Warning: getimagesize(/home/gunebakiscom/public_html/images/banner/aaa.jpg): failed to open stream: No such file or directory in /home/gunebakiscom/public_html/amp/functions.php on line 0
Takke düştü kel göründü! Yolun açık olsun Türkiye…

Takke düştü kel göründü! Yolun açık olsun Türkiye…

     Son yılların milletçe en önemli kazanımı ve başarısı, tank, top, tüfekten daha çok uyutulan ve umutsuz kılınan bir neslin uyanması ve özgüvenini tekrar kazanmasıdır.

     Büyük Türk Milleti’nin çocuklarına daha düne kadar her konuda Avrupa ve Avrupalı yaşam tarzı örnek model olarak gösteriliyordu. Yönetime etkileri bakımından Amerika Türkiye’ye, adeta kendi eyaleti gözüyle bakıyordu. İsrail, Amerika’yı küstürmemek için iyi geçinmemiz gereken bir ülke konumunda idi.

     Bu politikanın kuşatması sonucu Türkiye için Rusya, İran ve Çin düşman ülkelerdi.  Çünkü İsrail’in varlığı için İran, Amerikan çıkarları için Rusya ve Çin bir tehdit oluşturuyordu. Türkiye’nin de böyle düşünmesi istendi. Ayrıca Arap-Türk karşıtlığını gündemde tutarak Türkiye’yi Ortadoğu petrol bölgelerinden uzaklaştırdılar, petrol gelirlerini kendi bankalarına aktardılar.

      Nato savunma konsepti içinde bu ülkelerden gelecek saldırılara karşı Türkiye’ye ileri karakol ve tampon ülke olma görevi verildi. Hatta, “Türkler muhtemel bir saldırı durumunda Rusya’yı kırk sekiz saat oyalasa yeter, geçecek bu süre içerisinde biz gerekli önlemleri alırız.” Diyerek Türkiye’ye biçtikleri rolü inkâr etmediler.

      Batı hayranlığı karşısında Türkiye’de kendini ezik, yenik, taklitçi ve takipçi hisseden bir nesil oluştu. Kendi öz değerlerinden kopartıldığı için kendisini geliştirmek ve sonuçta yine kendisi olmak yerine, öz benliğini reddeden, bu nedenle başkalaşan bir nesil oluştu.  Oysa köklü bir tarihin, geleneğin ve kültürün evlatları için bu kabul edilebilir bir rol değildi.          

      Ülkenin istikameti şaştı. Değiştirdikleri hükümetlere göre bir ileri iki geri, sürekli dış etkiler, tavsiyeler ve baskılarla başta eğitim olmak üzere devlet sistemleriyle sürekli oynandı. İnsanlar hep bundan şikayetçi oldular; haklı olarak” biri yazıyor, diğeri bozuyor, istikrar ve düzen kalmıyor” dediler.

      İlerici, gerici, laik, anti laik, sağcı, solcu, şeriatçı, dinci, ırkçı, azınlık, çoğunluk gibi toplumu ayrıştıran ve birbirine karşı enerjisini tüketen, yerinde sayan hastalıklı bir sosyal yapı ortaya çıkarttılar. İşlerine gelmediği zamanlarda bunlardan bir grubu destekleyerek, (Acz-i Mendi kıyafeti giydirilen görevliler, Emine Şahin’e musallat edilen Müslim Gündüz olaylarındaki düzmece yöntemlerle) öne çıkarttılar, iç çatışmayı körükleyerek can güvenliği olmayan bir ülke oluşturdular. Arkasından da çıkar ortağı yayın organları aracılığı ile bunların rejime tehdit olduğu algısını yaydılar ve güya darbe yoluyla bunları tasfiye ettiler, yetkiyi ellerine aldılar!

      Ortalama yirmi yılda bir bu tiyatroyu oynadılar. Oyun bitiminde içerideki işbirlikçilerini yönetim kademelerine taşımak suretiyle yüksek enflasyon, yüksek faiz ve pazar ekonomisi ile sömürge anlayışını sürdürdüler.

       Kendi demokrasisi unutturulan Türk Milleti’ne, demokrasinin beşiği olarak Amerika tanıtıldı; silah üretimi, endüstri ve teknolojide lider kabul ettirildi. Bu konjektörel olarak doğru olsa da asıl sorun Türk Milleti’ne pazar, taklitçi ve takipçi olma rolünün kabullendirilmiş olmasıydı.

       Bu ülkede marjinal sokak söylemleri dışında Amerika aleyhine resmi açıklama yapan bir hükümet yetkilisi oldu mu bilmiyorum. Olduysa da sitem şeklinde oldu; sonuçta yine Amerika’nın, İngiltere’nin ve İsrail’in dediği oldu. Yani sitemler etkisiz kaldı. Bazı liderler de bu tür itiraz girişimlerinin bedelini darbe ve idamlarla ödediler. İçerideki muhalifler de buna timsah gözyaşları döktü, aslında alkış tuttu. Bu süreçte millete gözdağı verildi, korkutuldu, susturuldu, pıstırıldı!

        Artık o dönemler geride kaldı. Yani kalması gerekir. Bu millet uyandı. Uyanması gerekir. Kendi gücünün farkına vardı. Varması gerekir. Takke düştü kel göründü.

       Son yılların milletçe en önemli kazanımı ve başarısı, uyutulan ve umutsuz kılınan bir neslin yeniden uyandırılması ve özgüvenini tekrar kazanması olmuştur.

      Yolun açık olsun Türkiye!