Warning: getimagesize(/home/gunebakiscom/public_html/images/banner/aaa.jpg): failed to open stream: No such file or directory in /home/gunebakiscom/public_html/amp/functions.php on line 0
İnşaat, insaaaf!..                                                   

İnşaat, insaaaf!..                                                   

Daha hızlı, daha yüksek, daha güçlü…”                                                                                 

Olimpiyat sloganının, inşaat sloganı olarak algılandığı kanaatindeyim.                                                                                                                                        

200’ü aşkın sektörü beslediği bilinen ve ülkemizi dünyada 2. sıraya oturtan ‘inşaat’tan bahsediyoruz. Reklamların kralından, aklımızı başımızdan alanından…

Aslında beklenen bir şeydi. Şehirlerin etrafı gecekondularla sarılınca…

Kenar mahallede gücüne güç katanlar gökdelenlerin büyüsüne kapılınca

Olanlar oldu. Hem, yabancıların da gözü kulağı Türkiye’deydi. Denizi, doğası ve havasında…

Yerimiz dardı, sokaklarımız Arnavut kaldırımı… Avlularımız vardı kalbimize açılan…

Uzak yakın denilmezdi, ‘mahalleden mi’ mutlaka tanışırlardı.

Bayramları, günleri geceleri büyük bir aile gibi yaşarlardı.

Komşu komşuya pencereden hal hatır sorar, düğünlerinde oynar, cenazelerinde ağlardı. İnsan, mahallesine girdi mi yere daha bi sağlam basardı.

***

Ekonomi büyüyünce… Eski evler işadamına, bürokrata ve sanatçıya dar gelince…

Bir sabah uyandığımızda yalnızdık, yüksek duvarlarla çevrili güvenlikli sitelere taşınmışlardı.

Şehrin kalbini kırmışlardı, dalını budağını… En yetkili ağızdan dile getirilmişti durumun vahameti: “Dikey tamam, yataya devam.” Özeti buydu ve yeni projeler için kıstas belirlenmişti. Mahallenin sıcaklığı özlenmişti anlaşılan.

Komşuları, ışık yüzlü insanları… Selamları sabahları…

***

Hayattan intikam mı alıyorduk ne?

Yoksa şehre, en yüksek tepesinden bakıp “seni yendim” diye seslenme içgüdüsü mü?

Kimyamız bozulmuş, meydanlarımız unutulmuş ve mahallemiz tarumar olmuştu.

Yıllar sonra şehre dönenler karşılaştıkları manzarayla derinden sarsılmışlar, söyleyecek söz bulamamışlardı. Gözlerini kapasalar, dünyayı özledikleri renklere boyasalar…

Sonunda şehrin yeni sahibinden “yapma” dercesine hesap sorsalar: “İnşaat, insaaaf!..

***

Türkiye’ denildiğinde akla ‘inşaat’ gelmesi boşuna değil.

Şantiyelerimiz dünyanın her yerinde… Prestij yapıların birçoğunda imzamızın bulunması gurur verici… Geleneğin teknolojiye direndiği, mimari çılgınlığın tüm hızıyla devam ettiği günlerde… Fotoğrafa bakıp ne diyelim? “Çelik beton icat oldu şehir bozuldu.”

KIŞ MASALI

Dağlara kar düştüğünde annemin ördüğü yün çorapları hatırlarım.

Lastiklerimi, Karslı Nasip Amca’nın hediye ettiği yün papağı… 

Kahvaltımızdan önce ineklerin ve köpeğin yalının hazırlanmasını…                                             

Gaz lambası ışığında ders çalışılmasını… Odun ve ot taşıma sırasının tatlı kavgasını… Kestanelerin sobanın üzerinde çıtırdamasını, çayımızın demini almasını, kedimizin köşedeki postunda kıvrılmasını… Babaanemin masal, dedemin de seferberlik hikayeleri anlatmasını… ‘Lenger’ dediğimiz yayvan bakır kaplara fındık, ceviz ve meyve konulmasını, pestillerin birazcık ısıtılmasını… Kavrulmuş buğdaydan kavut, fırın kurusu mısır yarmasından lapa yapılmasını… Ocak ateşinde nar gibi hamsikuşu tavasını, deli bal yediğimizde tutmasını… Palamut ve toriklerin uzun saplı tavalarla yarışırcasına duvara asılmasını… Annemin, kar altındaki öbek öbek kara lahana yapraklarını kırmasını… Naylon örtülerle çoluk çocuk çeşmenin önüne kadar kayılmasını… Kartopunun, ‘kürtük’ olsun diye yamaçtan yuvarlanmasını… Büyüklerin, önden giderek okul yolunu açmasını… Serenderde sakladığımız tadına doyum olmayan sinap elmasını… Kuşlar için pencere önleriyle karayemişin altına ekmek ve buğday bırakılmasını… Komşu bahçelerde oyunlar oynanmasını, acıktığımızda sofra hazırlanmasını… Yengemin iğne oyasını, amcamın iskemle ve ahşap çerçeve yapmasını… Babamın zaman zaman kemençe çalmasını, her Şana dönüşü akide şekeri ve kurabiye için defnelerin altında karşılanmasını…