Warning: getimagesize(/home/gunebakiscom/public_html/images/banner/aaa.jpg): failed to open stream: No such file or directory in /home/gunebakiscom/public_html/amp/functions.php on line 0
 Milli Eğitimin Dünü-Bugünü

 Milli Eğitimin Dünü-Bugünü

            Milli eğitimde halkın refahının ve yaşanırlığının yükseltilmesi başlıca amaçtır. Bu da eğitim kadrosundaki öğretmenlerin kalitesinin yükseltilmesi ile gerçekleşebilir. Üzülerek ifade edebilirim ki bu konuda gelmiş geçmiş hükümet dönemlerinde atılmış bariz bir adım yoktur. Gelip geçen bakanlar sadece gününü gün etmiş, reform niteliğinde bir hayrı dokunmamıştır. Eğitimi sadece okuryazar yetiştirmenin ötesine getirememişlerdir. Bunlardan sadece Hasan Ali Yücel’i ayrı tutmak gerekir. Bu bakan döneminde İsmail Hakkı Tonguç ve Sabahattin Ali gibi güçlü eğitimciler bir devre imzasını koymuştur.1950 Yıllarından önce kurulan Köy Enstitüleri projesi ülke gerçeklerine en uygun kalkınma hamlesi olmuştur. Yetişen genç öğretmenlerden her biri on parmağında on marifeti olan eğitimcilerdi. Gittikleri köylerde sanat ve kültür öncülüğünü yürütüyorlardı. Ne yazık ki 1940 kurulan bu okullar siyasi rekabetin kurbanı oldular. Daha sonra Yüksek Öğretmen Okulları kuruldu. Kabiliyetli, yetenekli köy çocuklarının önü açıldı. Bu okullar sayesinde topluma yön verecek eğitimciler yetişti. Ardından kurulan ilköğretmen okulları büyük bir idealle yetiştirdikleri öğretmenler sayesinde eğitimde ileri bir hamle gerçekleştirildi.

                Yüksek Öğretmen Okulları ile İlköğretmen Okullarının kapatılması sonucu öğretmen yetiştirme görevi üniversitelere bırakıldı. İşte asıl yıkım bundan sonra başladı. Sırf akademik unvan kazanma uğruna mefküreci muallimler yetişemez oldu. Zira idealler aşılayacak, pedagoglar saf dışı kaldı, pedagojik formasyon yok oldu. Eğitimcilere ülkü aşılayacak, ruh verecek kadrolar darmadağın oldu. İşte o gün bu gündür eli öpülesi muallimlere rastlamaz olduk.

                Rahmetli Turgut Özal döneminde Japonya’dan Türk Milli Eğitimini inceleyip rapor verecek bir heyet istenir. İstenen heyet gelir. Bir kaç ay inceleme ve araştırmasını yapar. Hazırladıkları raporları bakanlığa teslim ederler. Bu raporlarda okul öncesi eğitimin eksikliği vurgulanır. En büyük eksikliğin de “RUH” verilememiş olması olarak gösterilir. Japonya’da okul öncesinde tüm öğrenciler ülkelerinin en büyük tesislerini, hızlı trenlerini, otobanlarını, uzay tesislerini, otomobil fabrikaları ile tarım tesislerini, ayrıca gemi sanayi ve tesislerini gezdirmeden önce Nagazagi ve Hiroşima’ya atılan atom bombasının etkileri ve yıkımları gezdirilir. Sonra da gelinen aşamada yapılanlar kavratılır. Böylece okul öncesi çocuklara “RUH” aşılanır. Japon heyet Türkiye’de bunu göremediklerini rapor ederler.

                Çanakkale Şehitliğini, Sakarya, Dumlupınar, Eskişehir İnönü Savaşları ve Kars Şehitliklerini, Aziziye Tabyalarını okul öncesi çocuklarımıza gösterdikten sonra Cumhuriyetten bu yana yapılan gelişmeleri acaba kaç çocuğumuza gösterebildik? İki durum arasındaki farkı görüp gelecekte yeni bir ruhla ülkesi için çalışma ve araştırmasına imkan verebildik? Bu ruh genç kuşaklara aşılanmadıktan gelecek kuşaklardan hiçbir şey bekleyemeyiz.