Warning: getimagesize(/home/gunebakiscom/public_html/images/banner/aaa.jpg): failed to open stream: No such file or directory in /home/gunebakiscom/public_html/amp/functions.php on line 0
Mülteci kampları izlenimlerimiz

Mülteci kampları izlenimlerimiz

Geçtiğimiz hafta İHH heyetiyle birlikte Reyhanlı’daki yetim kampıyla Kilis’teki mülteci kamplarına gittik. Yola çıktıktan sonra Anadolu Yayıncılar Derneğinin “bir hakkın teslimi” olarak nitelendirdiğimiz kararı bize iletildi. günebakış gazetesi Türkiye’deki yerel gazeteler arasında 2017 yılının “en iyi gazetesi” seçilmişti. Tam da yolculuk sırasında aldığımız haber bizim açımızdan yaptığımız işi daha da anlamlaştırdı. Bugün için “2017 yılının en iyi gazetesini” mi yazalım? Yoksa daha önceden planladığımız şekilde kamp ziyaretlerini mi? Kamp ziyaretleri ağır bastı. Türkiye’de 2017 yılının en iyi gazetesi seçilen günebakış’ı yarına bıraktık.

***

Suriye sorunu ülkemizde yediden yetmişe herkesin sorunu... Hiç kimsenin doğrudan ya da dolaylı olarak etkilendiği mülteci sorunu konusunda “Bana ne Suriye'den!” deme şansı yok. Zira sosyal, siyasal ve ekonomik olarak hepimizi etkiliyor. İnsanlar yaşam biçimlerine ve anlayışlarına bağlı olarak kimi meseleyi ensar-muhacir ilişkisi olarak değerlendirip “Daha fazla ne yapabilirim?” diyor. Kimisi de “Benim hakkım Suriyelilere veriliyor.” iddiasıyla tepki gösteriyor.

Televizyonlarda, gazetelerde her gün yer alan Suriye gelişmelerini merakla ve içimiz acıyarak izliyoruz. Astana'da varılan çatışmasızlık ve Sochi'de varılan çözüm konferansı adımlarının ardından gözler ülkemizdeki 3 milyon civarındaki Suriyeli mültecinin memleketlerine geri dönüp dönmeyeceklerine çevrildi.

***

Suriye çağdaş firavunların 2010 yılından bu yana bir milyon Müslümanı katlettiği topraklar… Suriye herkesin kendisini sınavdan geçirdiği topraklar… En başından beri dert edindiğimiz mültecileri hep uzaktan yazdık. Bu kez yaşamlarına doğrudan tanıklık etmek ve umut ışığı hükmündeki son gelişmeleri değerlendirmek üzere İHH heyetiyle birlikte bölgeye gittik. Gazeteden arkadaşımız Enis Yıldırım’la birlikte hem Reyhanlı’yı hem Kilis’i gezdik. İzlenimlerimizi sizlerle paylaşıyoruz.

1-Türkiye’nin insana verdiği değeri ve İHH’nın gönlündeki yerini gördük. İHH’nın Türkiye’de ve hatta dünyada eşi ve benzeri olmayan bir STK olduğuna tanıklık ettik. Gerçi buna gitmeden de inanıyorduk. Ama şimdi bir İHH gönüllüsü olarak gurur duyduk.

2- Reyhanlı Yetim Kampı projesi ve eğitim sistematiği Avrupa standartlarının da üzerinde bir proje. Sıradan bir yetim kampı değil. Yetimleri hayata hazırlayan en ince detaylar bile hayat bulmuş.

3-İHH, Kilis’te Şam Üniversitesi kurmuş. Suriye’de üniversite öğrencisiyken okulunu bırakmak zorunda kalan kız ve erkek çocuklar yine Suriyeli yüzlerce akademisyenden eğitim alıyor. Bir STK’nın başarabileceğinin çok ötesinde bir icraat.

4-İHH’nın kamplardaki varlığı da farkını öne çıkarıyor. Mültecilerin devlet nezdinde yerleştiği kamplar sıradan çadırlar. İHH’nın kampları ise konteyner evler. Çadırla konteyner arasındaki farkı şöyle anlatıyorlar: Çadırdaki her mülteci konteyner eve çıkmak istermiş. Konteynerdeki her mülteci prefabrik eve çıkmak istermiş. Prefabrikteki her mülteci de normal evi hayal edermiş... Onu gördük ki İHH henüz ev yapma aşamasına gelmemiş.

5-Yardımlar konusunda da İHH bir adım önde. Daha hassas ilgi ve mutlaka eğitim…

6-Mülteci kampları perişan. Âdeta ve sadece ölmemek için yaşıyorlar. Suriye tarafında bulunan ve toplam 250 bin mültecinin yaşamı ise per perişan. Türk tarafına geçişleri yasak... Geçebilmek için her şeylerini vermeye hazırlar. (Verecek bir şeyleri kalmışsa)...

Gündemimizdeki soru süreçle alâkalıydı. “Savaş biterse mülteciler ülkelerine dönecek miydi?” Kamplardaki mültecilerin tamamı dönmeye hazır. Hepsi âdeta iple çekiyor. Ya ülke içindeki diğerleri? Bu soruyu gezinin son bölümünde İHH yetkililerinin verdiği brifingde kendilerine sorduk. İHH yetkilileri çok yakından tanıdıkları mültecilerle ilgili şu kanaati paylaştılar: Dönüşün yüzde 70’in üzerinde olacağına inanıyoruz.

Reyhanlı ve Kilis’teki ziyaretlerimizde göz yaşartıcı tablolarla yüzleştik. Bazı şeyler var ki yazmak ve anlatmak mümkün olmuyor. Ancak yaşanıyor. Tıpkı hâl ilmi gibi... Galiba onu yaşamaya gittik. Mülteci konusunu dert edinenlere gitmeyi tavsiye edebiliriz.

İHH’yı değil mültecileri yazdık. Çünkü mülteci demek İHH demek oldu.