Ekonomik ve sosyal gelişmenin iki önemli çarpanı, eğitim ve sağlık hizmetleridir. Üretken olabilecek nüfusun sağlıklı ve eğitimli olması üretim ve sosyal gelişmenin fark edilmeyen motorudur.

Eğitim ülkemizin çözülememiş sorunudur. Sorunun bir çok bileşeni vardır. Fakat temel iki bileşeni, eğitim sürelerinin çok uzun ve akademik ve mesleki eğitim ayrımının doğru yapılmamış olmasıdır.

Okul öncesi eğitimden lise sonuna kadar, yaklaşık 14-15 yıllık uzun bir eğitim süreci, gençlerimizin hayatı kaçırmasına neden olmaktadır. Bu eğitim en fazla 11-12 yılla sınırlandırılmalı, 5 yaşında başlayan temel ve lise eğitimi, 15-16 yaşında bitmelidir. Üniversite  (lisans) eğitimi de normal şartlarda 19-20 yaşında tamamlanmalıdır. Daha sonra lisansüstü eğitime devam edilebilir. Gençlerimiz gelişme çağını tamamlamadan bir meslek edinmeli, çalışma alışkanlıklarını kazanmalı ve yirmili yaşlardaki evlenme trenini kaçırmamalıdır. Eğitim süresi 25-30’lu yaşlara çıktıktan sonra, ortalama ömrün uzamasının üretkenlik açısından bir faydası kalmamaktadır.

Diğer bir sorunda akademik ve mesleki eğitimin oransal ayrımının doğru yapılmamasıdır. Akademik eğitim, temel bilimler, sosyal bilimler, sağlık bilimleri ve mühendislik eğitimini kapsar.  Akademik eğitime güzel sanatlar ve spor bilimlerini de eklemek gerekir. Eğitim gören nüfusun %30-35’inin bu eğitimi alması yeterli görülmektedir. Akademik eğitim sahipleri, ilgili alanlarında, bilimsel ve teknik çalışmaları, yöntem, bilgi ve teknoloji geliştirmeleri, üst düzey planlama, strateji geliştirme, sorun çözme ve toplumun önünü açma görevlerini üstlenirler.

Ülkenin, tarımı, sanayisi, hizmet ve teknoloji sektörünün çalışanlarını, üretenlerini ve teknikerlerini ise mesleki eğitim yetiştirir. Eğitim çağındaki nüfusun %65-70’inin mesleki eğitimden geçmesi beklenir. Ülkemizde ideolojik tercihler, çoğu zaman ülke ihtiyaçlarının önüne geçmesi nedeniyle, 1990 yıllarda mesleki eğitim, imam-hatiplerin önünü kesilmesi maksadıyla sekteye uğratılmıştır. Ne yazık ki bu güne kadar mesleki eğitim alanında memleket meselelerini çözecek köklü bir değişim yapılamamıştır.

Bugün lise çağındaki öğrencilerimizin %60-65’i akademik liselerde, sonrada lisans bölümlerinde okumakta ve büyük ölçüde genç işsizler ordusunu oluşturmaktadır. Tarım ve sanayi üretimine ihtiyacımızın olması ve bu sektörlerde bir çok eğitimli teknik ve ara elemana ihtiyacımızın olmasına rağmen, bu durum sürüp gitmektedir.

Orta öğretim çağındaki öğrencilerimizin %30-35’i, fen ve sosyal bilimler liseleri ile güzel sanatlar ve spor liselerine seçilmelidir. Diğer %65-70 civarındaki öğrencilerimizi, yetenekleri ve tercihlerine göre meslek liselerine yönlendirilmeliyiz. 13-14 yaşlarında teorikle beraber, okul laboratuarları ve uygulama alanlarında mesleki eğitim gören öğrencilerimiz, 15-16 yaşlarında işletme ve kurumlarda uygulama yaparak mesleği lise seviyesinde öğrenmelidir. Daha sonra sınav veya başarı ortalamaları ile iki yıllık meslek yüksek okuluna geçiş yapanlar, mesleğin teknikerlik düzeyinde eğitimlerine devam etmelidir. Dikey geçiş sınavlarıyla da lisans eğitimine geçiş yapma imkanları korunmalıdır.

Mesleki eğitim için, lise ve meslek yüksek okulu düzeyinde, sektörlerle entegre bir şekilde, bütünleşik olarak, mesleki eğitimi planlayıp organize edecek yeni bir yapılanmaya ihtiyaç vardır.

Mesleki eğitim “memleket meselesidir”, gelecekteki toplumsal refahımızın anahtarıdır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
AliFB 5 ay önce

Teşhis ve tedavi planı doğru uygulamaya geçmek şart...

banner89

banner37