Türkiye, İstiklâl Savaşı’ndan bu yana bağımsızlık adına en büyük mücadelesini veriyor. Çok yönlü, karmaşık gibi gözüken ama artık kamufle edilmesine bile gerek görülmeyen bir dış ve iç saldırıyla karşı karşıyayız. Kimilerine göre mesele Recep Tayyip Erdoğan… Ama kesinlikle değil. Erdoğan’ın kaderi Türkiye’nin kaderiyle bütünleşti. Mesele Türkiye meselesi hâline geldi.

ABD, kontrolünden çıktığını düşündüğü Türkiye’ye önce Gezi ardından 17-25 Aralık hukuk darbesiyle ayar çekemeyince her zaman çok iyi becerdiği askerî darbeyi denedi. FETÖ’yle denenen bu 15 Temmuz darbesi Türk halkına toslayınca ABD artık Türkiye’yi dize getirme mücadelesini gizlemedi. Şimdi ise Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı devirmek için soğuk savaş yöntemine geçti. Ama mesele Erdoğan değil. Mesele Orta Doğu’da Erdoğan’a rağmen çizemediği yeni harita ve Türkiye’yi teslim alma meselesi. Dördüncü aşama olarak nitelendirilebilecek bu operasyonun hedefi, FETÖ ve PYD terör örgütleriyle açıkça iş birliği yürüterek Türkiye’yi ekonomik ve sosyal olarak zayıflatmak ve 2019 seçimlerinde “Erdoğansız Türkiye” hedefine ulaşmak. ABD, dışarıdan FETÖ eksenli kumpas davası, içeriden ise CHP eksenli siyasî saldırıyla Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın toplum nezdindeki itibarını sarsarak 2019 hesabı güdüyor.

***

Türkiye “tam bağımsızlık mücadelesini” işte böyle bir kuşatmaya karşı veriyor. ABD ve Avrupa Türkiye’yi etken olmaktan çıkarıp yeniden teslim almayı isterken Türkiye’nin tam bağımsız olmasından ciddi biçimde rahatsızlar… Tam bağımsız Türkiye’nin bağımsız güç oluşturmasından ve dünya dengelerini özellikle İsrail aleyhine değiştirmesinden korkuyorlar. Hatta kontrol edilemeyen bir Türkiye’nin kendileri için bile tehdit olabileceğini düşünüyorlar!.. Türkiye ise cebinde kaybettiği ruhunu yeniden kuşanarak zorlu bir yola girdi. Yolun engebeli, zor ve sürecin sancılı geçeceğini biliyor.

***

Dışarıda Zarrab davasıyla içeride Kılıçdaroğlu hamlesiyle eş zamanlı ve tek elden programlanmış iki operasyonu ibretle izliyoruz. Operasyon FETÖ firarîleri tarafından planlanmış ve ABD’nin çıkarları esas alınmıştır. FETÖ’cülerin yeni kumpaslarının peşine yalnız ABD takılmadı. İçeride de CHP, artık 15 Temmuz darbesini inkâr ve hatta savunur hâle geldi. Nitekim bir süre önce adı cumhurbaşkanlığı adaylığı için geçen İlhan Kesici FETÖ darbesini inkâr ederek ABD’ye gönderilen belgelere “çöp” diyebilmiştir. İlerleyen süreçte benzer çıkışları bekleyiniz.

***

Bütün bu kuşatmaya rağmen muhtemel sonuçlara gelelim…

ABD ve AB’nin yeniden kontrol altına almak istedikleri Türkiye bu mücadelede yenilecek mi? Öyle görünüyor ki Erdoğan mücadelesini halkla birlikte verecek. 2019’a kadar dişe diş bir mücadele sürdürülecek. Belki ekonomi zayıf düşecek ama Türk toplumu bu mücadeleyi mutlaka fark edecek. Türkiye belki Afrin’e müdahale edip anladığı dilden mesaj vererek ABD’den iyice uzaklaşacak. Zira ABD öyle görünüyor ki gücü görmeyince yani Türkiye’nin gemileri yaktığını görmeyince bağımsız duruşumuzu kabullenmeyecek.

ABD 2019 seçimleriyle Tayyip Bey’i devirebilirse Türkiye’yle cebelleşmeyi bitirip istediği haritayı istediği biçimde hayata geçirecek ve Türkiye’nin tam bağımsızlığından bir daha söz edilemeyecek. Bütün mesele Türk halkının bu mücadeleyi kavrayabilmesinde… Meselenin Tayyip Erdoğan meselesi olmadığını, ülke meselesi olduğunu görebilmesinde... Bütün mesele 2019 seçimlerinde tarihin en anlamlı mücadelelerinden birinin daha verileceğinin görülebilmesinde… ABD, 2019’da da Tayyip Erdoğan’ı deviremezse bağımsız Türkiye’ye saygı gösterecek. Mesele Tayyip Erdoğan’ın değil Türkiye’nin kaderi... Hâlâ anlamadınız mı?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner89

banner108