Warning: getimagesize(/home/gunebakiscom/public_html/images/banner/aaa.jpg): failed to open stream: No such file or directory in /home/gunebakiscom/public_html/amp/functions.php on line 0
Safa Yatmak

Safa Yatmak

Büyüklerimiz “kabahat samur kürk olsa kimse üstüne almaz” demişler. Günlük ve iş hayatımızda bunun örneklerini sıkça yaşarız. Bir çocuğun annesinden çekindiği için suçu kardeşine veya oyuncağının üstüne atması gibi, biz büyükler de birçok hata ve yanlışımıza bahaneler bulur, faturayı başkalarına keseriz.  Bu duygu bir filmde şöyle işlenmiştir; savaşı kaybeden kral, generale, general albaya, albay çavuşa, çavuş askere, asker yoldan geçene, o da keçisine ve nihayet keçi de ayağını hızlıca yere vurarak kabahati toprağa bulur. Bu duygunun iş ve yönetim dünyasına yansıması da benzer şekillerde olur. Mesela, her usta yaptığı işteki eksikliği, kendinden önceki ustanın işini doğru yapmamasına veya malzemeye bağlar. Bu durum, müteselsil devam eder. Aynı şekilde başarısızlığın nedeni de bizden öncekinin veya beraber çalıştıklarımızın becerisizlikleridir! Aslında biz mükemmeliz ama iş ortaklarımız ve koşullar mükemmelliğimizi göstermeye imkân vermiyor (!) Ancak, hakikat böyle mi?

Herkes yaptığı işten, yönettiği birim veya kurumdan, kurumun en son noktasından sorumludur. Bütün eksikliklerden, yanlışlardan, usulsüzlüklerden, krizlerden, günahlardan mesuldür. Kendi işi, birimi veya kurumu dışında gerçekleşen ve nüfuz edemediği parametlerin doğurduğu sonuçlar istisna tutulabilir. Ama yine de çevresel koşullar ve bu koşullarda meydana gelebilecek değişimleri takip etmek, işini ona göre konumlandırmak ve tedbirler almak zorundadır. Yani sele karşı gerekli tedbirleri almalısın, ancak Nuh Tufanı kopmuşsa yapacak bir şey yok. Bir yöneticinin sorumluluk alanında ortaya çıkan usulsüz veya kurumsal amaçlara hizmet etmeyen uygulamalardan yönetici tamamen sorumludur. Ortaya çıkan olayın sonucunun büyük olması veya telafisi mümkün olmayan zararların doğması durumunda, yöneticinin istifa etmesi gerekir. Telafisi mümkün veya yönetimin atadığı alt yöneticilerin yanlışlarından kaynaklanan durumlarda ise, alt yöneticileri görevden almak ve hemen yanlışı düzeltmek, mağdurlardan özür dilemek lazımdır.

Makam aşkının esir aldığı yöneticiler, ne yazık ki sebep olunan olumsuzlukların sorumluluklarını üzerlerine almazlar, aksine çocuklar gibi bahaneler bularak ve başkalarına durumu fatura ederek her şeyi geçiştirirler. Böylece yönetsel çürümüşlüğün kapıları açılır, adam sendecilik yaygınlaşır. Bazen, kendi birim veya kurumunda bir takım usulsüz uygulamalara, baskı veya adam kayırmacılığına göz yuman yöneticilerle karşılaşırız. Altında imzaları olan veya yerine imzalanmış yanlışlar önlerine geldiğinde “haberim yok, bilmiyorum, tanımıyorum” gibi “özrü kabahatinden büyük” savunmalarla yanlışları geçiştirmeye çalışırlar. Ardından, yönetim adına yanlış yapanları kutsarlar. Çünkü bu aslında onun istediği veya razı olduğu şeydir. Hz. Ömer (RA), halifelik döneminde -Mehmet Akif Ersoy’un ifadesiyle- “Kenar-ı Dicle’de bir kurt aşırsa koyunu, Gelir de Adl-i İlahi sorar Ömer’den onu” diyerek yöneticinin sorumluluk bilincinin sınırlarını bize göstermiştir. Bilmezlik ve tanımazlıktan gelip “safa yatanlar” veya “safı oynayanlar” bilsinler ki gerçek hiçbir zaman değişmez, ortaya çıkar ve Nuh Tufanı gibi yalanları gark eder.

Yöneticilik sadece makamı, yetkiyi, imkânları ve forsu kullanmak değildir. Her yönetici sorumluluğunu bilmeli, mertçe yüklenmeli ve gereğini yapmalıdır.