Warning: getimagesize(/home/gunebakiscom/public_html/images/banner/aaa.jpg): failed to open stream: No such file or directory in /home/gunebakiscom/public_html/amp/functions.php on line 0
Sınavsız Hayat

Sınavsız Hayat

Hayatımızın her safhasında sınavlara tabi tutuluyoruz. Daha çocukken, “Bir dalda beş kuş vardı, bir avcı ateş etti ikisini vurdu, dalda kaç kuş kaldı?” sorusuyla başlayan sınavlarımız, ana sınıfında, ilkokulda, ortaokulda, ortaokuldan liseye geçişte, lisede, liseden üniversiteye geçişte, üniversitede, işe girmede, işte yükselmede devam eder gider. Sadece bu süreçlerde değil, dürüstlüğümüzle, insanlığımızla, merhametimizle, bencilliğimizle, dostluğumuzla sınanırız

İmtihan edilmek alın yazımız mı? Âdem Babamız ve Havva Annemiz yeryüzüne indirildiğinden beri sınanıyoruz. İnsanın ruhlar âleminden dünyaya gelmesi ve akıl bağli olmasıyla imtihan başlar. Ebedi bir hayatı kazanıp, kaybetme imtihanı… İnsan olabilme, insan kalabilme ve insan olarak ölebilme imtihanı… Hakkı bulabilme, Hakta kalabilme ve Hakla ölebilme… İman ve salih amel mi? İnkar ve seyyiat mı? Bu imtihan aslında dünya hayatında kazanılan veya kaybedilen bir imtihan… Yaratılışımızın amacı, varlığımızın anlamı…

Varlık imtihanımız, hayatımızın bütün zamanlarını ve mekânlarını kapsar. Hayatımızın tamamına yayıldığı, bütün hayatımızı imtihan süreci yaptığı için fark edilmesi biraz zorlaşır. Hastalık, kaza, alışveriş, yol ayrımları, çıkar çatışmaları, zor zamanlar, yalnızlık, ölüm korkusu ve kriminal durumlar ortaya çıktığında imtihanın şiddeti artar ve biraz daha hissedilir hale gelir. Yinede öyle insanlar vardır ki yaşar, ölür ama imtihanda olduğuna uyanamaz. İmtihan sırrını anlamayınca, dünyaya refah ve saltanat içerisinde yaşamak için geldiğimiz zanlıyla, başımıza gelen musibetlere isyan ederiz. Saltanat ana vatanımızdaki hayatımızdı, tekrar ona dönebilmek imtihanı kazanmakla mümkündür.

İnsanın yaratılışı ve varlığının anlamı imtihan üzerine kurulunca, insan dünyada kurguladığı kendi hayatını da, kaçınılmaz olarak, sınavlar üzerinden tanımlar. Yaradılıştaki niteliksel ve niceliksel farkların ortaya çıkması ve vücut bulması ancak sınav ve sınama süreçleriyle mümkün olur. İyi ile kötü, başarılıyla başarısız, çalışkanla tembel, dost ile düşman bu sınav yaşanmışlıklarının ve kıyaslamalarının bir sonucu olarak ifade edilir.

Son günlerde eğitim sistemindeki sınavlar tartışılıyor. Sınav kaçınılmaz, “sınavsız hayat, oh ne rahat” diyebilme imkânı yok. Sınavın yeri, zamanı, şekli ve içeriği değişebilir, fakat sınav gerçeği değişmez. İtiraz seslerini duyar gibi oluyorum, “bazı ülkelerde geçiş sınavları yok” diye… Bu ülkelerin eğitim sistemleri oturmuş, ülkenin her köşesinde eğitim belli bir standartta verilmekte olup, sistemin tamamı hakkaniyetli bir sınav sürecine çevrilmiştir. Dolayısıyla ayrıca geçiş sınavlarını yapmaya gerek kalmamıştır. Yani bu ülkelerde sınavlar kaldırılmamış, eğitim sürecinin tamamı sınav haline getirilmiş, gerçek hayat imtihanında ki gibi…

Biz ne yapabiliriz? Biz de ülkemizin her mezrasında eğitimi ve eğitimin sonucu olan bilgi ve beceriyi ölçme işlemini standart hale, hakkaniyet üzere getirebilirsek, yani sistemin tamamını sınav sürecine çevirebilsek, -düşük yoğunlukta, sürekli- harici sınavlara ihtiyacımız kalmayacaktır. Sistemin tamamında standardizasyonu ve hakkaniyeti sağlayamayınca, harici bir sınavda bunu sağlamayı yeğliyoruz. İsim ve şekildeki değişiklik özü değiştirmiyor. Nasıl olursa olsun, hakkaniyet üzere olsun

Sahi dalda kaç kuş kaldı?