Warning: getimagesize(/home/gunebakiscom/public_html/images/banner/aaa.jpg): failed to open stream: No such file or directory in /home/gunebakiscom/public_html/amp/functions.php on line 0
Çalımbay’ın söylemi üzerine!

Çalımbay’ın söylemi üzerine!


 

Trabzonspor Teknik Direktörü Rıza Çalımbay, “Türkiye’de bir kulüp eğer başarılıysa burada yüzde yüz yönetimin payı vardır. Başarısız gidiyorsa yine yönetimin payı vardır. Her şeyi yapan yönetimdir. Teknik direktör seçimi, kulübün yapısını oluşturan yönetimlerdir. Burada önemli olan yönetimlerin bakış açıları...” dedi.

Aslında bu sözler Türk futbolunun ve Trabzonspor’un bugünkü durumunun resmi olsa gerek.

Öyle ki Trabzonspor kendi kimliğinden, özünden uzaklaşmaya başlayınca dönemsel olarak çoğu kez yönetimlerin ve teknik adamların hışmına uğradı...

“Kendi kimliğinden uzaklaşmak...” deyince de Trabzonspor efsanelerinden İskender Günen’in, futbolu bırakmasına etken olan süreci anımsıyoruz sürekli.

Günen, o süreci şöyle anlatıyordu; “Benim son yılımda Jean-Marie Pfaff geldi. O zaman ben karar verdim zaten futbolu bırakmaya. Jean-Marie Pfaff’ı karşılamaya giden konvoyu gördüm ve “Trabzonspor takımı kabuk değiştiriyor” dedim. Onu iyiye yorma şansım da yok. Taraftar ‘Jean-Marie Pfaff bizi kurtar’ diye pankart yapmışsa olay orada bitti zaten...”

Evet...

Günü birlik politikalar, tribünlere oynayıp yapılan transferler, teknik adamlara teslim olunan süreçler Trabzonspor’un bugünlerini hazırladı.  Çok fazla eskiye gitmeye de gerek yok... Nuri Albayrak döneminin ardından geçen son 10 yıla baktığımızda bordo-mavili kulübün nasıl bataklığa saplandığını daha net görürüz. Şöyle ki... 2008 kongresinde 38 milyon borç ile ibra edilmeyen ve üstelik görevi bırakmasından sonra 8 milyon 700 bin euroya Gökdeniz’in Rubin’e satılmasının ardından neredeyse borçsuz bir kulüp haline gelen Trabzonspor’un 10 yıllık süreç içinde borcu neredeyse 1 milyara dayandı.

O sürecin ardından kimleri gördü, kimlere sorumsuzluk ve iş bilmezlik faturası olarak bedeller ödedi bu kulüp...

Brozek kardeşler, Promise Isaac, Faty Papy, Tjikuzi, Gabriç, Christian Brüls, Fatih Altundağ, Buğra Erdoğan, İsmail Özeren, Yakup Bugün, Sami Büyüktopaç, Ferhat Öztorun, Ömer Aysan, Sezer Badur, Zafer Yelen, Murat Tosun, Barış Ataş, Mehmet Çakır, Sol Bamba...

Florent Malouda, Aykut Demir, Özer Hurmacı, Alexandru Bourceanu, Essaid Belkalem, Fatih Atik, Musa Nizam, İshak Doğan, Kevin Constant, Sefa Yılmaz, Salih Dursun, Turgut Doğan Şahin, Gökhan Karadeniz, Anıl Taşdemir, Serhat Çakmak, Serdar Gürler, Deniz Yılmaz, Majeed Waris, Mustapha Yatabare, Avraam Papadopulos, Erkan Zengin, Aytaç Kara, M'Bia, Cavanda, Marko Marin, Douglas Franco...

Güray Vural, Suk, Ibanez, Ramil Sheidaev, Muhammet Demir, Volkan Şen, Bongonda.  Bunca hayal kırıklığı yaratan transferden menajerlerin götürdüğü milyon eurolar ise işin cabası...

Evet...

10 yıl önce neredeyse borçsuz bir kulübün, geçen süreç içinde 100’ü aşkın transfere rağmen bataklıktan çıkmak yerine bataklığa daha da saplanması, Rıza Çalımbay’ın “Başarıda da başarısızlıkta da yönetimlerin payı çok büyüktür...” sözünün ne kadar doğru olduğunu ortaya koyuyor.

Ancak tek bir hatırlatmayla...

Transfer; ne yönetimlerin menajerlere teslim olup kulübü uçuma götüreceği ne de sadece teknik adamların inisiyatifine bırakılacak kadar basit bir iştir...!

Ne diyelim... Umarız 2018, transfer fiyaskolarının, günübirlik hamlelerin, plansızlığı en aza indiği bir yıl olur.