Warning: getimagesize(/home/gunebakiscom/public_html/images/banner/aaa.jpg): failed to open stream: No such file or directory in /home/gunebakiscom/public_html/amp/functions.php on line 0
Prangalarla güçlenen millet

Prangalarla güçlenen millet

İyi ki petrolümüz yok” türünden cümleleri sık sık duyarız.

İnşaata, tarıma, ticarete, turizme ve hizmet sektörüne sarılmamız bu yüzden…

Çok zorlu bir coğrafyada yaşadığımızı kabul ederek...

Bu topraklarda ardı arkası kesilmeyen kirli oyunların da farkında olarak yolumuza devam ediyoruz.

Şunun şurasında 2023’e ne kaldı ki?

2053, 2071…

Büyük hedefleri olan milletimiz, bir bayrak gibi rüzgar bekliyor.

***

Size Niyazi Mısrî’yi anlatmak istiyorum.

1618 yılında Malatya’da doğan Mehmet Niyazi, eğitimini Mısır’da sürdürdüğü için “Niyazi Mısrî” adını alır. Ünlü alimin yolu Kahire’den sonra İstanbul’a düşer.

Ardından Uşak, Kütahya ve Bursa dolaylarında irşat faaliyetlerini sürdürür.

Verdiği vaazlardan dolayı sürgün edildiği Rodos’tan Bursa’ya döner fakat Niyazi Mısrî’yi “halkı isyana teşvik suçlamasıyla” yeni bir yolculuk beklemektedir.

Müritleriyle birlikte sürgün edildiği Limni Adası’nda 1694 yılında vefat eder.

***

Beraberindeki heyetle Limni Adası’nda “Malatyalı Niyazi Mısrî” konulu bir panel düzenlenmesini sağlayan, “Niyaz-i Mısri'nin manevi mirasını keşfetmek üzere Limni'ye geldik, bu mirasın farklı din, dil, kültür ve mezheplere mensup kişileri bir araya getirdiğine inanıyorum” diyen dönemin Malatya Valisi Saygıdeğer Hemşerimiz Doç. Dr. Ulvi SARAN, ünlü mutasavvıfın hayatını şöyle özetliyor. 

“Üç kez sürgüne gönderilen ve hayatının 16 yılını kalebent (kalede kimseyle görüştürülmeden sürekli gözetim altında bulunma) olarak geçiren ünlü alimin kaçmaması için ayağındaki prangaya demir bukağı (halka, ağırlık) bağlanır. Sürgün hayatının sonunda 76 yaşında vefat ettiğinde ayağındaki 17 kilogramlık bukağısıyla defnedilir. Hayatının son günlerinde bu ağırlıktan kurtulma şansı olduğu halde Niyazi Mısrî’nin kabul etmediği söylenir.”

***

Pranga...

Kelime olarak ‘Batı’dan dilimize yerleşirken ağır bir zincir şeklinde ayaklarımıza da vuruldu.

Öğrendik ki çok acı verse de prangaya bağlanan ağırlığı taşıma cezası, zaman içinde bağlı bulunduğu ayağı daha da güçlendiriyor.

Yaşadığımız her bir sorundan kurtulmanın karşılığında zincir biraz daha ağırlaştı.

Fakat bu Cadılık ve Büyücülük Kulübü’nden öğreneceklerimiz (!) henüz bitmedi.

Yakıp yıktıkları için sınıfta kaldıkları coğrafyalara politik manevralarla “kurtarıcı” olarak nasıl geri döndükleri ortada...

***

Gün güneş görmeyelim diye başımıza örülmeye çalışılan çoraplar, ayağımızdaki prangalar gibi bizi diri tutuyor, elimizi ayağımızı güçlendiriyor.

AB sürecinde yaşadıklarımız ve son olarak Suriye’deki kirli oyun…                                  

   Yalnız kaldığımız, derinden sarsıldığımız pek çok olayın ardından kendimize geldiğimizde önümüzdeki bariyerleri ve ayaklarımızdaki prangaları bir kez daha gördük.

Biz, prangalarla buralara kadar geldiysek kurtulduğumuzda kanatlanırız mutlaka.

O günleri yaşıyoruz sanki...  

***

Tasavvuf tarihimizin en renkli ve önde gelen mutasavvıflarımızdan biri olan Malatyalı Niyazi Mısrî’yi, “vurulmak istenilen, vurulan prangaların bizi daha da güçlendirdiğini gösterdiği için” bir kez daha rahmetle, şükranla anıyor; yüzünü Batı’ya dönen milletimizin köklerinin Doğu’da olduğunu her geçen gün daha fazla hissediyoruz.