Warning: getimagesize(/home/gunebakiscom/public_html/images/banner/aaa.jpg): failed to open stream: No such file or directory in /home/gunebakiscom/public_html/amp/functions.php on line 0
10 Ocak Gazeteciler Günü… Kendimizi yazdık (1)

10 Ocak Gazeteciler Günü… Kendimizi yazdık (1)

Dedi: 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü sizce ne anlamı ifade ediyor?

Dedim: Çalışan gazetecilerin hatırlanması bağlamında güzel bir gün. Her meslek erbabının bir günü yok. Ama gazetecilerin var. Sadece hatırlanmaktan ibaret kalıyor olsa da bir günümüz var. Riskli ve itibarlı bir meslek olmasına rağmen ekonomik karşılığını bulabilmiş değil. Bulması da zor görünüyor.

Dedi: Gazetecilik, mesleğin doğuş yeri çerçevesinde jurnalcilik olarak vasıflandırıldı. Yani olayları ve hadiseleri ihbar eden, yayan, yaygınlaştıran anlamında. Buna rağmen mesleğin itibarı hep arttı. Nasıl yorumluyorsunuz?

Dedim: Jurnalci veya muhbir… Toplumda olumlu karşılığı olmayan kavramlar. Lakin muhbirden türeme muhabir sıfatı, bir olayı kötü bir niyet ekseninde değil, kuralı içinde ve ahlakı da katarak yaygınlaştırandır. Olay ‘ihbar’ keyfiyetinden çıkıp haber sıfatını almaktadır. Üstelik ahlaki bir çerçevede yapıldığı için de karşılık bulmaktadır. Hiçbir muhbirin toplumda saygınlığı yoktur. Ancak her muhabirin toplumda önemli ve saygın bir yeri vardır. Biri kötü niyetli ve bireysel bir eylemdir. Diğeri ise iyi niyetli ve toplumsal bir iradedir.

Dedi: Daha net kavramlarla ifade etmek istersek nasıl tarif ederiz?

Dedim: Haber hayattır… Habere uzak olan kişi gerçek hayatın dışında veya kıyısında yaşamaktadır.

Dedi: Yani gazete okuyanların dışındakiler size göre gerçek hayatın dışında mıdır?

Dedim: Gazete demedik. Haber dedik. Gazeteden okur, TV’den izler, internetten takip eder vs. Lakin haberden haberi olmayan kişi veya toplumlar gerçek hayatın dışında yaşamaktadır.

Dedi: Buna daha somut örnek verebilir misiniz? Böyle bir kitle var mıdır?

Dedim: Elbette… Türkiye’mizde muhtemelen % 50 seviyelerindedir. Yani ülkemizde kitlelerin % 50 civarı algı yöntemiyle ve yaşadığı dünyadaki gelişmelerden bihaber yaşamaktadır. Veya çevre, ülke, dünya kendilerini çok fazla ilgilendirmemektedir. Sadece kendileriyle ilgililerdir.

Dedi: Daha somut örnekler verebilir misiniz?

Dedim: Üniversitelerin yönetim kademesi dışında kalan kesimleri… Koca koca profesörler!.. İddia ediyoruz, bugün KTÜ’de hocalar ve onların yetiştirdiği öğrenciler arasında anket yapalım, % 50’si Trabzon Valisinin ismini bilmez. Nitekim bir milletvekili adayı yapılan bir profesör, kendi partisinden seçilen bir belediye başkanının adını bilemedi. Yaşadıkları topluma bu kadar uzaktırlar. Gazete okumazlar, internette haberlere girmezler, TV’lerde haber veya açık oturumlar yerine film veya belgesel izlerler. En tepedeki bilim adamından başlayan bu kopukluk doğal olarak öğrencisine yansıyor. Hal böyle olunca da ‘Dünyadan haberi olmayan bir nesil’ yetişiyor. Geçtiğimiz günlerde yazmıştık. KTÜ etrafındaki 5 Yay-Sat bayisinde ulusal ve yerel ortalama 150 gazete satılıyor.

Dedi: Siyasette, STK’larda ve bürokraside durum nedir?

Dedim: Klanlaşmış ve toplumdan kopuk meslekler var. Ancak internet ve TV’ler biraz daha bu kopukluğu kırdı. Onların sayesinde bilgilenme oranları biraz daha yükseldi. İnternette haberden kaçamadıkları için TV’lerde altyazılardan kurtulamadıkları için haberden haberleri oluyor.

Dedi: Gazete okuma oranı nasıl?

Dedim: Gazete okumak bir ayrıcalıktır. Bir kültür işidir. Bir yaşam biçimidir. Hak aramaktır. Sorgulamaktır. Özgürlüğü savunmaktır. Yeniliklerden haberdar olmaktır. Farklı olmanın tadına varmaktır.

(Devam edecek.)