banner114

Öğretmen okulları ile liselerde geçmişlerde Askerlik veya Milli Savunma dersleri vardı. Bu dersleri özellikle muvazzaf subaylar verirlerdi. Sanırım bunları da seçerken öğretmenliğe yatkın olan mesleki bilgi ve becerisi ile metot ve teknik bilgileri öne çıkmış olanları alırlardı. Öğretmen okullarında bu iş daha titizlikle yürütülürdü. Hele Tokat’taki askeri birlikten gelen bir albayın derslerini büyük bir dikkat ve zevkle dinlerdik. Yarattığı motivasyonlarla tüm dikkatleri üzerinde toplardı. Bir gün geldiği derste konusu “ MİLLİ DUYGU”  idi. Soyut bir kavram olduğu için konu üzerinde birkaç cümle ile açıklama yapmak kolay bir iş değildi. 16 yaşlarındaki çocuklar için bu çok zordu. Ama bu zoru bakın o nasıl başardı. Derste bizden birkaç dakika için nezaketen izin isteyip dışarı çıktı. Tahminen iki-üç dakika sonra telaşlı bir yüzle heyecanlı olarak içeri girdi. Herkes hocanın yüzüne bakarak ağzından çıkacak sözleri bekliyordu. Ders hocası albay üzgün bir ses tonu ile konuşmasına şöyle başladı: “Çocuklar az önce öğretmenler odasında radyodan haberleri dinledim. Üzülerek söyleyeyim ki Yunan kuvvetleri Trakya’dan taarruza geçti. Edirne’yi aldılar. Tekirdağ’a doğru ilerliyorlar. Maalesef birçok askerimiz öldü. Bir kısmı da esir alındı.” 45 kişilik sınıfta tüm öğrencilerin üzüntü ve telaşını gözlerinden akan yaşlardan anlamak mümkündü. Sınıfta “çıt” yok. Hoca rolünü başarmak için renkten renge giriyor. Aradan bir iki dakika geçti. Hoca tekrar haber almak için sınıftan çıktı. Sınıfın sessizliği devam ediyor. Moraller bozuk. Heyecan dorukta. Herkes ailesine kavuşup kavuşamayacağını düşünüyor Daha doğrusu benim aklımdan geçiyor. Sanırım yatılı okuduğumuz için uzak illerden gelen öğrencilerin de aklından geçiyordu.

Biraz sonra albay yüzü gülerek sevinçle içeri daldı. “Müjde çocuklar! Şimdi aldığımız bir habere göre Türk Orduları, Yunan birliklerini geri püskürttü. Bir kısmını esir aldı. Büyük çoğunluğunu öldürdü.” Der demez sınıfta coşkulu sevinç sesleri duyuldu. Herkes bir birine sarılıyordu. Ben daha fazla heyecanlı olmuş olacağım ki hocamız albayın boynuna sarıldım. Sınıf hâlâ coşkulu ve sevinçli.”

Nihayet tiyatronun son perdesine gelindi. Albay: “Haber de son verdiğim haber doğru değil çocuklar. Ben size oturun ve beni dinleyin” dedi. İlk verdiğim milli duyguyu kavratmak için bu dramatizasyonu hazırladım. Gördüm ki ilk haberde ağladınız. Ama ikinci haberimle hepiniz güldünüz. İşte milletçe hep beraber ağlayıp, hep beraber güldüğümüz şey “milli duygularımızdır” dedi. Aradan 70 yıl geçmesine rağmen ben ne bu dersi ve ne de albay hocamızı unuttum. Ölmüşse Allah rahmetine erdirsin. Bence askerlik (Milli Savunma) dersi ile yurttaşlık dersi okullarımızda yeniden konmalıdır. Yoksa milli hasletlerimizi teşkil eden bu güzel duygular bir bir körelir gider.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner108