Dedi: Siz hâlâ Zarrab davası diyorsunuz. Hâlbuki Zarrab artık tanık. Yani sanık olmaktan çıktı. Davanın adı değişmedi mi?

Dedim: ABD,  “Sanık olarak yargıladığı bir adamı ahlaksız bir biçimde ve hukukun ırzına geçerek” tanık yaptı diye gerçek değişmedi. Hırsızı tanık yapıp “Nasıl çaldığını anlatırsan ve ev sahiplerinin de seninle iş birliği yaptığını kurgulayıp jüriyi inandırırsan seni affedebiliriz.” demekle eşdeğer. Hırsız tanık oldu diye davanın adı değişir mi?

Dedi: Size göre sonuç nereye gider?

Dedim: Zarrab davası Tayyip Erdoğan’ı dize getirme davası değil. 17/25 Aralık hukuk darbesinin Amerika ayağı. 17/25 Aralık darbesinin arkasında da tıpkı 15 Temmuz gibi ABD vardı. Ancak o süreçte geri planda kalmayı ve saklanmayı başardı. Şimdi artık açık oynuyor. Türk halkının özgür iradesi ile seçtiği başkanla yürümek istemiyor. Tayyip Erdoğan’ı Yeni Dünya Düzeni Projesi’nde önünde engel olarak görüyor.

Dedi: Nereden kaynaklanıyor bu engel görme hadisesi? Suriye politikası veya Rusya ile olan ilişkilerden mi?

Dedim: Suriye politikası belki de küçücük bir nokta kalır. Hemen her alanda ABD ile karşı karşıyayız. Bir kere “Dünya beşten büyüktür.” diyerek yeni bir dünya hedefine öncülük ediyoruz. Mazlum ve mağdur milletlere… Bu aynı zamanda bir büyüklük iddiasıdır. Yani “Durun bakalım. Artık ben de varım.” anlamındadır.

Dedi: Bu haykırışı bu kadar mı önemsediler?

Dedim: Bu haykırış Pakistan’dan, Hindistan’dan, Arabistan’dan, Ürdün’den gelse önemsemeyecekler. Ama bir imparatorluğun kalıntılarından yükselince ürperiyorlar. “Acaba uyuttuğumuz dev uyandı mı yoksa?” diye endişe ediyorlar. Dolayısıyla mesele Siyonizm’in Tayyip Bey’den duyduğu rahatsızlıkla alâkalı.

Dedi: Yani dönüp dolaşıp Siyonizm’e mi geliyor?

Dedim: Siyonizm’in dünyada birincil meselesi İsrail’i yaşatmaktır. İsrail’in bir gün Nil’den Fırat’a uzanan ve onlar tarafından adına “Arz-ı Mevud” denen “Kurtarılmış Topraklar” hedefine ulaşmaktır. Bunun önünde bugün en büyük engel Recep Tayyip Erdoğan’dır.

Dedi: Ama bugün görünürde İsrail’le bir kavgamız yok. Barışık duruyoruz.

Dedim: Yanlış değerlendiriyorsunuz. Türkiye İsrail’e ilk özür dileten ülke. Özür diledi diye mesele bitmedi. Çünkü Türkiye, Siyonizm’in beklediği çizgiye gelmedi. Bakınız bugün Araplarla İsrail’i barıştırma ve İsrail’in yerine Araplar nezdinde İran’ı koyma projesi var. Bu projenin de önünde en büyük engel Türkiye... Türkiye buna karşı çıkınca Arap sokağını arkasına alıyor. Mezhep farklılığını İslam’ın içinde külleyince Siyonistler çıldırıyor. Proje bir türlü istendiği gibi yürümüyor. Demek ki mesele yalnızca Suriye’den ibaret değilmiş. Mesele Türkiye’nin bir şekilde dize getirilmesi meselesiymiş. Bunun için de Tayyip Erdoğan mutlaka gitmeliymiş!

Dedi: O zaman Tayyip Bey ne yaparsa yapsın hedefte kalacak öyle mi?

Dedim: Gönderebilmek için tüm yolları denediler. Tayyip Bey, Türkiye’nin bağımsızlık ideallerinden ve cebimizin astarında kaybettiğimiz kıymetimizi aramaktan vazgeçmediği müddetçe… Mazlumların, dünya Müslümanlarının sesi olma iddiasından vazgeçmedikçe… Siyonizm, Tayyip Bey’i devirme hedefinden vazgeçmeyecek. Geriye bir tek yol kalıyor: Gücü kabul edip uzlaşmak.

Dedi: Kim kiminle ve nasıl uzlaşacak?

Dedim: Tayyip Bey, Amerika’nın karizmasını çizecek. ABD, “Eyvah Türkiye’yi kaybediyoruz” endişesine düşecek.

Dedi: Bugün bu endişeyi taşımıyor mu?

Dedim: Çok değil. Zira “Tayyip Erdoğan’ı gönderirsem nasılsa Türkiye’yi yeniden avuçlarıma alırım” diye düşünüyor.

Dedi: Bu karizma çizme meselesi nasıl olacak?

Dedim: Türkiye Afrin’e girecek. ABD’ye rağmen girecek. Bütün riskleri alarak girecek.

Dedi: Ya ABD doğrudan karşılık verirse?

Dedim: ABD’nin bunu göze alması lazım. O zaman Türkiye NATO’dan çıkar. Tayyip Erdoğan gitse bile Türkiye ile hiçbir yönetim bir daha ABD’yle bir araya gelmez.

Dedi: Hakikaten çok riskli bir hamle değil mi?

Dedim: Şayet “Ben de varım.” diyorsan risk alacaksın. Varlığına inandıracaksın. Türkiye ancak böylesi bir huruç hareketi ile küresel kuşatmayı yarabilir. O zaman ne 2019 riski kalır ne kuşatma… ABD, Türkiye’yi çağırır oturur ve uzlaşır. Türkiye işte o zaman dünya devletlerinden biri olur. Demek ki mesele Zarrab davası değilmiş arkadaş.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner89

banner37