede aldığını sorduk. O ânı anlatmaya başladı. Boğazı düğümlendi, konuşamadı.

Söz dönüp dolaşıp Başsavcı Mithat Kutanoğlu’na geldi… Biz de sözü babaya bıraktık…

“Aile olarak büyük bir acı yaşıyorduk. Babam 5 yıl önce öldüğü için bazı haklardan yaralanmak için oğlumu tekrar nüfusuma alıp alamayacağımı sordum. Sonrasında, oğlumun tabutunun açılarak kan örneği alındığını öğrendim. Kimin neden yaptığını sordum. Dava aşamasında DNA için, mezarın açılmaması için bu hareketin yapıldığı anlatıldı. Bize ikinci kez acı yaşatmamak için bir başsavcının verdiği mücadeleyi öğrendim. Bana ikinci bir acıyı yaşatmadığı için Allah ondan razı olsun.”  

Sizlere bir yandan şehit babasının yaşadıklarını aktarırken, bir yandan da öngörüsü güçlü bir başsavcının neler yaptığını, yarın yaşanacak olan üzüntülerin nasıl önüne geçtiğini anlatmaya çalıştık. Teşekkürler Başsavcı’m…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
taha 4 ay önce

Allah razı olsun savcı beyden.. birde şu ktü hala saklandıkları orada burada konuşulan fetöcülere el atsa...