Kerpiç, üzeri hurma dallarıyla örtülmüş  sade bir evde oturuyordu. Yemek var mı sorusuna, hanımı "Yok!..." diye cevap verince, o büyük insan " Ben de zaten oruçluyum" derdi. Adaletin sembolü  halife, onun   hasır üzerinde yattığını, hasırın böğründe iz bıraktığını söyler. Kitaplar, satın aldığı 30 ölçek arpa borcu için vefât ettiğinde zırhı rehin bulunduğunu yazar.

En önde gelen niteliği doğruluğuydu. "En yakın hısımlarını uyar." (Şuara, 26/214) ayetinin emri doğrultusunda halkını topladı: "Size şu dağın dibinden birtakım süvarilerin hücum etmekte olduğunu söylesem beni doğrular mısınız?" sorusuna karşılık müthiştir: “ Senin bir yalanını görmedik.” dediler. "Ben sizi şiddetli bir azap ile uyarıyorum." dedi. Ebu Leheb elini oradaki insanlara uzatarak, beni şunlarla bir tutan dinden mi bahsediyorsun. Yazık sana!” şeklinde çıkıştı. Bunun üzerine “Ebu Leheb’in eli kurusun…” şeklinde başlayan sure iner. Bu olayda da görüldüğü gibi, bütün insanların doğruluğuna katıksız inandığı bir kişiliğe sahipti.

Konuşurken hikmetli, güzel, kısa ve özlü sözler kullanırdı. Meselâ günahın ne olduğunu soran birine; ''Günah, kalbine sıkıntı veren şeydir.” buyurmuştur. İnsanlara güler yüz ve yumuşak sözle yaklaşmıştır.Ona göre insanlara güler yüz göstermek, sadaka sayılırdı.

Kötüyü yasaklarken genel konuşur ve şahısları asla hedef almazdı. Meselâ biri hoşuna gitmeyen bir şey yapsa, “Sen niye böyle yaptın?” demez, sanki yapan şahsı tanımıyormuş gibi davranarak sadece  “Neden bazıları böyle yapıyor?'' demekle yetinirdi.

 Ahlâkı nasıldı? sorusuna  Hz. Aişe validemiz “Siz hiç Kur’an okumuyor musunuz? Onun ahlâkı Kur’an’dır.”   cevabını vermişlerdir.  O da  “Kıyamet günü mümin kulun terazisinde en büyük ağırlığı huy güzelliği meydana getirir.” derdi ümmetine.                                   

Âlemlerin Rabbi olan Allah, sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed'i (s.a.s.) âlemlere rahmet olarak göndermiştir.( Enbiya, 107

 Her şey sevgiden doğmuş, sevgi ile varlığını devam ettirmektedir. Nitekim o,  bir hadislerinde; “Ben âlemlere rahmet olarak gönderildim, lanet isteyici olarak değil.'' buyurmuşlardır.

“Güneşin doğduğu yerde bulunan Müslümanın ayağına batan diken güneşin battığı yerdeki Müslümanın ayağını sızlatmalı.” dileği onun Rabbinden aldığı ilhamın tezahürüydü.

 Gençleri, çoğunluğu yaşlı sahâbîlerden oluşan ordulara komutan tayin etmiştir.  Meselâ

Tebük seferinde sancağı 20 yaşındaki Zeyd b. Sâbit’e, Bedir’de 21-22 yaşlarındaki Hz. Ali’ye  vermiştir. 18 yaşlarında olan Üsâme  b. Zeyd’i, Suriye’ye göndermek üzere hazırladığı orduya komutan tayin etmiştir. Gençlere değeri bize böyle örneklemişti…

Âlemlere rahmet olarak sevgiden var edilen  son elçiyi  doğumunun  1447. yıl dönümünde rahmetle yâd ediyoruz.

                                               

       

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner89

banner108