Warning: getimagesize(/home/gunebakiscom/public_html/images/banner/aaa.jpg): failed to open stream: No such file or directory in /home/gunebakiscom/public_html/amp/functions.php on line 0
Gidişat iyi değil

Gidişat iyi değil

Dünyanın gidişatı iyi değil. Her gün zulüm, gözyaşı ve adaletsizlikler artarak devam ediyor. İnsanlığın nereye niçin varacağı yada varmak istediği her geçen gün muğlaklaşıyor ve geleceğe dair umudumuza karamsarlık hakim oluyor. Mutsuzluklar, hastalıklar, sosyal dengesizlikler ve hayatı anlamlı kılacak her türlü olumsuzluk gitgide artıyor. Teknoloji bağımlılığı, tüketim köleliği, silahlanma, asabiyet ve buna bağlı adaletsiz, insanlık dışı muameleleri hoş görme yada zulme duyarsızlaşma normal olarak algılanıyor.

Bu gidişat normal değil ve doğal olarak sürdürülebilir de değil.

Mektup yazarak iletişim kurmuş, ankesörlü telefon ile konuşmayı yaşamış bir neslin üyesi olarak, çocukluk ve gençlik yıllarımızın, yeni nesillere göre daha anlamlı olduğunu düşünüyorum. Biz anlamlı idealleri olan, az veya çok hayatı duyumsayan insanlardık. Yeni nesillerin tüm dünyada tek tip ve duyarsız hale geldiği, korkunç bir geleceğin yaşanılmasının kaçınılmaz olacağı bir dönem yaşıyoruz.

Biz bir sorun üzerinde konuşmanın, onu çözmek için yeterli olduğunu sananlardan değildik. Biz daha sessiz ve unutmanın değerini bilen bir nesildik. Yeni nesil ve gelecektekiler bu anlamda da sağlıksız görünüyor. Bu neslin barış, huzur ve mutluluk idealine duyarsız kaldığı artık aşikar. Herkes egoist ve yalnız.

Öte taraftan, devlet ve demokrasi kavramları ideal olgular olmaktan çıkıyor artık. Demokrasi çözüm olmuyor, olamıyor. Irak’a, Suriye’ye, Ortadoğu’ya veya diğer geri kalmış bölgelere demokrasi götürmek için yola çıkanlar, kan, açlık, ölüm ve yıkım götürdüler. Demokrasi sömürü ile özdeş hale geldi. Demokrasi savunucusu Batı, ikiyüzlü ve artık bunu inkar etmeyecek kadar umarsız. Peki Doğu’da konumlu olan Batı işbirlikçisi devletler- Suudi krallığında olduğu gibi- de iki yüzlü ve zalim.

Yani halkların her yönden kıskaca alındığı ve artık aşikarca zulme uğradığı, sömürüldüğü bir dönem yaşıyoruz.

Birleşmiş Milletler diye bir kavram yok artık. Bu kurumun aldığı kararların hükmü yok. Güçlü devletler ve sömürülen devletler ayrımı var. Güçlü olanın haklı olduğu bir süreç var. Peki ne olacak? Bu böyle gitmez ise, nereye varacak bu işler?

Benim kanaatim odur ki, zulüm ile ihya olanın sonu berbat olacaktır. Bunun nasıl olacağının mantıklı bir yolunu bilmiyorum. Bildiğim; tarih boyunca bu hep böyle olmuştur. Belki ezoterik bir yaklaşım ama benim inancım böyle.

İnsanlık tarihi bir kırılmanın eşiğini yaşıyor diye düşünüyor, buna inanıyorum.

Tavsiyem; hak ve adaletten hangi koşulda olursa olsun ayrılmadan şu hayatı yaşamak, her şeye rağmen gücünün elverdiği oranda zulme direnmektir.  Her türlü zulme direnmek insan kalmanın temel koşulu olmuştur artık.

Olup olmayacağı belli olmayan geleceğe, ancak bu şekilde hoş bir seda bırakabiliriz…