Warning: getimagesize(/home/gunebakiscom/public_html/images/banner/aaa.jpg): failed to open stream: No such file or directory in /home/gunebakiscom/public_html/amp/functions.php on line 0
Siz Kafayı mı Yediniz?

Siz Kafayı mı Yediniz?

1986 yılında Gazetecilerin Şimon Perez’e, “Siz Filistin'de müslümanlara çok zulmediyorsunuz. Kuran, sizin devletinizin yıkılacağından haber veriyor. O zaman müslümanların sizden intikam almasından korkmuyor musunuz?” sorusuna Perez; “Kur’an’ın tarif ettiği müslümanlar gelsin, düşünürüz!”  diye cevap verir. Kimin neye inandığını, hangi dine mensup olduğunu sorgulamak gibi bir niyetimiz yok. Hakkımız da yok. Ancak “insan” olduğumuz için “insanlık değerlerimize” sahip çıkmak adına Kuran’ın tarif ettiği insan ile Şimon Perez’in önemsemediği, korkmadığı müslüman portresini son gelişmeler ışığında gözden geçirmeye ihtiyaç olduğunu düşünüyoruz.

Şimon Perez, mevcut Müslümanlardan korkmadığını, bu haliyle Müslümanların başarılı olamayacaklarını ima ediyor. Kendileri için asıl tehlikenin Kuran’ın tarif ettiği Müslümanlar olduğunu söylüyor. Durum böyle olunca yeryüzünde Siyonizmin, İslami değerlerin değersizleştirilme gayretlerini, müslümanların Kuran’dan uzak bir hayat sürmesi için sistemli olarak çalışmasını gayet normal görmek gerekir. Çünkü korktuklarını korkulur olmaktan çıkartmak istiyorlar.

Onların neler yaptığı ile meşgul olmak yerine müslümanın nasıl olması gerektiği üzerinde çalışmak gerekir. Bugün İslam ülkesi olarak bilinen birçok Ortadoğu ülkesinin yönetim kadrosu, tamamen Amerikan’ın atadığı ve kontrol ettiği kadrolardır. Yani İsrail, Amerika eliyle bölgeyi hem siyasi olarak kontrol etmekte, hem de Amerikan ordusu aracılığı ile sahada kendine yer açmaya devam etmektedir. Amerikalılar da bu görevi Evangelizmin kendilerine aşıladığı dinsel sevda ile vekalet savaşı biçiminde yerel piyonlarla sürdürmektedirler. Bu piyonlar da yine Müslüman bölgenin müslüman insanlarıdır. Üstelik de bölge halkına karşı kullanılan silahların parası yine bölge ülkelerinden haraç olarak alınmaktadır! Ne güzel değil mi? Asker müslümanlardan, silahların parası müslümanlardan, katledilenler müslümanlardan! Çok ağır, aptalca ve aşağılık bir durum! Kuran; “Aklını kullanmayanlar pislik(aşağılık) içinde kalır.” Diyor. İşte durum tam da bu! Şimon PEREZ bunu biliyor olmalı ki Kuran’ın tarif ettiği Müslümanlar gelsin!” diyor. Peki müslümanlar bunu biliyor mu? Büyük ölçüde hayır! Ortadoğu insanı bir karar vermelidir; Kuran’ın tarif ettiği Müslüman olarak siyonizme, İsrail’e Amerika’ya,  kısaca sömürgeci Batı’ya karşı direnecek mi; (Direnmeye gücü var mı?) yoksa Şimon PEREZ’in korkmadığı müslüman tipli haliyle aklını, fikrini, bedenini, petrolünü, parasını Batı’ya teslim etmeye, düşmanını güçlendirmeye devam mı edecek?

Bu durumda öyle anlaşılıyor ki Şimon’un korktuğu Müslüman Türkler’dir; onun kahraman ordusu olan Türk Ordusu’dur. Ancak Osmanlı’dan beri bütün Ortadoğu, Kuzey Afrika, Balkan, Kafkas halklarına kol kanat olmak adına Anadolu halkı çok acı ve çile çekmiş, çok kan akıtmış, çok fedakarlık yapmıştır; halen yapmaya devam etmektedir. Bu her seferinde böyle sürdürülemez; bölge halklarının kendini koruyabileceği “eğit, donat, bağlı kal” konseptine geçilmelidir.

Bölgeye sırtımızı dönerek varlığımızı sürdüremeyiz; güvenliğimiz onların güvenliğinden geçer. Devletin bütün teşkilatları becerilerini otaya koyarak Batı’ya sömürgelik yapan bu yönetimleri önümüzdeki süreçte tasfiye etmelidir. Halkın kaynaklarının halka ve bölgeye harcanmasını sağlamalıdır. Bölge ülkeleri arasındaki ayrılıklar, çatışmalar Batı’nın ve İsrail’in yapay tuzaklarıdır. Halklar kendine, özüne döndüğü zaman aralarındaki husumet ve arılıklar barış ve kardeşliğe dönüşecektir.

Bu bir ideal, bir mefküre, bir tür Kızılelma’dır. Yani zor ve uzak bir hedeftir. Yüz elli yıldır bölge halkları arasına nifak sokulduğu kadar birleştirmeye çalışılmış olsaydı kesindir ki bugün bölgede barış ve kardeşlik hüküm sürecekti. Bunun hemen ve kolay gerçekleşmeyeceği açıktır. Ancak hiçten iyidir, yoktan iyidir, boştan iyidir, geçmiş yılların “bana ne!” anlayışından iyidir. Bu savaş kısa sürmeyecektir. Milletçe yine çok acı çekmekle karşı karşıya olabiliriz. Bu bir imtihandır ve bu imtihanı kazanmak zorundayız. Allah yardım edecektir inşallah. Çünkü bu Hakk ile batılın, Haç ile Hilal’in savaşıdır ve kılıç kından çıkmıştır! Ne gerek vardı? “Geri dönelim, şuraya girmeyelim, buraya gitmeyelim” diyenlere; ne yani bırakalım da güneyimizde silahlandırılmış ve bize karşı sürekli güçlenerek yüzyıllar boyunca saldıracak, arkasında Amerika ve İsrail’in bulunduğu bir vekalet ordusu mu kurulsun?    Allah aşkın siz kafayı mı yediniz?