Warning: getimagesize(/home/gunebakiscom/public_html/images/banner/aaa.jpg): failed to open stream: No such file or directory in /home/gunebakiscom/public_html/amp/functions.php on line 0
Doçentlik Süreci

Doçentlik Süreci

Ülkemizde, akademik unvanlar, doktora sonrası, Yardımcı Doçent, Doçent ve Profesörlüktür. Birçok ülkede aynı unvanlar Asistan Profesör, Associate Profesör ve Profesör diye adlandırılmıştır. Doktorayı veya tıpta uzmanlığı bitiren öğretim üyesi adayı için yardımcı doçentlik atama kriterleri vardır. Doçentlik, merkezi yabancı dil, merkezi (ÜAK) doçentlik eser incelemesi ve sözlü sınavı ile (beş profesörden oluşan bir kurul) en zorlu süreçtir. Profesörlük, doçentlik sonrası, eser olarak doçentlik şartlarını en az bir kez daha sağlamakla mümkün olur. Üniversiteler asgari koşulları sağlamak şartıyla, kendi atama kriterlerini belirleyebilmektedirler.

İlk soru; doktora yapan herkesi basit süreçlerden geçirip profesör yapalım mı, yoksa yukarıdaki zorlu süreçlere devam mı?  Değişik nedenlerle akademik çalışmalardan kopmuş, fazla zaman ayırmayan, farklı işlerle uğraşan veya doçent adaylarına sorarsak farklı bir cevap, bu süreçleri geçmiş, akademik çalışmaları içselleştirmiş kişilere sorarsak farklı bir cevap alırız.

Doçentliğe geçişte ilk sınav yabancı dil sınavıdır. Aslında dil bilgisi dinleme, konuşma, yazma ve okuma gibi dört becerinin toplamıdır. Bir akademisyenin en az bir yabancı dilde, karşısındaki yabancı meslektaşıyla rahatlıkla iletişim kurabilmelidir. Fakat doçentlik dil sınavı sadece okuduğunu anlamayı içermekte, dinleme, konuşma ve yazmayı es geçmektedir.

ÖSYM gramer ve kelime bilgisini ölçen yabancı dil sınavını 2009 yılından itibaren giderek zorlaştırmıştı. Yeni YÖK-Dil sınavı geldi. Sınavın formatında bir değişiklik olmadı, sadece seviyesi farklılaştı, artık yabancı dil doçentlik başvuruları için bir engel olmaktan çıktı. Bu seferde ifrattan tefrite savrulduk. Eski sınavdan 40-50 alanlar, bu sınavdan 80-90 almaya başladı, bir anda yabancı dil seviyemiz, A veya B düzeyine çıktı.  Sadece okuduğunu anlamak yetmez, sınav bu dört yeteneği ölçen bir formata dönüşmeli ve zorluk derecesi uluslararası geçerli sınavlar gibi olmalıdır. Yoksa biz çalıp biz oynuyoruz.

Merkezi eser incelemesi aşamasında çok yakında kapsamlı bir değişiklik getirildi, yayınların daha nitelikli olmasını isteyen uygulama henüz yeni başladı. Yeni geliştirilen eser kriterleri yayın kalitesini artırmak açısından uygundur.

Temel soru; Profesörlük öncesi bilimsel yeterliliğin son kez test edilmesi kaliteye katkı yapar mı? Bazı ülkelerde bu sınav profesörlüğe geçişte yapılıyor. Yüksek lisans ve doktora eğitiminin ülke genelinde oturmuş bir standardı olmadığı için,  cevap evet… Ayrıca sözlü sınavın kayıt altına alınması birçok açıdan iyi olacaktır. Belki doçentlik alanları bazında merkezi bir bilim sınavı da önerilebilinir.

Doçentlik sürecinin merkezi mi, yoksa üniversite merkezli mi olsun soruları var. Doçentlik öncesi, yüksek lisans, doktora, yardımcı doçentlik ve profesörlük süreçleri üniversite merkezlidir. Bunun için en zorlu süreç olan doçentlik sürecinin merkeziliği devam etmelidir. Çünkü insanları, liyakatine göre değil de, aidiyetine göre değerlendiren anlayış bütün kurumlarımız gibi üniversitelerde de yaygındır.  Takdir yetkisinin kullanılması sonucu, doçentlik unvanını aldığı halde doçent atanamayanlar, profesörlük şartlarını sağladığı halde profesörler olamayanlar sürekli söz konusu olmuştur. Ne yazık ki, basit bir eğitim talebinin bile nepotizmin aracı haline geldiği görülebilmektedir. Bu nedenlerle hem doçentlik, hem de profesörlük unvanlarının bilimsel hak edişi doğrudan kadroya dönüşmelidir.

İstişare ve kaliteyi önceleyen Sayın YÖK Başkanımızın süreci iyi yöneteceğine inanıyoruz.