Warning: getimagesize(/home/gunebakiscom/public_html/images/banner/aaa.jpg): failed to open stream: No such file or directory in /home/gunebakiscom/public_html/amp/functions.php on line 0
Nümunelik  insanlar

Nümunelik  insanlar

Ay sonu geldi, maaşı aldı,akşamdan yaptığı liste gereği uğrama sırası dükkândı.Var-dı, selam verdi, Hacı Efendi’ye. O, tatlı, derviş edalı, elli yaşın biraz üstünde tombul adam kibarca,”Aleyküm selam, Hoca Efendi, hoş geldin. Buyur!” dedi. Öğretmen, “Hacı Abi, maaş aldım da bi uğrayayım dedim.” dedi, utana sıkıla. Çünkü toplamın yüzde kırkını verebilsem diye düşünürdü hep,Hacı Efendi  yüzde   yirmisini  dahi  verse bir şey demeyecek olsa da. Hacı Dursun, besmeleyle defteri aldı,çevirdi yaprakları. Kalın çerçeveli gözlüğüyle baktığı sayfayı adeta tercüme ediyordu. “Bulgur bu  hafta  ucuzladı.130 kuruş. Mercimek aynı 150 kuruş, Sana yağı 20 kuruş arttı, olsun  onu bu ay saymayalım…”

Dursun Efendi’yi 1985’te Nevşehir’den  Akçaabat  Lisesine nakil yaptığı yıldan beri tanırdı. Dinî bilgisi ne dereceydi bilemiyordu ama yaşantısı dikkatini çekmişti stajyer edebiyat öğretmeninin. Nitekim yıllar sonra  Karadeniz’in bu küçük ilçesinin merkez camisine girdiğinde topluma zararından başka hiçbir katkısı(!) olmayan insanları görür. “Burayı da mı işgal ettiler?” diye düşünür, çıkıp başka camiye mi gidecekti ki.Birden  solda ön safta birine gözü ilişti:oydu,o mübarek adam,dürüst adam,oradaydı.İçi rahatladı,ezanı beklemeye başladı.

Aynı  yıllarda bir gün  de parkta gördü, nur yüzlü adamı. Askerlik anılarını anlatıyordu. Yazıcıymış, aynı zamanda taburun imamıymış da. Komutanı çok severmiş onu, o da komutanını. Komutanı evine götürürmüş  bu  genç imamı, Yasin-i Şerif okuturmuş  ona.Saatine baktı, öbür Hacı Efendi: “Ezan yakın, hacım. Abdestin var mı?” Sorusuna Hacı Dursun Efendi,“Var,elhamdülillah. Ama tazelemek   iyidir.”  şeklinde  karşılık verdi. Edebiyat   öğretmeni, “Nur üstüne nur” deyince. “Allah nurunu bol etsin.” duası geldi karşıdan.  “Hacı abi.”  dedi, fotoğrafını çekebilir miyim? “Yo!”  dedi usulca, Oysa  çok istiyordu edebiyat  hocası, onun bir görüntüsünü kaydetmeyi. Makineyi ona çevirdi, “Çektim!” dedi.  Mübarek insan, boyun eğdi, bir şey demedi. Ama bir gün sonra nasıl olduysa iki fotoğraf karesinin ikisi de siliniverdi.

Askere giderken  uğramıştı ona. “ Çocukları bu ay idare edebilir misin, tütünü satınca sana borcumuzu ödeyecekler.” diye ricada bulununca, o, ”Sen, peygamber   ocağından dönünceye kadar çocukların istediği erzakı alsın, onlardan para istemem!”  dediğini hatırladı,Öyle bir adam bir daha yeryüzünde yoktur derken gözleri buğulandı. En yakınları çocuklarının kapısını çalmazken bu mübarek adam onlardan tek kuruş istememişti…

Yurtdışında çalışırken, kendisini çok yorduğunu gören arkadaşları, “Neden bu kadar kendini yıpratıyorsun?” demişler. O da, “ Para alıyorum, hak etmem lâzım.” diyor. “Yahu bunlar gavur, boşver!” diyecek olmuşlar, kovmuş adamları  yanından. Cemaati camiye çeken,müşteriye dükkanı ortak eden,hakkın Hak’tan geldiğine inanan,dervişliği modern çağda yaşayan Hacı Dursun Salih Efendi’ye sağlıklı,huzurlu,nice  ömürler diliyorum.