Warning: getimagesize(/home/gunebakiscom/public_html/images/banner/aaa.jpg): failed to open stream: No such file or directory in /home/gunebakiscom/public_html/amp/functions.php on line 0
Muhabbet

Muhabbet

Muhabbet kâinatın yaradılışı sebebi, varlığın Sani-i’ne nispeti ve birbiriyle rabıtasıdır. Muhabbet gönüllere derç edilmiş çekirdek, bütün kâinatı kuşatacak bir hale, atmosferi aydınlatacak, ısıtacak ve dost kılacak bir sevgi kandilidir. Hem kâinatın, hem hayatın, hem insanın ve hem de gönüllerin nuru… Varlığın ötesine geçerek, Rabbinde kemalini bulacak bir aşk, insanı kemale erdirecek bağlılık…

Muhabbet atomu, arzı, yıldızları, galaksileri döndüren, raks ettiren sevinç ve bağlılık… Mevlana’nın Rabbine dostluğunun nişanesi, velilerin, dervişlerin sevdası, Garaudy’nin aşkınlığı, Aliye’nin bilgeliği,  Allah dostlarının gıdası…

Muhabbet, sınırsız ve sonsuz bir umman, sınırsız ve sonsuza yönelen… Ancak Mahbub-u Hakiki’de anlam ve kemal bulan ve ondan yansıyarak bütün eşyaya kuşatan bir ışık… Yunus gibi, yaratandan ötürü yaratılanla dostluk…

Biz muhabbeti, fani dünyaya, zeval eşyaya verdik. Nefsanî tutkuların peşine düştük. Görmedik kabristanları, duymadık Azrail’in  “ölüm haktır” nidasını… Fani olana sarf ettik, Yaradan’ı bilmeden… Kaybettik ecdadın bütün hazinesini… Girip muhabbet bağına sevda güllerini deremedik, hayatın ve varlığın sırrına eremedik…

Muhabbet bir nur iken, dünya malına hasredince belalı bir musibet oldu… Fani ve fena olan eşya hissetmedi muhabbetimizi, merhamet etmedi bize… İçimizde benlik ve gurur saltanat kurdu, menfaat ve sefahat sardı her yanımızı… Huzur ve sükun kayboldu… Acıya, ızdırapa, gözyaşına boğulduk… Hepimiz Allah’ın kullarıyken, birbirimize canavar olduk, parçaladık hayatımızı ve insanlığımızı…  Masumlar kurşunlandı, bebekleri katledildi, Bosna’da, Arakan’da, Irak’ta, Suriye’de, Filistin’de, Afrika’da, Türkistan’da, bütün İslam ve mazlum beldelerinde…  Hep oyuna geldik ve birbirimize rahmet olacağımıza azap olduk, keder olduk, mahvolduk…

Hey muhabbet fedaileri neredesiniz? Biliriz vakit gecedir, gün doğarken geliniz, bahar yakındır, çiçekler açmadan yetişiniz, tekmelemeyelim hoyratça laleleri, gülleri… Muhabbet güllerini derelim…

Merhamet dokunup yaksın kibrimizi, şefkat eritsin gazabımızı, tevazu kırsın gururumuzu, cehennem korkutsun nefsimizi, gözyaşlarımız soğutsun kin ve nefretimizi… Nefsimize muhabbet tuzağımız olmasın, nefis azgındır, ölümlüdür, onu Rab edinmeyelim, onunla Rabbi bilip, yücelerin yücesine gidelim…

Biz muhabbet fedaileri olalım. Sevgimiz ışıtsın dünyamızı, nurumuz ısıtsın varlığımızı, bütün eşya olsun dostumuz, aynı Halik’ın kulu olarak…  Atomlarla, yıldızlarla raks edelim, Mevlevi olalım, Yunus olalım, muhabbetten divane olalım…

Bir azgın yüzyılı yaşıyoruz, bir ortaçağ bataklığına düştük, galiba ahir zamana erdik… Yinede bir dönüm noktası var, bir müjde var… Şafakla birlikte gel, bahar birlikte gel, gün döndü, gün ile birlikte gel… Bebeklerin masum dilleriyle, mazlumların içten haykırışlarıyla, mağdurların ızdırari lisanlarıyla istiyoruz, muhabbet gönlümüze gel, yeşer ve dünyamızı aydınlat, bizi Hakiki sevgiliye rapt eyle…

Özledik… Muhabbeti özledik… Muhammedi (ASV) özledik… Ey muhabbet, Muhammedi (ASV) bir davet ol, öyle gel…