Devletimiz 1950 yılından beri 68 yıl içinde ne badireler atlatmış olduğunu en az elli yaşında olanlarımız çok iyi bilir. İhtilaller, muhtıralar, darbeler bu geçen altmış sekiz yıl içinde hiç eksik olmadı.27 Mayıs 1960 ile başlayan ihtilaller,12 Eylül 1980 askeri darbesine kadar devam etti. Arada yapılan başarısız ihtilalleri saymıyorum. Ama 15 Temmuz Darbe Girişimi hem maddi ve hem manevi yönden büyük bir yıkım oldu. Bunun kadar diğer darbelerde can kaybı yaşanmadı. 250 şehit ve 2 binin üstünde vatandaşımız yaralanıp yarım kaldı. Gazi oldu. Devletimizin maddi kaybı milyar dolarlarla ifade edilebilir.1980n ile 2002 yılları arasında yaşanan istikrarsız dönemlerde askeri bir girişim olmadı ama ufak tefek muhtıralara benzer homurdanmalar oldu. Bunlarında ekonomiye büyük zararları oldu. Tam 27 Mayısın izini sileceğimiz zaman,12 Eylül’ü yaşadık. Koalisyon dönemlerinde 28 Şubat Muhtırası ile karşılaştık. Her askeri darbe ve muhtıralar bizi demokrasiden uzaklaştırmakta kalmadı. Zaten gelişmemiş olan ekonomimizi daha da geriletip, insanlarımızı kamplaştırdı. Milli bütünlüğümüzü sarstı. Enflasyon arttı. İnsanımızın alım gücü azaldı. Fakirleşerek her darbe ve darbe teşebbüsünde en az on yıl geri gittik.

Bütün bu olumsuzluklar dıştan kaynaklandı. Kardeşi kardeşe düşman eden Batılı emperyalist güçler. Bunlar “Atla arpayı dövüştüren” kötü emelli insanlar. Sade Cumhuriyet döneminde değil Osmanlı döneminde de benzer entrikaları çevirip durdular. Yaşadığımız coğrafyada bize bir türlü rahat vermediler. Geliştirdikleri teknolojileri ile bizi adeta esir aldılar. Uzun süre sömürdüler. Şimdi sömürdükleri azalınca bu defa askeri kışkırtmak yerine başka alternatiflerle arayış işine soyundular. Yargı, polis içinde nifak sokmağa çalıştılar.3 Mart teskeresini meclisten geçirtemeyince ordu üzerinde kumpaslar kurarak şerefli ordu mensuplarını lekelemeğe çalıştılar. Çok şükür sonunda bunda da muvaffak olamadılar. Yunanistan, Kıbrıs, Suriye, Irak, İran ve Ermenistan ile olan yaralarımızı kaşımaya başladılar.

Türkiye’yi Batı’nın bir emir kulu olarak gördüler. Onlara itiraz eden olmadı. Elli iki yıl da gelmiş geçmiş tüm siyasi kadrolar bu işin sorumlusudur. Hiçbiri direnemedi. Ta ki 2002 yılından sonra gelen siyasi kadroların bu işe “dur” demelerine kadar devam etti.” Gücün yoksa hırsın para etmez” gerçeği ile hareket eden bu kadrolar önce ekonomiye çeki düzen vererek halkın refahını yükseltti. Kalkınmayı ileri boyutlara taşıdı. Bu sayede 16 yılda yapılan tüm seçimleri oyunu artırarak kazandı. Ardından savunma sanayisini geliştirmek için gerekli adımları attı. Çok şükür geldiğimiz seviye ile bugün Suriye’de gösterdiğimiz başarı tüm dost ve düşmanlarımızın dikkatini çeker hale geldi. Millet olarak gurur duyuyoruz. Milletçe övünme hakkımız oldu. “Eğri oturup, doğru konuşalım.” Milletçe duyduğumuz bu öz güveni geminin Kaptanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan ile çalışma arkadaşları, şerefli ordu mensuplarına borçluyuz. Artık öz güvenimize kavuştuk. Biz de varız diyebiliyoruz. Minnet ve şükranlarımızı sunuyorum.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner89

banner108