Warning: getimagesize(/home/gunebakiscom/public_html/images/banner/aaa.jpg): failed to open stream: No such file or directory in /home/gunebakiscom/public_html/amp/functions.php on line 0
Dost deyip de kendimizi kandırmayalım

Dost deyip de kendimizi kandırmayalım

Son dönemlerde ABD’nin sergilediği tutum ve davranışları, onurlu bir devlete yakışmayacak ikiyüzlülük ve desiselerle doludur. Kâğıt üzerinde aynı blokta müttefikiz, karşılıklı uluslararası antlaşmalarla durumumuz belirlenmiştir. Buna göre zorluk çıkarılmaması, yetkilere müdahale edilmemesi, antlaşmalara uyulması ve hilesiz-hurdasız dürüst davranılması gerekirken, ABD bunların hiçbirini yerine getirmeyerek, gücünün verdiği şımarıklıkla saldırgan ve kural tanımaz bir kovboy devleti konumuna geldi. ABD, 19. yüzyıl ortalarından başlayarak, Türk milletinin içine giren ve en mahrem konularda söz sahibi olarak avucuna aldığı Türkiye’nin dikleşmesini ve kendi ayakları üstünde durmasını istememektedir. Hür yükselişin bir inişi vardır ve ABD bu inişi yaşamaktadır. Bu inişi hızlandıran ise şımarık Başkan Trump’un akıl almaz ve mantık kabul etmez davranışlarıdır. “Kötü komşu insanı ev sahibi yapar” diye bir atasözümüz vardır. Çeşitli yaptırımlardan söz eden ve parasını verdiğimiz, üretiminde de ortağı olduğumuz F.35 savaş uçaklarını vermeme tehdidi, ekonomik baskılarla doların yukarı doğru fırlaması ve Türk ekonomisine darbe vurabilmek için türlü karanlık işlerle uğraşılması, Türkiye’nin silkinmesine ve kendi özüne dönmesine sebep olacaktır. İnanıyorum ki bütün bu baskıların ve sıkıntıların sonucundan Türkiye zaferle çıkacak; dili ile, dini ile, ülküsü ile ve ülkesi ile bize yabancı olan ABD bu baskılarından zararlı çıkacaktır. Yeter ki Türkiye’miz birbirine tutkun olsun, taviz vermesin, gevşemesin, akıllı hareket etsin ve yapması gereken kuruluşları vakit geçirmeden kursun. İran’dan sonra, Rusya da birlikte savaş uçağı yapalım teklifi ve bu teklif aşamasında görüşmelerin sürmesi olumlu bir sonuçtur.

Hata ettiğimizi artık anlayalım. Geç kaldığımız, şimdiye kadar bizi kandırdıklarını ve aldattıklarını görelim artık. Elin atı ile düğüne gidilmeyeceğini bilelim artık. Aklımızı başımıza alalım ve olmamız gereken seviyeye tezden gelebilmenin arayışları içinde olalım. Aciliyeti olmayan, sonra olsa da olur diyebileceğimiz her şeyi, yolları, köprüleri, binaları, câmileri, sarayları… Sonra bakmak ve gereğini yapmak kaydı ile bir kenara itelim, vatanın savunması ve vurucu gücünü artırması için büyük yatırımlara, büyük organizelere girişerek sunaca varalım. Dinimizin emirlerinden biri de “Kuvvet atmaktır” olduğunu bilerek, düşmanın yaptıklarından, daha mükemmelini yapmadan bize huzur vermeyeceklerini unutmayalım. Asırlarca İslâm’ın bayraktarlığını yapan ve üç kıtaya asırlarca hâkim olan milletimize karşı tarihi bir kinin olduğu gerçeğini de unutmayalım. Her görüşmede, her anlaşmada,  her ekonomik ve sosyal ilişkilerde bu gerçeği göz önünde bulundurularak, ona göre söz edelim, ona göre adım atalım. Geriye doğru bakıp, yaptığımız anlaşmaları ortaya koyduğumuzda nasıl aldatıldığımızı acı da olsa bilelim ve bir daha bu tuzağa düşmeyelim.

Bu vatanı, bu milleti, milli ve dinî kültürümüzü şuursuzca ihmal ettik. Ali Fuat Başgil’in dediği gibi, “Biz Avrupa’nın cevherini değil, çöplüğe attığı cürufunu moda diye aldık”  bütün vatana yaydık ve bununla da yıllarda “Avrupalılaştık, muasırlaştık” kandırmacaları ile bir bakıma ihanetin içinde olduk. “Ey Türk titre ve kendine dön” diyerek, “mü’minin bir delikten iki kere ısırılmayacağı” iman ve inancı ile, asıl hedefe yönelelim, bunun için yöneticilerimiz bize örnek olsun ve bize güven telkin etsinler. Zorlulara birlikte göğüs gerilsin, sıkıntılara birlikte katlanılsın. Söz ve iş uyum içinde olsun ve bir daha da aldatılmamak için akıllı hareket edilsin. Millet olarak bizi zor ve çetin günler bekliyor. Birlik olursak, diri olursak, inançlı olursak ve akıllı hareket edersek bütün bu engelleri aşacağımıza olan inancımızı da yitirmeyelim. Unutmayalım ki birlikten, dirlik ve güzellik doğar. Mevla’m yardımcımız olsun.